Kategori arşivi: istanbul travestileri

Asprin ve faydaları

Ben ilaç kullanmayı pek sevmem ama bir yerim ağrıdığında etkisine kesinlikle güvendiğim asprini mutlaka kullanırım. Üstelik asprin kanı sulandırması özelliği ile kan dolaşımını kolaylaştırır ve tansiyon yüksekliğine iyi gelir. Asprin hakkında size travesti dostlarıma çok farklı kullanım alanları yazacağım emin olun çok şaşıracaksınız. İsterseniz notlarını alın işinize yarayacak. Aspirin’in ilk versiyonunun Hipokrat tarafından söğüt ağacı kabuğu ile yapıldığı ve etkisinin 3 bin yıldan fazla zamandır bilindiği söylenir. Kimyager Hoffmann, kaynağı söğüt ağacı olan bu ilacın keşfettikten sonra bir süre sonra ise aynı şekilde diasetilmorfini sentezleyerek eroini bulmuştur. Aspirini genellikle sağlık için ilaç olarak kullanıyoruz. Oysa aspirin içindeki etken maddenin özelliği sebebiyle birçok alanda kullanabilirsiniz. Arabanızın aküsünden, saç rengine, nasırlarınızdan giysilerinize kadar birçok alanda kullanabilirsiniz. Direksiyon başına geçtiniz ama otomobiliniz çalışmıyor. Sorun aküden kaynaklanıyor ise size çok basit bir yol önereceğiz. Akü içine 2 adet aspirin atabilirsiniz. Aspirin asetilsalisilik üreterek aküdeki sülfürik asit ile birleşecektir. Böylece akünüz size en yakın servise götürecek kadar gidecektir. Beyaz gömleklerde ter lekeleri en tahammül edilmez sorunlardan biridir. Bu sorunu sevgilisi beyaz gömlek dışında bir şey giymeyen İstanbul travestilerinden Aslı için özellikle yazıyorum. Biliyorum ki o sarı lekeyi çıkarmak oldukça zordur ter lekesi en inatçı lekedir. Beyaz gömleklerinizdeki ter lekelerini çıkarmak için iki aspirini yarım bardak ılık suyun içinde eritin. Gömleğin lekeli bölümünü 2-3 saat boyunca bu çözeltinin içinde bekletin. Yüzme havuzuna gidenler bilir. Suda bulunan klor bir süre sonra saç rengini bozar. Özellikle boyalı saçların açılmasına neden olur. Bunu önlemek için ılık bir bardak suyun içine 6-8 aspirini koyun ve eritin. Bu çözeltiyi saçlarınıza sürün ve iyice ovalayın. 10-15 dakika bekledikten sonra saçınızı yıkayabilirsiniz. Artık havuza girebilirsiniz. Yüzünüzün herhangi bir yerinde sivilce çıkacağını hissederseniz, tek bir aspirini kırın biraz su ile macun haline getirin. Ve sivilcenin çıkacağı bölgenin üzerine sürün. Hem kızarıklığı hem de acıyı alacaktır. Eğer sivilce çıkmaya devam ediyorsa bu uygulamayı tekrarlayabilirsiniz. Sağlıklı günler dilerim İclal.

