Kategori arşivi: bodrum travestileri

Hayatı kullanma kılavuzu

resim

Bu dünyadan isteklerimiz hiçbir zaman bitmez. Neyi elde etsek yetinmek yerine hep daha fazlasına göz dikeriz. Mutlu olmak, değerli olmak, sevilmek sayılmak gibi isteklerimiz hiç de boş istekler değildir insanın mayasında vardır. Pozitif düşünce, Çekim yasası, Olumlama, Kuantum düşünce tekniği… İsteklerimizi tezahür ettirmek için kullanabileceğimiz birçok başlık var. Madem istekte bulanacağız küçük olanlarla başlayalım. Onların gerçekleşme ihtimali daha fazla olduğu için küçük mutluluklar kazanırız. Hiç bir şey başarının kendisinden daha başarılı bir etki bırakmaz zihninin üzerinde. Başarı ise hayatına yeni başarıları çeker. Böylece başlangıç adımın kolay netice verir ve daha da büyük isteklerinin gerçekleşeceğine inanır. Şimdiki zamanda istemek tek doğru kuraldır. “Ben sağlıklıyım”, “Ben zenginim”, Benim mükemmel bir ilişkim var”, Ben sevdiğim bir ortamda, sevdiğim işi yapıyorum” gibi cümleler olmalı. “…olacak”, “…sevecek” sonu belirsiz biten cümlelerden uzak dur. Aksi takdirde sadece isteme durumunu istemiş olursun ki, bu da sana sürekli isteme halinden başka bir şey getirmez. Kesin cümleler kurmalısın yani öyle dilekle istekle biten cümleler değil önce sen inanmalısın ki evren de inansın. Bu konuda yazılmış pek çok kitap var ben en çok Bodrum travestilerinden Jale’nin yazdığı kitabı öneriyorum. Hem bizden biri hem de bu konunu gerçekten ustası ben ona gülümseyen, gülümseten dost diyorum. Olumsuz ekler içeren cümlelerden kendini arındır. Engel olmaya çalıştığın şeyleri andıkça onları da hayatına çekiverirsin. Enerjini sahip olmak istemediklerine değil, sahip olmak istediklerine yönlendir. Unutma korkular, korktuklarını hayatına çeker. “ hasta olmak istemiyorum” dediğin an hastalığı çekersin. Ağzından dökülen kelimelerin bilincinde ol. “Ben sağlıklıyım!” de. Kendinin söylemekten çekindiğin şeyleri başkalarından duymak için boşuna beklersin. Bu yüzden ben değerliyim çünkü öyle hissediyorum kimse inanmasa bile ben başarılıyım. Bir şeyi var etmemeyi değil, bir şeyi var etmeyi becerebiliyorsun. Bu yüzden sadece var etmek istediklerine odaklan, var etmek istemediklerine odaklandıkça içini korkuyla doldurursun. Formüllerin kısa, öz, net ve kesin olsun. İsteklerini ne kadar doğru iletirsen, karşılığını o kadar doğru alırsın. Kısa ve öz formüller üretirken, isteğin üzerinde düşünmek zorunda kalırsın ve bu sayede onun özüne inebilirsin. İsteğinin özüne inmek onun gerçekleşme süresini hızlandırır. Kolay gelsin umudunuzu kaybetmeyin bir gün her şey istediğiniz gibi olacak sevgiler İclal.

