Kategori arşivi: ankara travestileri

Kendine güven

Kendinize güvenmenin yolu nereden başlıyor bilir misiniz? Herkes hata yapar ama yinede eşsizdir sen teksin senden başka yok. Önemli olan hata yapmamak değil yaptığı hatanın farkına varmaktır. Kusursuz insanlar ne kadar itici ise hataları ile yüzleşebilen insanlar bir o kadar sempatiktir. Hatasını görüp, söyleyebilen insanın içsel gücü fazladır. Tam tersine hatasından utanıp gizlemeye, saklamaya çalışan insan ise, içsel olarak gittikçe zayıf düşer ve kendinden uzaklaşır. Siz de bugüne dek yaptığınız hataları ve bunlara ne tepki verdiğinizi düşünün! Hatalarınızı saklamaya mı çalıştınız, yoksa alenen söyleyebildiniz mi? Eğer saklama huyunuz varsa, kendinizi değiştirmek için fazla baskı altına girmeyin. Öncelikle yapmanız gereken herkese güzel görünmeye çalışmaktan vazgeçip hayır demeyi de öğrenmeniz olmalıdır. Hayır diyebilmek acizlik değil güçlülüktür. Her isteğe evet derseniz, kendinize olan saygı ve güveni yitirir, yaşamınızı tamamen başkaları üzerine inşa etmiş olursunuz. Bu yüzden kendinizi ‘hayır’ sözüne alıştırın. Hayır demelisin travesti birey senden faydalanmak isteyen çıkarcıları hayatından uzak tutmak için hayır demelisin. Kendine olan güvenini sağlamlaştırmak isteyen bir kişinin, riskli olaylara da atılması gerekir. Bunun için öncelikle kendinizi motive etmeyi öğrenmelisiniz. Bu esnada yanlış yapma korkusunu taşımayı, başaramayacağınıza inanmayı ise, kendinize yasaklayın. Not defterinize şu ana kadar başarmış olduğunuz ve takdir aldığınız işleri kaydedin. Bunları okuyarak kendinizle gurur duyun, hatta biraz böbürlenin. Bundan sonraki beklentilerinizde ve gireceğiniz işlerde de aynı başarıyı elde edebilirsiniz. Şu ana kadar hiçbir görevinizi başkasından rica etmemişseniz ve başkasının almayacağını düşünüyorsanız, sonucu öğrenmenin bir tek yolu var. Onlara paylaşmayı önerin! Yakınınızda olan insanlar görevi kabul etmezlerse, kullanılıyor olduğunuzun farkına varırsınız. Bu durumda ise, tavır koymak en doğru davranışlardan biridir. Eğer yine sesinizi çıkartmazsanız, psikolojik açıdan daha fazla çöker, kendinizi hırpalanmış hissedersiniz. Ankara travestilerinden Bade etrafındaki insan sayısını en aza indirmek için kullandı hayır tekniğini ve geriye sadece onu gerçekten önemseyen ve sevenler kaldı. Bunu sen de dene sonradan pişman olmaktansa baştan kaybetmek en güzelidir. Sevgilerimle İclal.