Beynimiz

İnsanı kontrol eden organ beyindir sinirler vasıtasıyla tırnak uçlarımıza kadar komut göndererek disiplini ve uyumu sağlar. Beyin bozulursa insan kalbi atsa bile yaşayamaz bitkisel hayat dedikleri duruma düşer. Bu nedenle kontrolü sağlayan bu organı tanımamız gerekmektedir. Beyin vücuttaki en büyük birimdir ve ana kontrol merkezidir. Vücudun en önemli parçasıdır. O kadar çok bilgiyi depolar ki sorumlulukları çok fazladır. Hassas yapısı kolay zarar görebilir ve bu nedenle ciddi sağlık sorunlarına, bazı yan etkilere neden olabilir. Beyin sağlığımızı korumak için yapmamız gereken kurallar oldukça basittir ve sağlığımız için mutlaka bunları yerine getirmeliyiz siz travesti bireyler için açıklayıcı biçimde hepsini tek tek anlatacağım. Önceliği sabah kalkar kalkmaz yapmamız gerekenlere veriyorum İstanbul travestilerinden Begüm not almak istemiş tabii bence almalıyız unuttuğumuzda çıkarıp bakmak lazım. Kahvaltı günün en önemli öğünü olduğunu sürekli duyuyoruz. Kan şekeri azaltmak isteyenlerde dahil olmak üzere birçok insan bunu biliyor.  Ancak, geceden yenilen yemekten sonra kahvaltıyı atlama beyin için yeterli besinlerin sağlanmasını engelliyor. Bu şekilde beyin fonksiyonlarının bozulmasına neden olabilir. Uzun süren uykusuzluklar hücrelerinin ölümünü hızlandırdı. Uyku stres gün boyunca uygun dinlenme ve onarım vücut sağlar. Bu nedenle, uyku her zaman öncelikleri arasında olmalıdır. Vücuda yüksek şeker alımı olursa,  besinlerden gelen yararlı vitamin ve mineralleri organların emmesini engelliyor. Böylelikle kötü beslenme sonucu beyin rahatsızlıklarının gelişmesin yol açacaktır. Aşırı yeme, kilo artışı, şişkinlik, düşük benlik saygısı  (Düşük benlik saygısı kişinin kendini değersiz, etkisiz, yetersiz, başarılı hissetmemesi, kendini sevmemesidir) Bu gibi etkenler beyindeki atardamarların sertleşmesine neden olur. Bu en zararlı alışkanlıklardan biridir ve diğer tüm yan etkilere rağmen Alzheimer hastalığı gibi erken bunama hastalıkların yanı sıra “çoklu beyin küçülmesine” neden olur. Uyurken kafayı örtmek bu da ne yani demeyin canım garip gelebilir ama inanın mantıklı bir açıklaması var. Bu alışkanlık gece boyunca oksijen alımını azaltır ve uyurken, baş dönmesi veya hava eksikliği hissetmeyiz. Ayrıca, fazla karbon dioksit solunması riski vardır. Sağlıklı günler dilerim İclal.

Bilinç yükseltmek

İnsan yaşadıkça hayatında gelişen olaylar sonucu değişikliğe uğrar. Bu çoğunlukla iyi yönde gelişen bir değişikliktir. Senin bilincin yükselmişse bu farkları mutlaka hissediyorsundur. Bilinci henüz senin kadar yükselmemiş olanların konuşmaları sana eski tadı vermemeye başlar. Kendin gibi olan insanları arar ve onlarla bir şekilde karşılaşmaya yeni dostluklar oluşturmaya başlarsın. Sana söylenen şeyleri olduğu gibi doğru kabul etmek yerine sorgulamaya başlarsın. Korkuların azalır. Eskiden zoraki yaptığın şeyleri artık yapmaya mecbur hissetmezsin. Bu pek çok kişinin bir türlü yaşayamadığı bir duygu durumudur siz travesti bireyler yaş aldıkça neler değişti hayata bakışınızda hiç ölçtünüz mü? Kendini çok daha rahat ifade etmeye başlarsın. İstemediğin şeylere rahatça “Hayır” diyebilirsin. Tek başına kalmaktan keyif almaya başlarsın. İnsan gençken yalnızlığa tahammül edemezken belli bir yaşı aştıktan sonra yalnızlık aranan, özlenen durum oluyor. Çok yaşarım ben akşam bir grup arkadaş davet eder aklıma evimdeki huzur gelir ve bir bahane bulup gitmem kendimi evime zor atarım. Hayatta gerçekten yaşamak istediğin gibi yaşayıp yaşamadığını sorgulamaya başlarsın. Gerçekten ne yapmak sana heyecan veriyorsa onun peşine düşersin. Olumsuzluklar seni eskisi kadar üzmez olur. Kötü giden şeylere dertlenmek yerine çözüm bulmaya odaklı olursun. Bunu en güzel belli eden kişi sanırım İstanbul travestilerinden Gizem çünkü eskiden dert edip eyvah dediği ne varsa şimdi boş ver diyor. Etrafta sıkıntı veren şeyler seni etkilemez. Gelecek için kaygılanmazsın. Başına kötü bir şey geldiğinde eskiden olduğu kadar üzülmezsin. Birisi sana hakaret ettiğinde, bağırdığında etkilenmez ve aynı şekilde tepki verme ihtiyacı duymazsın. Birisi seni haksız yere suçladığında kendini savunma ihtiyacı duymazsın. İltifatlar da seni eskisi gibi etkilemez. Onaylanma ve takdir edilme ihtiyacı hissetmezsin. Birilerine bir şeyleri ispat etme isteğin ve çaban biter. Seni rahatsız eden zihin konuşmaları gitgide azalır ve zor duyulur hale gelir. Öfke ya da üzüntü gibi duygular ara sıra gelir ama senin üzerindeki etkileri dakikalar içinde geçer üzerine yapışmaz ve seni günlerce rahatsız edemezler. Sevgiyle ve mutlu kalın İclal.