Kansere yenilmeyin

Kanser için hiç bilinmeyen bir gerçek ortada dolanmaya başladı. Ne mi kanserli hücrelerin şekerle etkileşime girip çoğaldığı gerçeği yani şeker kansere neden oluyor. Öncelikle kansere yenilmeyin. Un ve şekerden kaçınarak insülin direncini yenin. Hiçbir şekilde tatlandırıcı ve tatlandırıcı içeren ‘light’ hafif yiyecek ve içecek tüketmeyin.Katkı maddesi ilave edilmiş, paketlenmiş gıdaları yemeyin. Taş devri diyetini uygulayın. Bol taze sebze ve meyve yiyin. Meyve yerken de şeker oranı yüksek meyvelerden uzak durun. Hayatından şekeri çıkaran travesti bireylerin bu konuyu daha iyi anlayacaklarını düşünüyorum çünkü şeker olmayınca beden daha sağlıklı çalışmaya başlıyor. Yeterli omega-3 alın; ayçiçeği, mısır, soya, pamuk ve margarin gibi yağları diyetinizden çıkartın. Bunların yerine zeytinyağı ve doğal hayvani yağları (tereyağı, iç yağı ve kuyruk yağı) Kefir, yoğurt, turşu, sirke, nar ekşisi ve boza gibi probiyotiklerden (faydalı mikroplar) zengin gıdalarla beslenin. Özgür dolaşan hayvanların etini ve yumurtasını yiyin. Pastörize sütlerden mümkün olduğunca kaçının. Kutu sütü tüketmeyin. Mümkünse manda sütü kullanın. Süt yerine süt ürünlerini (yoğurt, peynir) tercih edin. Günde iki diş sarımsak ve/veya 1 baş kuru soğan tüketin. Sarımsağı gidip marketlerden alırsanız mutlaka size Çin sarımsağı satarlar mümkünse pazardan almayı tercih edin ben her hafta İstanbul travestilerinden bir grup arkadaşla semt pazarını gezer her şeyin doğal olanını almaya çalışırım. Hatta yumurta, yoğurt tereyağı gibi ürünleri de köylü kadınlara sipariş veririm. Her hafta aksatmadan getirirler ama bizim küçük şehirlerde mesela Bolu’da, Bodrum’da ya da Balıkesir’de yaşayan travestiler kadar seçme şansımız yok. Ne bulursak sorgulamadan alıyoruz. Günde 1-2 tatlı kaşığı zerdeçal tozu tüketin. Yeşil ve siyah çay tüketin. Stresten uzak durun. İyi uyuyun.Çevresel toksinlerden ve sigaradan uzak durun.D vitamini düzeylerinizi yükseltmek için dengeli bir şekilde güneşlenin ya da D vitamini takviyesi alın. Yeteri derecede egzersiz yapın. Alkol kullanmayın. Ama şarap içmek bu sınıfa girmiyor bildiğiniz gibi şarap yemekten önce içildiğinde metobolizmayı hızlandırıyor ve kan dolaşımını arttırıyor. İşlenmiş soya ürünü yemeyin. Sonrası artık bedeninizin ne kadar sürede içerdeki şekerden kurtulduğuna kalmış siz şimdiden başlayın şekeri hayatınızdan çıkarmaya. Sevgilerimle travesti İclal.

Yaza hazırlanalım

Havalar her geçen gün biraz daha ısınıyor benim de içimi bir mutluluk kaplıyor bu sene de yazı görebilme mutluluğu. Her mevsim insan bünyesi üzerinde farklı etkiler yatır ama sanırım en çok da yaz bizi kıpırdatacak güce sahiptir. Bahar diyenler de vardır aranızda değil mi sevgili travesti dostlarım haklısınız bahar da insana aşık olmayı özlettiriyor.