Cam tavan

doga

İnsan için imkansız olan şeyler elbette vardır ama sanırım imkansız olmayanların yanında isimlerini anmaya bile gerek yoktur çünkü insan gerçekten istediği zaman dilediği her şeyi yapabilir. Bazı şeyleri imkansız yapan tek şey onların imkansız olduğuna olduğumuz inancımızdır inancımızı değiştirdiğimizde imkansızı başarmış olacağız. Bir şeyin imkansız olduğuna inanırsanız, aklınız bunun neden imkansız olduğunu size ispatlamak üzere çalışmaya başlar. Ama bir şeyi yapabileceğinize inandığınızda, gerçekten inandığınızda, aklınız yapmak üzere çözümler bulma konusunda size yardım etmek için çalışmaya başlar. Bu gerçekliği bilim adamları yaptıkları bir deneyle ispat etmişlerdir bu deneye pire deneyi adını vermişler. Bilim adamları pirelerin farklı yükseklikte zıplayabildiklerini görürler. Birkaçını toplayıp 30 cm yüksekliğindeki bir cam fanusun içine koyarlar. Metal zemin ısıtılır. Sıcaktan rahatsız olan pireler zıplayarak kaçmaya çalışırlar ama başlarını tavandaki cama çarparak düşerler. Zemin de sıcak olduğu için tekrar zıplarlar, tekrar başlarını cama vururlar. Pireler camın ne olduğunu bilmediklerinden, kendilerini neyin engellediğini anlamakta zorluk çekerler. Defalarca kafalarını cama vuran pireler sonunda o zeminde 30 santimden fazla zıpla(ya)mamayı öğrenirler.Artık hepsinin 30 cm zıpladığı görülünce deneyin ikinci aşamasına geçilir ve tavandaki cam kaldırılır. Zemin tekrar ısıtılır. Tüm pireler eşit yükseklikte, 30 cm zıplarlar! Üzerlerinde cam engeli yoktur, daha yükseğe zıplama imkânları vardır ama buna hiç cesaret edemezler. Kafalarını cama vura vura öğrendikleri bu sınırlayıcı hayat dersine sadık halde yaşarlar. Pirelerin isterlerse kaçma imkânları vardır ama kaçamazlar. Engel denilen şey zihnimize bir kere yerleştikten sonra o engeli oradan kaldırmak imkansız hale gelir hatta hayatta kafasını hiç cama vurmamış olan yeni doğan pireler bile öğrendikleri gibi yaşadıklarından hayatları boyunca hep sadece otuz santim yükseğe zıplayacaklardır tabi bu sadece cam fanus deneyini yaşayan pireler ve onların soyu için geçerli olacaktır özgür pireler hala istedikleri kadar zıplayabilirler. Bade  ( Ankara travestileri ) kendine özgür pire adını takmış bu deneyi okuduktan sonra ve diyor ki kafam defalarca o cama çarpsaydı bile ben yükseğe zıplama istediğimden vazgeçmezdim. Umarım siz de vazgeçmezsiniz. İmkansızları başarmaya hazır olun sevgiler İclal.

Laktoz nedir?