Kıyas

Kıyas insanın neşesinin de içine der yani neşeyi öldürür. Kendinizi bir başkasıyla asla kıyaslamayın. Kendin olmaya odaklanıp başkalarıyla yarışmadığında ve kendini kıyaslamadığında, herkes sana saygı duyacak. Saygı görmek kendin kalmakla yakından ilgilidir. Kendin ol sen başkası gibi değilsin sen sensin. En yaygın ve en yıkıcı günlük alışkanlıklardan biri, sürekli olarak kendini ve hayatını başkalarıyla ve onların hayatlarıyla kıyaslamaktır. Arabaları, evleri, işleri, ayakkabıları, parayı, ilişkileri, popülariteyi, kısacası her şeyi kıyaslarsınız. Günün sonunda özgüveniniz dibe vurur ve olumsuz duygular sizi sarar. Peki ne yapabilirsiniz? Bu alışkanlıktan nasıl kurtulabilirsiniz? Bugün bu alışkanlıkla başa çıkmanıza yardımcı olacak 3 basit adımı paylaşmak istiyorum ancak bunları gerçekleştirmek zaman aldığından kendinize biraz süre tanıyın ve sabırlı olun. Sabır denilince bu konuda gayet olduğunuzu bilirim travesti dostlar bakalım neler yazmışım. Ne yaparsanız yapın, muhtemelen yeryüzünde o işi sizden daha iyi yapan biri vardır. Komşunuzun arabasından daha güzel bir araba aldığınızda iyi hissedebilirsiniz tabi, ancak birkaç hafta sonra bir başka komşunuz sizinkinden daha güzel bir araba alabilir. Ne kadar geliştiğinizi, neleri başardığınızı ve hedeflerinize ne kadar yaklaştığınızı görün. Bu alışkanlığın olumlu etkileri şükran duygusu, takdir ve nezaket olacaktır. Ne kadar ilerlediğinizi gördüğünüzde diğerleriyle kıyaslama yapmadan da iyi hissedeceksiniz. Bu alışkanlığı günde veya haftada birkaç dakikanızı ayırarak günlüğünüze neleri başardığınızı yazmak suretiyle yerleştirebilirsiniz. Böylece zamanla kendinizi başkalarıyla kıyaslamayı bırakacak ve kendinize odaklanacaksınız. Bunu yapabilen kaç İstanbul travestisi var eminim oldukça fazladır. Diğer insanlara karşı tavrımızın ve davranışlarımızın, kendimize karşı olan tavır ve davranışlarımıza tahmin edemeyeceğimiz kadar büyük bir etkisi var. Diğer insanları ne kadar çok yargılar ve eleştirirsek, kendimizi de o kadar yargılayıp eleştiriyoruz. Diğer insanlara karşı ne kadar nazik ve yardımsever olursak, kendimize karşı da o kadar nazik ve yardımsever oluyoruz. Bu yüzden etrafınızdaki insanlara karşı nazik olun ve onların olumlu yönlerine odaklanın. Böylece kendinizle daha çok barışacaksınız. Saygılarımla kendinize iyi bakın İclal.