Her bir mevsim geçişi bünyemizde farklı etkiler yaratıyor, bilirsiniz. Bahar geçişlerinde yaşanan tuhaf yorgunluk, uykusuzluk hali baharın verdiği enerjiyle bir araya geldiğinde iyice tepe sersemi ediyor insanı. Baharı tam anlamıyla yaşayamadan gelen yaz ruhsal olarak mutlu etse de bedenen hazır değilsek keyfi çıkarılamaz bir hal alıyor. Bu yüzden sizin için bir yaza hazırlık dosyası hazırladım. Bakalım yaz mevsimine keyifli girmenin ve mutlu geçirmenin yolları nelermiş. Güzel bir bedene sahibiz doğru ama daha ışıltılı olmak için yapmamız gerekenler var. Bedeni yazın ışıltısına hazırlamanın yolları basit, beslenmenize ve egzersizlerinize dikkat ederek bunu kolayca başarabilirsiniz. Kıştan kalma tembel beslenme şeklinize devam ederseniz de yaz boyunca vitrinlerden, aynalardan ve kumsaldan uzak kalmak isteyebilirsiniz. Geçen gün Ankara travestilerinden Bade bir karikatür atmıştı kadın spor yapıyor yazın denize gitmek için sonra üçüncü karede aman boş ver en iyisi yayla tatili diyerek vazgeçiyor spordan biz öyle olmayalım. Bakın Antalya, Bodrum, Muğla travestileri forma girmiş bile yakında deniz mevsimini de açarlar biz öyle bakıp kalmayalım. Azar azar ve sık öğünler halinde beslenin. Uzmanların söylediğine göre yemek yedikten yaklaşık 3 saat sonra kan şekeri düşmeye başlar. Kan şekerinin düşmesi vücutta yorgunluğa sebep olur ve yemekleriniz arasındaki periyotlar uzadıkça bu yorgunluk daha hissedilir bir hal alır. Bu yüzden yemeklerinizi ana ve ara öğünler halinde dengeleyerek yorgunluk hissini ortadan kaldırabilirsiniz. Az yeseniz dahi sık beslendiğiniz için açlık hissinin giderek kaybolduğunu göreceksiniz. Günde en az 2 litre su için. Su vücuttaki asit seviyesini düşürür. Ayrıca düzenli su tükettiğinizde ter kokunuzun da azaldığını göreceksiniz. Hadi bakalım işe koyulma zamanı yaza merhaba demeye hazırlanalım. Sevgilerimle travesti iclal.

Topraktan gelen nimet

Zeka geninin çocuklara anneden geçtigini bilmeyen kalmadi. Bu haber erkeklerin biraz canini siksa da bilimden gelen acitmaz demekle yetiniyorum. Zeka ayni zamanda insanin yetistigi ortamla da alakalidir. Bu konu üzerine Ingiltere’de yapilan bir arastirma toprakla ugrasmanin yani meyve sebze yetistirmenin de zekayi olumlu yönde etkiledigi gerçegini ortay koymus. Desenize bizim en akillilarimiz yine köylülerimiz çiftçi milletin efendisi olmasin da ne yapsin bu durumda. Bag bahçe ile ugrasan travesti dostlarimiz varsa ne mutlu onlarla hem güzel bir isle ugrasip bütün negatif enerjilerinden kurtuluyorlar hem de çok daha zeki insanlar haline geliyorlar. Bu haberi okuduktan sonra benim de söyle küçük bir bahçe alip ekip biçesim geldi dermisim. . Toprak vücuttaki tüm negatif enerjileri alarak, çocuklarin ve yetiskinlerin daha saglikli ve akilci olmasina neden oluyor. Buna paralel olarak, yetistirdikleri çiçek, meyve veya sebze olsun, büyüdügünü ve filiz verdigini görmek onlari daha üretken daha kendine öz güvenli hale getiriyor. Aslinda söyle Izmir ya da Mugla taraflarinda bir zeytinligim olsa o bile bana yetecek bu yaz Mugla ve Bodrum travestilerini ziyaret ettigimde hepsinin balkonunda küçük bir tarla oldugunu gördüm. Bu çok hosuma gitti. Biz millet olarak topragi ekmeyi biçmeyi seven insanlariz sanirim o yüzden de zeki oluyoruz. Haftada en az iki defa çiplak ayakla toprak üzerinde yürümek saglik için çok önemli. Bu imkâni yaratamayanlar için de saksi çiçekleriyle ugrasmak bir diger yöntem. Böylece vücudumuzdaki elektromanyetik yükü ayaklarimiz veya ellerimiz vasitasiyla bosaltmis oluyoruz. Bir diger önemli noktanin evin elektrik tesisatindaki toprak hatti… Toprak hat disindaki tesisatlar elektronik cihazlarin ömrünü kisaltiyor ve elektromanyetik dalgalari daha fazla açiga çikariyor. Toprak üzerinde ayakkabi veya çorap ile degil çiplak ayakla dolasmak gerekiyor. Elektromanyetik dalgalarin zararini en aza indirgemek için özellikle toprakla ugrasmak gerekiyor. Vücudun enerji dolasiminda büyük rolü olan çakra noktalari da bu dalgalardan olumsuz etkileniyor. Çakralarin elektromanyetik dalgalar nedeniyle kesintiye ugrayarak enerji kanallarinin da normal isleyisini kaybediyor. Bu nedenle topraga basmayan insanlar daha sik hasta oluyorlar özellikle de ruhsal çöküntülere açik hale geliyorlar.