lak

Özellikle kadınların süt ürünlerini daha fazla tüketmesi gerektiği bilinen bir gerçektir. Süt ürünleri orta yaş sonrası kadınların kemik erimesine karşı kullanabileceği en önemli silahıdır fakat süt ürünleri tüketirken sütün içerdiği laktozu da hesaba katmak zararlarını bilmek gerekir. Nedir bu Laktoz neler yapıyor insan vücuduna şimdi ona bir bakalım. Süt ve süt ürünlerini tükettikten sonra şişkinlik, gaz, bulantı, kramp ve ishal gibi yakınmalar ortaya çıkıyorsa, sütte bulunan laktoz şekerini sindiremiyor olabilirsiniz. Bilimsel araştırmalar, dünya nüfusunun yüzde 70’inin bu sorunları yaşadığını gösteriyor. Anne karnından çıktığımız andan itibaren aldığımız ilk besin olan süt, başta gelişme çağındaki çocuklar, hamileler, emzirenler ve yaşlılar olmak üzere 7’den 70’e herkesin vücudu için gerekli olan bütün besinleri dengeli olarak içinde bulunduran, vazgeçilmez bir besin kaynağı… Kalsiyum deposu olarak kabul edilen süt aynı zamanda A vitamini, D vitamini, B1 vitamini, B2 vitamini, B3 vitamini, B9 vitamini, B6 ve B12 vitaminleri içeriyor. Süt genel olarak kemikleri güçlendirmek ve kemik gelişimine yardımcı olması için tüketilse de bunun dışında antioksidan etkisi, sindirime yardımcı olması, gut hastalığı riskini düşürmesi gibi diğer faydaları da bulunuyor. Sütün faydaları saymakla bitmez mesela cilt için çok gerekli yaşlanmayı geciktiriyor. Ciltteki yıpranmaları önlüyor. Beynin ihtiyacı olan enerjiyi sağlıyor her sabah ve her gece düzenli olarak süt içen Ayça ( Ankara travestileri ) güzelliğine düzenli içtiği süte ve doğal peynire bağlıyor. Gelelim laktoza sütün içinde doğal olarak şeker bulunur. Bu şekere laktoz denir. Sütten alınan laktoz, bağırsaktan salgılanan bir enzim olan laktaz tarafından sindirilebilir. Vücuttaki laktaz enzimi bebeklikteki 24’üncü aydan itibaren azalmaya başlar. Laktaz enziminin eksik salgılanması ya da hiç olmaması durumunda süte karşı hassasiyet yani laktoz intoleransı meydana gelir. Kullanılan süt ürününün miktarı ve çeşidi, laktoz intoleransının belirtisini ve klinik bulgusunu değiştiriyor. Burada laktaz enzim aktivitesinin durumu önem taşıyor. Eğer çok düşük olmayan laktaz enzimi var ise kişiler süt ürünlerini daha kolay hazmedebiliyor. Özellikle yoğurt, fermente süt ürünü olması nedeniyle bu kişilerin daha rahat tüketebileceği bir besin… Laktaz enzimi aktivitesi yoksa veya çok düşük seviyede ise tüketilen süt ürünü içerisindeki laktoz, sıvı-elektrolit dengesinin bozulmasına neden oluyor. Bu durumda kişide gaz, bulantı, şişkinlik, ishal ve kramp gibi durumlar görülüyor. Süt ürünleri tüketmeden önce laktoza karşı intoleransımızın olup olmadığını çok basit bir laboratuar testiyle öğrenebiliriz. Sonradan yakınacağımıza baştan önlemleri almak en doğrusu olacaktır. Sevgilerimle İclal.

Stresle savaş

stresss

Stressiz bir insan yoktur. Çünkü insanlar çevrede olup bitenlere tepki verirler. Eğer stres hiç yoksa kişi tepki veremez. Çünkü enerjisi yoktur. Bu da ölüm demektir. Bu yüzden stres hayatın bir parçası olarak kabul edilmektedir. Bunun tam tersi bir durumda, yani aşırı streste de insan yaşayamaz. Çünkü aşırı bir şekilde enerjisini sarf etmektedir. Bu yüzden olması gereken düzeyde stres olmalıdır. Stres zihnimizi ve fiziksel gücümüzü azaltabilir. Hayata negatif yönüyle bakar, karamsar bir ruh hali alırız. Bu stresin olumsuz tarafıdır. Olumlu stres ise, amaca ulaşırken kendi potansiyelimizi yeterince kullanmamızı ve bu doyumu hissetmemizi sağlar. Bu yüzden kendimiz için yoğun ve uzun olmamak koşuluyla bir miktar strese ihtiyacımız vardır. Stres hakkında hepimiz bir şeyler biliriz bu yüzden stresle savaşmanın yollarını da öğrenmemiz gerekir. Size bu konuyla ilgili Ankara travestilerinden Bade’den duyduğum gerçek bir hikaye anlatmak istiyorum. Bir profesör stres hakkında öğrencilerine bilgi aktarırken eline masanın üzerinden bulunan su dolu bardağı aldı ve öğrencilerine bu bardağın ağırlığını bilmelerini söyledi. Öğrenciler bardağın ağırlığı için yüz gram, yüz elli gram gibi değerler söylediler. Profesör ise hepsine yanlış diyerek cevap verdi. Profesör öğrencilerine bardağın gerçek ağırlığının hiçbir önemi olmadığını o bardağı elinde ne kadar tutarsa o kadar ağırlaşacağını anlatarak açıklama yaptı. Eğer bir dakikalığına tutarsam, problem yok. Bir saatliğine tutarsam, sağ kolumda bir ağrı oluşacaktır. Bir gün boyunca tutarsam, ambulans çağırmak zorunda kalırsınız. Ağırlığı aynıdır ama ne kadar uzun tutarsanız o kadar ağır gelir size. Eğer sıkıntılarımızı her zaman taşırsak, er ya da geç taşıyamaz duruma geliriz, yükler gittikçe artarak daha ağır gelmeye başlar. Yapmanız gereken bardağı yere bırakıp bir süre dinlenmek ve daha sonra tekrar tutup kaldırmaktır. Yükümüzü arada bırakmalı tekrar tazelenip dinlendikten sonra yolumuza devam etmeliyiz. İşten eve döndüğünüzde, iş sıkıntınızı dışarıda bırakın. Evinize taşımayın. Yarın tekrar alıp taşıyabilirsiniz. Stres işte böyle bir şey onu sürekli aklınızda tutarsanız sizi yormaya üzmeye başlar hatta hasta bile eder. Stresle savaşmayı örenmelisiniz sevgilerimle İclal.