Garip

Gariplik nasıl anlatılır hiç bilmem insan yaşadığını kağıda dökmekte zorlanırmış Bugün şiir tadında bir paylaşım yapmak istedim sizlere garip bir tek taraflı aşk hikayesini kaleme aldım umarım beğenirsiniz. Tüm aşık travesti bireylere gelsin okumak su gibi kolay ama yazarken çektiğim sıkıntıyı bunu yazarken yanımda bulunan İstanbul travestilerinden Aşkın iyi bilir. Tuhaf bir dinginlik üzerime yağmış, sırılsıklam köşeye sığınmışım. Esrik de bir halim var neye baksam uçuşuyor, sen aklıma geldikçe bir daha sermest ediyor. Bilirken susmak ne kadar zorsa o kadar zorum, derdim zorum anlatmak da neyi nasıl sunsam diye günlerdir, dumanlar tüterken kafamdan beynimin her hücresiyle ayrı ayrı savaş veriyorum. Cephelerde asker olup vuruşan, süngü takıp dövüşen neferler gibi kahramanım, cesaretim aşkından, esaretim zincirimden kısa olsa canım yanar uzun tut ki az dolanayım. Dolanayım da beline hep orada kalayım. Sana şiir yazmaya kalkmıştım, iki kelimeyi yan yana getireyim derken yüklem aldı başını gitti. Gönlüm de garip, hanesini sılasını unutmuş. Köşe başında bitimsiz bir yağmurun altında, sokak lambası gibi dimdik kımıldamadan duruyor. Mezar kaçkınıyım, halim içler acısı, ışıksız pencerenin altından suretin süzülüyor. Hilal çekilmiş inzivaya ferimah yok. Elginim, kimsesizim, canımın cananı, gönlümün ilacı, eridim helak oldum, aç perdeni gör beni. Sevmenin günahı yok, azıcık da sev beni. Bir gönle gariplik çöktükten sonra, hanesi de, sılası da gurbettir. Hasretlik boynunu büktükten sonra, rüyası da, hülyası da gurbettir. Fark etmez gurbette ne yokuş, ne düz, görmeyene birdir gece ve gündüz, yoksa çevresinde tanıdık bir yüz, İki kaşın arası da gurbettir. Şah damarı kadar yakın da olsa, uzaktır arada bir perde varsa, gönül arzuluyor, göz görmüyorsa,şu duvarın arkası da gurbettir. Aşkın karşılığı olmayınca içine düştüğün durumun gurbetten farkı yoktur onun kalbi senin yurdun olmuştur ve sen oraya hasretsin yurdundan olmuş sıla hasreti çekersin. Garipliğimin ilacı çaresi oysa ondan uzakta her daim garip kalırım. Hiç kimse böyle bir duruma düşmesin her zaman karşılıklı aşklar sevmeler olsun sevgiyle kalın İclal.

Elinin altında ne var?

Sinema sektörü bile değişen insan trendine uygun olmaya başladı artık sorgulayan şükretmeyi öğrenen bir topluk var. Elinin altındakilerle yetindiğinde mutluluğun da anahtarı sende oluyor. Ulaşamayacağın asla sana gelmeyecek şeyler için üzüldükçe kahrettiğin hayatı sana ait olanları görmeye başladığında birden bire düzeliyor. Gülmek için sebeplerin oluyor.  Baştan belirteyim, bu kesinlikle “Gerçekten yeni bir çoraba ihtiyacınız var mı?” diyerek edebiyat parçalayan bir yazı olmayacak. Evet, çoraba ihtiyacınız olmayabilir ama yenisini almanın ne kadar eğlenceli olduğu da tartışılmaz. Gelin görün ki her şeye rağmen bir şeyler ters gidiyor. Kabul edelim, mutsuzuz. Üstelik işten çıkıp koştura koştura gittiğimiz yoga seanslarına ve kaç çift olduğunu unuttuğumuz ayakkabılarımıza rağmen mutsuzuz. Eminim nedenini siz de sorguluyorsunuzdur ve raflarınız alıp alıp okumadığınız, okusanız da pek bir şey anlamadığınız kişisel gelişim kitaplarıyla dolup taşıyordur. Peki gerçekten derdimiz ne? Para mı? Sevgili mi? Eş mi? İş mi? Ya bunlar varken bile mutsuzsak? İngiliz yazar Anna Hart’a göre yanıt çok basit: “Şükürsüzlükten!” Hart’a hak vermemek zor. En son hayatınızda olan neyi kutladınız mesela? Hatırlıyor musunuz? “Şenlik, boyutu anlaşılması gereken en önemli şeydir ama biz onu tamamen kaybettik. Şenlik derken, anbean size gelen her şeyin keyfini çıkarma kapasitesinden söz ediyorum… Eğlenirken bile eğlenmiyor, bunun keyfini çıkarmıyorsunuz. Zaten kazanmak için oynayınca oyun bir işe dönüşüyor; o zaman sadece sonuç önemli oluyor.”Sahip olduklarına şükredenlerin “modu” her daim çok daha yüksek, uykuları çok daha düzenli ve kendilerini yorgun hissetme oranları gözle görülür biçimde daha düşük. Aslında bu meselenin ayak seslerini uzun zamandır duyuyoruz. Julia Roberts’ın yediği, dua ettiği, üstüne Javier Bardem’ine kavuştuğu günleri unutmuş olamazsınız (“Ye, Dua Et, Sev”i mutlaka izleyin). İnsanız hepimiz ve elimizdeki yetinmeyi öğrenmek zorundayız travesti bireyler hayat acımasız falan değil bizler onu en acımasız haliyle yaşantımıza dahil ediyoruz. İstanbul travestilerinden Bahar az ilke öz mutluluk kavramını hayatına sokmuş şimdi bunun meyvelerini topluyor yani mutlu oluyor hepinize mutlu günler dilerim İclal.