Aldatmanin dayanilmaz hafifligi

Bu erkeklerin ayarlari dogustan bozuk galiba, ben daha bir kadinla mutlu olanini göremedim. Ne yazik ki etrafimda sürekli aldatilma hikayeleri dinliyorum. Aslinda her kadinda erkegin kendisini aldatmaya meyilli oldugunu bildiginden diken üzerinde oturur. Hep bir kusku içinde yasamak zor gelmeye baslayinca zaten iliskinin neresinden kopacagina bakmaksizin bos veririz her seyi, oysa erkeklerde durum tam tersidir kadinlarina güvenmek onlar için bir kuraldir ama güvenirken bos birakmakta istemezler kafalarina göre yasaklar, kurallar koyarlar. Yok efendim mini etek giymeyeceksin, dekolteye sinirlama, bazilari her yerde konusmanizi bile istemezler ona bile yasak getirirler.

Oysa kendileri baska kadinlari çaktirmadan süzer, agina takilacak baliklara hiç hayir demezler. Maalesef bu durum böyle gelmis böyle gidiyor. Degistirmek için biz kadinlarin yapmasi gerekenler var tabi ama adam iflah olmuyorsa salla gitsin senin olmayandan sana hayir da gelmez.

Her sey çok seviyorum senden baskasini gözüm görmüyor ile baslar sonra hep bildik hikaye ile devam eder. Gözü yasli aldatilmis kadin arkadaslarinin kucaginda aglarken, erkek çoktan yeni sevgili arama moduna girer. Daha yeni Bodrum travestilerinden bir arkadasim sevgilisinden aldatma yüzünden ayrildi. Erkeler aldattiklarini sanirlar ama aslinda aldanan hep kendileridir. Çünkü biz kadinlar onlarin cigerini biliriz. Aldatmaya meyilli erkek önce elinde çiçeklerle hediyelerle eve gelmeye baslar. Bunun nedeni aldatmadan dolayi yaptiklari vicdandir ama vicdanlari çabuk körelir bir süre sonra aldatmaya devam ederken, hediyeler çiçekler biter hatta üste çikmak için kiskançlik krizlerine girerler. Kendileri yapiyor ya acaba biz de yapiyor muyuz diye bir kuruntu düser içlerine buna halk arasinda aldatmanin dayanilmaz hafifligi deniliyor. Bu terimi de ben uydurdum ama cuk oturdu ne dersiniz?

Sizi aldatan bir erkegi yakalamanizin tek sansi bilgisayari yani sosyal medya olacaktir. Eskiden telefonlar karistirilir mesajlar ortaya dökülürdü ama artik günümüzde erkekler bu konuya uyandi mesaj kutulari eve gelirken her zaman bom bos oluyor. Sanirim yolda siliveriyorlar. Ama nedense daha sosyal medyadaki yazismalari silmeye uyanmadilar ve bingo. Yakayi hep ayni yerden ele veriyorlar. Sanki sizi kandirmakta üstlerine yok. Oysa biz kadinlarin kandirilmaya degil birazcik dürüstlüge ihtiyaci var. Aldattim desin canimi yesin ama yok olmaz her zaman inkar ederler. Takmayin onlar kendilerini aldatmaya devam etsinler biz isimize bakalim. Sevgiyle kalin canlar.