Soğan mucizesi

Kuru soğanın faydaları saymakla bitmez ama biz kötü kokusu yüzünden yıllarca soğan yemekten korktuk. Sağlığa olan faydalarını okuduktan sonra varsın koksun yemeden durmayacağım diye kendime söz verdim ve artık her gün bir tane orta boy soğan tüketiyorum. İsterseniz faydalarını sz değerli travesti dostlara da şöyle bir sıralayayım. Pek çok gıdanın mucize denilebilecek etkileri olabilir fakat soğanın yeni keşfedilen özellikleri onu bambaşka bir yere konumlandırıyor! Burada okuyacaklarınız belki de yıllardır “Benimkinde soğan olmasın” diyerek restoranlarda, lokantalarda hor gördüğünüz soğan hakkındaki düşüncelerinizi tamamen değiştirebilir. Kokusu olsun, kesildiği zaman gözleri yaşartıyor oluşu olsun kimilerinin soğanla yıldızı bir türlü barışmaz. Ancak soğan sandığınızdan çok daha özel bir gıda olabilir. Tek başına bir ecza dolabı desek yanlış olmaz! Şimdi önyargılarınızı bir kenara bırakın ve soğanın gizemlerine kendinizi hazırlayın. Bir sepet soğanla üstesinden gelemeyeceğiniz rahatsızlık yok, nasıl mı? Soğanla geçmeyen öksürüğünüze son verebilirsiniz. Bir türlü kesilmeyen öksürükleriniz mi var? Eczaneden aldığınız şuruplar bir işe yaramıyor mu? İhtiyacınız olan şey soğan suyu! Evet belki nefesiniz pek hoş kokmayacak ama sakızla, diş macunuyla o kokuyu bastırabilirseniz soğan suyu öksürüğünüzü kısa sürede bünyenizden söküp atacaktır! Ateşiniz düşmüyor hatta gittikçe kötüye gidiyorsunuz. O zaman yapmanız gereken şey soğanla ateşinizi söndürmek. Korkmayın soğanı fitil niyetine kullanmayacaksınız, çorabınızın içine ayak tabanınızla temas edecek şekilde koyacağınız soğan dilimleri mucizevi şekilde ateşinizi düşürecek. Bu ayak tabanına soğan koyma işini bana ilk Ankara travestilerinden Bade söylemişti gerçekten işe yaradığını söyleyebilirim bizzat denedi. Geçen yıl çok fazla grip oldum ve ateşim her seferinde otuz sekizin üstüne çıktı ben de bu yöntemi uyguladım. Nezleniz bir türlü geçmiyorsa da soğandan medet ummalısınız. Kendinize bir soğan partisi vermenizin zamanı gelmiş. Çayınızın içinde bir adet dilimlenmiş soğanı kaynatıp için, yanında da tuzlu soğan halkaları yiyin. Vurun kafayı yatın, uyandığınızda kesinlikle daha iyi hissedeceksiniz. Kulak vücut için kritik bir organ. Neredeyse bütün dengemizi sağlayan bir organımızdır. Ona bir zarar geldiğinde sıkıntı büyük oluyor. Kulağınıza da soğan koyun ve sıkıntılarınızdan kurtulun. Sağlıklı ve mutlu günler dilerim İclal.