Çevre ve insan

 

“İnsan çe966929-kuleonu-tren-istasyonu-ispartavrenin değil, çevre insanın yaratışıdır.”Kendi ellerimizle şekillendirdiğimiz bir dünyada yaşıyoruz. Şimdi şu anda şikayet ettiğimiz ne varsa bizim eserimiz. Bizi başarı ve güce götürecek tüm yeteneğe sahibiz. Bilmediğimiz ise yeteneğe sahip olmanın yeteneği kullanabilmek olmadığıdır. Kullandığımız kelimeler bize hayattan isteklerimizi verecektir eğer bir lira isterseniz bir liranız olur. Olabileceklerinizin hepsini olmak, yapabileceklerinizin hepsini yapmak, işitebileceklerinizin hepsini işitmek, görebileceklerinizin hepsini görmek istiyorsanız engellerle nasıl başa çıkılması gerektiğini öğrenmek zorundasınız. Engeller her an hayallerinizi yıkabilir. Engeller pozitif tutumları negatife, güçlü durumları aciz duruma sokabilir. Negatif tutumun yaptığı en kötü şey, kişisel disiplini yok etmesidir. Kişisel disiplin kaybolduğunda, istediğiniz sonuçlar da kaybolur. Başarıya giden yolda trafik işareti olarak kullanılabilecek beş ilkeyi travesti bireylerle paylaşmak istiyorum. Bunlar sihirli ya da çok karmaşık ilkeler değildir, fakat bu ilkelere mutlaka uyulması gerekir. Onların kullanımında ustalaşırsanız, yapabileceğiniz işler üzerindeki sınır kalkacaktır. Onları kullanmazsanız, atlayabileceğiniz yüksekliğe çoktan sınır koymuşsunuz demektir. Olumlu olmak ve pozitif düşünmek başlangıçtır; fakat cevabın tümü değildir. Disiplinsiz olumluluk, sulanmanın başlangıcıdır. Disiplinli olumluluk ise harikalar yaratır. Zenginlik ve mutluluğu sağlamanın anahtarları sizin elinizde neyi nerede kullanacağınızı bilin yeter. Gerilimle başa çıkmanın iki yolu vardır: Birincisi küçük şeylere iltifat etmemektir. İkincisi ise her şey küçüktür. Tüm başarılı insanlar, başarının engellemenin öbür tarafında filiz verdiğini bilirler. Maalesef, bazı insanlar öbür tarafa geçmezler. Amaçlarını gerçekleştiremeyenler, engellemeler karşısında yılanlardır. Onlar istediklerine ulaşabilmeleri için atmaları gereken adımlara, engellemelerin engel olmasına izin verirler. Bu yolda engellemeleri yararak ilerleyeceksiniz. Her geri adım bir başarısızlık değil, sizi amacınıza götürecek yolda daha fazla bilgi veren bir geri beslemedir. Böylece daha ileriye gitmek için gerekli bilgileri sağlamış olacaksınız. Bu deneyimi yaşamamış başarılı bir insan bulabileceğinizden şüpheliyim. Başarı isterken geri de ileride aynıdır yeter ki pes etmeyin daima hedefinize göz dikin. Bunu başarabilen İstanbul travestileri şehrin getirdiği tüm zorluklara rağmen ayakta kalabiliyorlar. Hepimiz başarı istiyoruz o halde yılmak kelimesini sözlüklerimizden çıkarmalıyız. Sevgiyle kalın İclal.