Günün modasi beyaz çay

Çayin iyisini içmek ve saglikli bir hayat sürmek için saraylarda yasamaniz gerekmiyor. Fiyati biraz pahali olsa da beyaz çay simdilerde tam bir saglik deposu, güzellik iksiri olarak market raflarinda yerini aldi. Çay yapraklarinin henüz olgunlasmamis yeni büyümeye baslamis yapraklari bahar aylarinda sadece bes gün boyunca toplanir, özel bir yöntemle islenir. Bildiginiz yesil çaydan farkli bir renk alir ve bu haliyle bin bir derde deva olur. Beyaz çayin adi yapraklarin üzerindeki beyaz tüylerden gelmektedir. Ayni bitkiden elde edilmesine ragmen siyah çay, esil çay ve beyaz çay tat bakimindan birbirlerinden tamamen farklidir. Siyah çayin sert tadi, yesil çayda hafif ve bitkisel bir tada dönüsür. Beyaz çay ise bu iki çaydan daha hafif bir aromaya sahiptir ve yumusak içimlidir.

En kaliteli beyaz çay Çin’de yetismektedir. Hiç açilmamis çay yapraklari toplanir ve kurutularak paketlenir. Ben Çin’den gelen beyaz çayi denemedim ama geçenlerde Konya travestilerinden Ayma, Rize gezisinden hepimize beyaz çay hediyesi ile gelince beyaz çayi deneme firsati buldum. Içimi hafif olan bu çayi çok begendim. Faydalarini ögrendikten sonra siyah çay içmeyi birakarak beyaz çay içmeye basladim.

Sizlere de benim yani travesti Iclal’in çok begendigi bu çayin faydalarindan bahsetmek isterim; Beyaz çay öncelikle cildi tazeliyor ve içinde bulunan E vitamini sayesinde hücrelerin kendini yenilemesine yardimci oluyor.  Metobolizmayi hizlandirdigi için yag yakimi sagliyor ki bu özelligi ile kis aylarinda biraz kilo alan Bodrum travestilerinden Ayda’dan tam not almayi basardi. Ayda beyaz çay sayesinde bir ayda tam olarak bes kilo verdi ve yeniden bomba gibi oldu. Beyaz çay kanserli hücrelerin küçülmesini sagladigi için yüksek fiyatina ragmen kanser hastalarinin da ilk tercihi olmayi basardi. Zaten illa bu çayi siyah çay gibi kilo ile almaya gerek yok çünkü günde sadece üç bardak beyaz çay içmeniz sagliginiz için yeterli olacaktir.

Piyasada gramla satilan beyaz çayin bu kadar pahali olmasinin en önemli nedeni ise bahar aylarinda yetisen ilk yapraklarin toplanmasi. Ayrica bu yapraklardan sadece üç gün ürün alinabiliyor. Az olan her seyin fiyatinin yüksek olmasi da gayet normal bir durum. Piyasada buna arz talep iliskisi deniliyor. Bir sey çok isteniyor fakat az bulunuyorsa fiyat ona ters bir oranti ile artiyor. Bana soracak olursaniz maddi gücünüz elveriyorsa bu çayi mutlak deneyin. Saglik için her seye deger. Saglikla kalin.

bound

Stockholm Sendromu

Bazilariniza belki çok saçma gelecek ama kisinin kendisine eziyet eden kisiye asik olmasi, baglanmasi hatta ondan uzaklasamamasi olarak adlandirilan bu sendrom tip dilinde bir hastalik olarak da adlandirilir. Bu sendromun anlamini genisleterek insanin kendisini zora sokan, üzen kosullari benimsemesi, savunmasi ve bu kosullari turan nedenleri görmemesi, ezenin yaninda yer almasi olarak da söyleyebiliriz.