Sarkmalara çözüm

Vücudumuzdan deri sarkması için illa yaşımızın ilerlemiş olası gerekmiyor bazen ani kilo alış verişlerde de sarkmalar ortaya çıkabiliyor. Geçen yıl bir hastalığı sebebiyle kortizon kullanmak zorunda kalan Ankara travestilerinden Gülde bir yıl içinde tam olarak yirmi kilo aldı ve sonra ilacı bırakınca yeniden eski kilosuna döndü. Ama bir sorun vardı kollarında ve göbeğinde sarkmalar meydana gelmişti. Genellikle yaşlanmanın etkisiyle ortaya çıkan vücuttaki deri gevşekliği; özellikle kol ve bacak içleri ile karın derisinde oluşur. Ancak bu sorundan neştersiz kurtulmak mümkünmüş. Bizde bilmiyorduk sorduk soruşturduk öğrendik. Yaşlanma süreciyle birlikte diğer organlarda olduğu gibi, deri de zamanla morfolojik ve fizyolojik olarak geriler, fonksiyon kaybına uğrar. Diğer organlardan farklı olarak, derideki yaşlanma sürecinde fiziksel, kimyasal ve mekanik çevresel faktörler de etkilidir. Hem kronolojik yaş hem çevresel faktörler hem de yaşam tarzının etkisiyle deride gevşemeler, sarkmalar meydana gelir. Uzun süre kontrolsüz yapılan diyetler, sık kilo alıp verme, yetersiz ya da yanlış egzersizler de ciltte sarkmalara neden olabilir. Her ne kadar spor yapılsa da özellikle kol-bacak içleri ve karın derisinde sıkılaşma sağlamak için egzersiz her zaman tek başına yeterli olmaz. Günümüz teknolojinin gelişmesine paralel olarak farklı cihazlarla cerrahisiz cilt gençleştirme ve sıkılaştırma işlemlerinin yapıldığı bu yöntemler bizi sosyal hayattan kısıtlanmadan ve ameliyat masasına yatmaktan korkan hastalar için gençleşme imkanı sağlamaktadır. Bu alanda en yeni yöntemlerden biri yüksek fokuslu ultrason sistemidir. Fokuslu yani odaklı ultrason yönteminde ultrason dalgası noktalar halinde dokuda odaklanır. Odaklandığı bölgelerde sürtünmeyle beraber ısı enerjisi ortaya çıkar. Dolayısıyla kontrollü olarak kası çevreleyen  fibröz  yapı olan fasiada (smas) ve derinin dermis tabakasında koagülasyona sebep olur. Vücut tarafından yara dokusu olarak algılanan bu bölgelerde yoğun kolajen aktivasyonu sağlar. Smas tabakasında ki ısı koagülasyonu germe ve lifting etkisi ile ciltte sıkılaşma ve gençleşme meydana getirir. Terimler çok anlaşılır olmadı biliyorum ama bu yöntemi en basit böyle anlatmanın yolunu bulabildim. Sizin anlayacağınız ameliyat yok, kesik yok kısa sürede iyileşme var demek ki sarkmaları dert etmek yok. Hadi yine iyiyiz bu teknoloji denilen şeye bayılıyorum sevgiler İclal.