Söz demiri keser

Sözden daha etkili kılıç bilmem ben demiri bile keser. İnsan yüreğini de isterse göklere çıkarır, isterse yerin dibine geçirir. Söz ağızdan çıktıktan sonra geri alınmayan tek şeydir tıpkı ölüm gibi geri dönüşü olamaz sadece özür dilemek sözünüzü hafifletir ama asla geri almaz. Bu gezegendeki en yüksek, en etkili enerji, sözdür. Hiçbir şey sözün ötesinde olamaz, olmamıştır, olmayacaktır Bu nedenle, sözün gücünü bilinçli bir şekilde idrak etmeliyiz. Sözün gücünü idrak ettiğimizde ve sözün ardında durması için tüm zihnimizi harekete geçirdiğimizde tüm dünyayı bizim için yaratabilecek olan sözü yaratırız. Başlangıçta söz Tanrı ileydi ve dünyayı söz yarattı. Söze hürmet ederseniz, bu dünyada hürmetle ederseniz, bu dünyada hürmetle ağırlanırsınız. Sözler asla basmakalıp olmamalıdır, alışkanlık eseri kullanılmamalıdır. Her kişinin sonsuz başlangıcında sözler vardır. Sözlerle arkadaş edinirsiniz, sözler aracılığıyla kendiniz bağlar, sözlerle iftira atar, yine sözlerle methiyeler düzersiniz. Bu yüzden sözleri kullanırken oldukça özenli olun. Çünkü söylenen tek bir söz dahi kişinin kaderini alt üst edebilir. Ağzımdan çıkanı kulağım duymalı felsefesini benimseyen travesti bireyler hiç lafım yok en doğrusu da budur zaten ama ya ağzından çıktıktan sonra duyduğun sözü karşındakinden geç duyarsan eyvah ki eyvah. Başlangıçta söz vardı. Fakat o söze yüreğinizi koyduğunuzda, söz bir bütün, saf sevgi halini alır. Yüreğiniz taşımayan söz ise, arzudan ibarettir. Dilinizden dökülen her söz var olur. Orada bir yerde durur. Bir titreşimdir. Söz, bir sebep ve bir sonuçtur. Kimse sözden kaçamaz. Sözden kaçamayacağımızın bilincine varmak bizim en temel görevimizdir. Doğrumudur bilemem ama evrende kaybolmayan tek şeyi sesler olduğu söyleniyor yani milyonlarca insanın söylediği her söz alemde bir yerlerde asılı duruyor ve geziyor. Bir gün sözler yere inecek olursa ben kendiminkileri tanırım diyen İstanbul travestilerinden Aslı sözünü sahip çıkan dürüst insanlardan olmayı tercih ediyor ya siz? Sahiplenebilecek misin her söylediğiniz sözü ve ben söylemişsen doğrudur diyebilecek misiniz? Sözlerinin arkasında duranlara selam olsun. Sevgiyle kalın İclal.

Sezgi

sez

Sezgilerine güvenmek ne kadar doğru bir kelime insan önce sezgilerine kulak vermelidir. Mesela yeni tanıştığınız biri hakkında aklınız hemen yorumlama yapar işte bu hissettiğiniz şey sezgidir. Hayatın gerçek yolculuğunda kendi sezgin senin yegâne öğretmenindir.Sezgi anlamına gelen İngilizce intuition sözcüğüne hiç dikkat ettin mi? O ders anlamına gelen tuition ile aynıdır. Ders (tuition) dışardan öğretmenler tarafından verilir; sezgi (intuition) kendi doğan tarafından içerden verilir. Kendi içinde rehberine sahipsin. Birazcık cesaretle bir daha asla değersiz olduğunu hissetmeyeceksin. Bir ülkenin cumhurbaşkanı olmayabilirsin, bir başbakan olmayabilirsin, Henry Ford olmayabilirsin ama buna gerek yok. Çok iyi bir şarkıcı olabilirsin, güzel bir ressam olabilirsin. Ve ne yaptığının önemi yoktur… Çok muhteşem bir ayakkabıcı olabilirsin. Şayet herkes kendisi olarak büyürse tüm yeryüzünün, muazzam kudrete, zekâya, anlayışa sahip güçlü ve yuvaya varmış olmanın coşkusuna ve tatminine sahip insanlarla dolu olduğunu göreceksin. İdeal sözcüğü benim için kirli bir sözcüktür. Benim ideallerim yok. İdealler seni delirtmiştir. Tüm yeryüzünü bir tımarhaneye dönüştüren şey ideallerdir. İdeal senin olman gereken şey olmadığın demektir. Bu gerginlik, kaygı, keder yaratır. Bu seni böler, seni şizofren yapar. Ve ideal gelecektedir ve sen ise buradasın. İdealler imkânsızdır. Bu yüzden onlar ideallerdir. Onlar seni delirtir ve seni ruh hastası yapar. Ve kötülemek ortaya çıkar çünkü sen her zaman idealin gerisinde kalırsın. Suçluluk duygusu yaratılır. İdealleri uğruna yaşadığını sanan sersemlerden olmadığınızı biliyorum değerli travesti bireyler ama idealleriniz olduğunu da biliyorum. Bu aynı şey değildir bir ideal uğruna hayat verilmez. Ben be İstanbul travestilerinden Hale’nin ideali en az zarar vererek bu dünyadan göçmek yani faydalı birer insan olmak işte ideal böyle ulvi bir amaca hizmet etmelidir. Aslında din adamlarının ve politikacıların yapmakta olduğu şey budur; onlar sende suçluluk duygusu yaratmak ister. Suçluluk yaratmak için onlar idealleri kullanır; basit mekanizma budur. Öncelikle bir ideal ver ve sonra suçluluk duygusu otomatikman gelir. Sizi şaşırtan sezgileriniz değil idealleriniz ise bırakın sezgileriniz ön plana çıksın sezgili kaygısız günler dilerim İclal.