Özellikle sürekli siddet gören kisilerde görülen bu durum bir çesit savunma mekanizmadir. Kendisine eziyet eden kisiye daha az aci çekmek için baglanmak normal sartlarda kabul edilmese de bu durumdaki hastalar için bu kaçinilmaz bir sondur. Korku ya da sinmislik adina ne derseniz deyin bunu yasamadan yorumlamak anlamsiz olacaktir. Kendisine siddet uygulanan travesti bir bireyde yasadiklarini anlatirken, suçluya karsi içinde bir yakinlik gelistirdigini ama buna anlam veremedigini beyan etmistir. Siddet uygulayan kisinin öncelikli amaci kurban olarak seçtigi kisiyi kendisine köle yapmaktir. Kurbanindan sürekli olarak saygi görmek isteyen, kendisine minnet duyulmasini bekleyen saldirgan bunun yaninda sevgi görmeyi de kendinde bir hak olarak görür. Çünkü kurbanin yaptigi seylerin onaylanmasina ihtiyaci vardir.

Bu sendrom siddet gören kisinin hayatta kalma içgüdüsünün devreye girmesi ile baslamaktadir. Kendisine yardim gelmeyecegini anlayan kurban, yapabilecegi tek seyin siddet gördügü kisiye yakinlasmak oldugunu düsünür ve bunu bilinçsizce kendine kabul ettirir. Siddeti yapan kisinin gösterdigi en ufak yardimi büyük bir iyilik gibi algilamaya baslayan magdur bir süre sonra celladi ile empati kurmaya yani kendini onun yerine koymaya baslar iste asil tehlikeli durum da bu asamada baslar. Bu olay aslinda esleri ya da sevgilileri tarafindan siddet gören kadinlar ve travestiler için geçerlidir. Maalesef insanin fizyolojik yapisinda bulundugu ortama alisma, kaniksama durumu çok fazla gelismistir. Bir süre sonra yasadigi siddeti normal kabul eden kurban basina gelenlerden dolayi siddet uygulayan kisiyi degil baskalarini suçlama yoluna gider.

Ilk kez 1973 yilinda Isviçre’nin Stockholm sehrinde gerçeklesen bu durum bir banka soygunu sirasinda 6 gün rehin tutulan banka memurlarinin soygunculari yakalatmamak için ellerinden geleni yapmalari, hatta mahkeme de soygunculari savunmalari, aralarinda topladiklari para ile en iyi avukatlari tutmalarindan sonra ortaya çikmistir. Daha sonra bu tarz olaylara sikça rastlanilinca psikoloji bu olaylarin tamamina yönelik genel bir isim verilerek Stockholm sendromu denilmistir.

Ask nasil anlasilir?

Askin bir dili yok saniyorsaniz bu yaziyi mutlaka okumalisiniz çünkü askin sözlerle anlatilamayan ama gözler ve mimiklerle anlasilan harika bir dili var. Eger bir kadin ya da erkek asik olmussa bir bakista anlamanizi saglayacak bilgileri de bu yazida okuyunca çok sasiracaksiniz. Ask insanlik tarihinin bilinen en eski duygusudur ve benim de yazmaktan en çok hoslandigim adeta zevk aldigim bir konudur.

Ilk ergenlik dönemimde yasadigim ilk askim gelir bazen aklima o aklimi basimdan alan gencin karsisinda söyleyecegim her seyi unutusum, garip sakarliklar yaparak etrafimdakileri kendime güldürdügüm yillar. Gözlerinin içine hiç bakamamistim, ama yine de su yesili oldugunu çok iyi biliyordum. Ara sira ev arkadasim travesti Sanat’la geçmise dönüp ilk asklarimizi anlatiriz biririmize, dalgali, omzuna dökülen gür saçlari, agzinin kenarinda gülünce ortaya çikan gamzesi gibi her detayi adeta ezberlemistim. Aslinda benim ki sadece tek kisilik bir askti çünkü onun gözü ben de degil, en yakin arkadasim da idi. Bugün bile hatirladigimda içimin titredigi ilk askimi sahiplenememistim. Ama bana aski tattirdigi için ona her zaman minnettar olacaktim.

Gelelim asik hallerine; ask insani damgalar mi bilmem ama kendini hemen ele verdirdigi kesin. Asik olunca aynada geçirdiginiz saatler artar, kendinize uygun kiyafeti seçmekte zorlanir bir türlü evden çikamazsiniz ya köse basindan karsima çikarsa diyerek her zaman bakimli olmaya çalisirsiniz. O esofmanla bakkala kosan kisi gitmis neredeyse 24 saat sik gezen birine dönmüssünüzdür.

Onu gördügünüzde kalbiniz o kadar hizli atmaya baslar ki etrafta herkesin sizin kalp atislarinizi duydugunu düsünürsünüz. Elini nereye koyacagini bilemeyen majiskül bir yaratik gibi kaliverirsiniz yol ortasinda, konusmak zaten mümkün olmaz, çünkü agzinizdan dogru kelimeler dökülmek yerine bir sürü saçmalik çikiverir. Oysa normal de siz iyi bir konusmaci ve ölçülü bir insansinizdir ama olmaz iste onun karsisinda, siz gider sadece asik kalir.

Sevdiginiz kisinin agzindan dökülen her sözcük sanki dünyanin en güzel kelimeleriymis gibi dinlersiniz. Içinizden sürekli gülümseme istegi gelir, Adinizi söyleme cesareti bile uçmustur onun karsisinda sanki daha konusmayi ögrenmemis, emeklemeden yürümüs kocaman bir bebeksinizdir. Arkadasim travesti Sanat bana ilk askini anlattiginda benden daha sansli oldugu kanaatine varmistim en azindan onun aski karsiliksiz degilmis. Çok sevmisler birbirlerini  okul bittikten sonra sevdigi kisi yurt disina çikmis ve ayrilmak zorunda kalmislar. Bazen aglayarak anlatir yasadiklarini ve bir gün mutlaka yeniden karsilasacaklarina inanir. Neden olmasin yerli filmlerde hep görmüyor muyuz? eski asiklarin yeniden bulusma hikayelerini kimbilir belki bir film senaryosu da onlarin hikayesinden yazilir ve yazan da ben olurum.  Zaten travesti olarak her zaman içimde bir ask romani yazma hikayesi vardir. Hikayeyi senaryo tarzinda yazar veririz bir yönetmene ve kendi filmimizi izlemeye gideriz kuytu bir sinemaya hep izler hem aglariz. Asik dedigin her durumda belli eder kendini eminim siz de anlamissinizdir.

Bodrum’da hafta sonu

Yedigin içtigin senin olsun bize gezip gördügün yerleri anlat diye bir terim vardir güzel Türkçemizde bende sizlere geçen yaz bir grup travesti arkadasimla yaptigimiz hafta sonu Bodrum gezisinden notlar sunmak istiyorum. Her kösesi bir digerinden daha güzel olan Bodrum’a, daha önce de birkaç kez seyahat etmisligim vardi. Ilk seyahatimi, istanbul travestilerinden  Sanat, Ankara travestilerinden Aysima ile yapmistik.  O zamanlar Bodrum kalesini gezme imkani bulamamistim, deniz ve sahil agir basip, tatil boyunca Bodrum travestilerinden arkadaslari dahi ziyaret etmemistim.