Mumlar

mum

Mum denilince aklıma hep romantik bir akşam yemeği gelir filmlerin etkisinden olsa gerek mum ben de bunu çağrıştırıyor. Rengarenk mumların her birinin bir sembol ifade ettiğini biliyor muydunuz? Artık mumlara biçimleri, kokuları ve renkleriyle sadece bir aksesuar olarak bakılmıyor İşte rengarenk mumlar ve insanlar üzerindeki etkileri. Evinize hangi mumu almayı istediğinizi bu yazıyı okuduktan sonra karar verin. Ya da İstanbul travestilerinden Nesil gibi hepsinden birkaç tane alın ruh durumunuza göre yakarsınız. Yeşil mum hareketin ve verimliliğin sembolü olarak görülüyor ve vücut-beyin enerjisini dengelediği söyleniyor. Doğa tutkusunu arttırdığı da iddialar arasında doğada olmayı seven her yıl mutlaka bir ay kamp çadırında yaşamayı seven bir travesti iseniz yeşil mum tam da size göre alın bulunsun. Mavi mum renk uzmanlarına göre algı yeteneklerimizin uyanmasına ve içsel yeteneklerimizin farkına varmamıza yardımcı olan en etkili mum bir konu hakkında karar vermeniz gerekiyorsa mavi bir mumun ışığında olmanız da fayda görüyorum. Beyaz mum saflığın ve gücün sembolü olarak kabul ediliyor. Ayrıca birlikte yandığı diğer mumların da etkilerini artırıyor. Beyaz bir mum duman çıkarıyorsa, çevredeki negatif düşünce ve etkileri yok ettiği söyleniyor. Eğer duman bir süre sonra kesiliyorsa, o bölge her çeşit olumsuzluktan arınmış sayılıyor. Siyah mum en güçlü ve koruyucu mumlar olarak kabul ediliyor. Pek çok dinde, ayin ve törenlerde siyah mumun kullanılması buna bağlanıyor. Uzmanlar, aşırı kullanımın depresyona yol açabileceğini iddia ediyor. Bu yüzden önerileri, siyah mumun, beyaz renkli mumlarla bir arada kullanılması tek başına yakmayın da ruhumuz incinmesin. Kırmızı mum, bu yorumu yapmak için aslında uzman olmaya hiç gerek yok Kırmızı aşk ve romantizmin sembolü olduğuna göre, kırmızı mumlar da aynı etkiyi yaratacaktır Nitekim uzmanlarda aynı şeyi söylüyor. Pembe mum, sevginin ve başarının sembolü olarak bakılıyor Onurlu, bilinçli ve saf bir hayatın özellikleri pembe mumlarda toplandığı söyleniyor. Turuncu mum, neşeyi ve yaratıcılığı artırdığı iddia ediliyor Sonucunu görmek için ders çalışırken, çalışma masanızda turuncu mum yakarak küçük bir deney yapabilirsiniz. Renklerin anlamını öğrendiğimize göre nerede ne yakacağımızı biliyoruz demektir sevgiyle kalın İclal.