Bu seferki tatili bir turist edasiyla bol bol gezerek yapmak istedim. Yanimda yine çok sevdigim arkadaslarim Sanat, Aysima ve izmir travestilerinden Ayda ve Bursa travestilerinden Günes var.  Cuma sabahi arabayla çiktigimiz yolculuk sen sakrak bir sekilde Bodrum kalesi önünde sona erdi. Kaleye girmek için müze kartiniz yoksa para ödeyerek de girebiliyorsunuz. Ankara travestilerinden Aysima’nin banka karti  müze kart olarak geçiyormus hepimiz için kart basan Aysima sayesinde kaleye sorunsuz girdik. 1400’lü yillarin basinda insa edilen kale Bodrum tatiliniz sirasinda mutlaka gezmeniz gereken yerlerden. Özellikle yabanci turistlerin ugrak yeri olan kale içerisinde Tarkan filmlerinin ünlü ahtapot sahnesinin çekildigi yer bir hayli ilgimizi çekti. Mozaikler oldukça eski olmalarina ragmen çok iyi korunmuslar. Bodrum Kalesinin içinde pek çok kule bulunmakta bu kuleler simdilerde Sualti Arkeoloji müzesi olarak kullaniliyor. Bodrum Kalesi içinde en begendigim kule Ingiliz Kulesi oldu.. Bodrum’a her geldigimde bu kuleyi ziyaret etmeyi planliyorum. Ingiliz Kulesi, eski çaglari aratmayan dekoru, hafif karanlik ortami ile kapisindan girdiginiz anda sizi tarihte bir seyahate götürüyor.

Sonraki duragimiz Bodrum Merkez ve Akyarlar  ve Bodrum limani oldu. Liman önünde, Ankara travestilerinden Aysima güzel bir fotografimizi çekti. Fotografi  özellikle Denizi olmayan memleketlerde yasayan, Konya travestileri, Denizli travestileri için blogumuza koyacagiz.

Bodrum sokaklari oldukça dar ve evlerin neredeyse tamami bahçe içinde, öyle yüksek binalara rastlamaniz ise mümkün degil, her evin renginin beyaza boyanmasi burada bir kuralmis tipki Yunan adalarinda gördügüm, beyaz boyali mavi çerçeveli evlere benziyorlar. Sonraki durak Mindos Kapisi oldu.  Adini, günümüzde Gümüslük olarak bildigimiz Myndos’tan alan Mindos Kapisi, Büyük Iskender’in sehri kusatmak için kullandigi ilk yermis. Antik tiyatro gezisi adeta büyüleyici idi. Hatta Istanbul travestilerinde Sanat tiyatroda güzel sesiyle bizlere mini bir konser vermeyi ihmal etmedi. Anadolu’nun en eski tiyatrosu olan Antik Tiyatro yaklasik 13.000 kisi alabiliyormus. Tiyatronun klasik bir antik çag yapisi oldugunu gezimiz esnasinda bize eslik eden Bodrum travestilerinden Ayla anlatiyor. Sag olsun yol boyunca bize bikmadan rehberlik eden Ayla aksam yemegi için de evine davet etti. Yol üzerinden aldigimiz taze baliklar ve yaninda rakimizla misafir olacagimiz evin yolunu tuttuk. Burada baligi rakisiz sadece kediler yer dedi, Bodrum travestilerinden  Ayla çok güldük. Evde bizi bekleyen baska misafirler oldugunu kapiya gelince gördük. Bizim gibi tatile gelen pek çok travesti arkadasimiz da Ayla’nin misafiri olmustu. Aksam yemeginde 10 kisi bir masanin etrafinda toplanmis sarkilar söylüyorduk. Aramizda  Erzurum travestilerinden Bengü, Diyarbakir travestilerinden Zerrin, Bolu travestilerinden Menekse vardi. Onlar daha çok denize girmek için gelmisler Bodrum’a gezdigimiz yerleri anlatmaya baslayinca sabah ilk is bu tarihi ziyareti yapmalari gerektigine karar verdiler.Bodrum’un denizi kadar turistik yerlerinin de beni bu kadar etkileyecegi aklima bile gelmezdi. Sanirim bundan sonra gittigim her sehrin tarihi ile yakindan ilgilenecegim. Bir de bakarsiniz bir gün gezi yazari olup çikmisim. Neden olmasin.