Bahar alerjisine dikkat

Bahar ayları havaların ısınması, çiçeklerin açması bakımından bakarsak harika gibi gözüküyor. İşlere böyle bakarsak çok güzel ama bir de bahar gelince alerjiden hasta olup baharın tadını çıkaramayanlar var. Polenler ve ev tozu akarlarına karşı alerjisi olanlar ve astım hastalarının geçiş mevsimlerinde çok daha dikkatli olması gerekiyor. Baharın yüzünü göstermesi ve havanın ısınmasıyla birlikte alerji mevsimi geldi. Ağırlıklı olarak mevsim geçişlerinde ortaya çıkan polenler, kimi zaman hayatımızı derinden etkileyen alerjinin baş aktörü olabiliyor. Böyle her bahar hastalanan pek çok travesti birey var. Bunların başında da Ankara travestilerinden bir dostum geliyor ondan biliyorum çok zor bir durum. Sürekli nezle gibi mendille dolaşmak, burun akıntısı, hapşırma, öksürük krizleri çekilecek bela değil ve maalesef tedavisi yok. Normalde vücudumuzu koruyan bağışıklık sisteminin, bazı insanlarda zararlı olmayan birtakım maddelere aşırı yanıt vermesi sonucunda ortaya çıkan reaksiyonlar alerji olarak nitelendiriliyor. Özellikle polenlerin açığa çıktığı sabahın erken saatlerinde yaşanabilecek alerji ve astım ataklarına dikkat etmek gerekiyor. Sabahtan öğleye kadar olan zaman içinde açık havada yapılan spor ve yürüyüş gibi aktivitelerden uzak durmak gerekiyor. Kısacası baharı evde geçirmek gerekiyor gibi oysa eriklerin çiçek açtığını görmek doğada piknikler yapmak vaktiydi. Alerjik olan kişiler ve astım hastaları açık havada yapacakları fiziksel aktivite için polenlerin daha az olduğu öğleden sonra saatlerini tercih etmeli. Özellikle plaza ve AVM gibi binaların yüzeyleri statik elektrik üretiyor ve polenler bu tip binaların olduğu bölgelerde daha yoğun olarak görülüyor. Kişinin hangi çeşit polene karşı alerjik olduğunu yapılacak basit bir alerji testi ile belirlemek mümkün. Ev tozu akarları sık rastlanan alerjenlerden biri. Evdeki halı boyutları küçültülmeli. Yatak odasında halı olmaması, ağır ve toz tutan perdeler yerine yıkanabilir perdeler kullanılması, çarşaf ve nevresim takımlarının haftada bir kez 60 derece ile yıkanması alerjiye karşı alınabilecek en temel önlemlerden. İstanbul travestilerinden de bu alerjiyle boğuşanlar olduğunu biliyorum en azından yazdığım kuralları uygularsanız biraz daha rahat bir bahar geçirebilirsiniz. Sabır arkadaşlar yaza az kaldı acısını çıkarırsınız. Sevgiler ve sağlıklı günler travesti İclal.

Merak ve insan

Merak sanırım insanlar dünyada yaşamaya başladığından beri var. Bizim en kontrol edemediğimiz duygudur merak bazen sırf bir merakımızı gidermek için ne badireler atlatırız değil mi? Mesela bir kazaya şahit oluruz kazayı daha yakından görmek be olduğunun anlamak için kendi hayatımızı bile tehlikeye atarız. Hani eskiden mahallenin meraklı komşu teyzeleri vardı. Kafalarını camdan uzatır, gelene gidene karışır, her yerde karşınıza çıkar, dedikodu yapmaya bayılırlardı. Şimdi sosyal medyada hepimiz o teyzelere benzedik. Eskiden bu kadar merak etmezdik belki çünkü o zamanlar sosyal medyada bunlara ulaşmak mümkün değildi. Peki ya şimdi? Pek çoğumuz gün içinde en iyi tanıdıklarımızdan adını o an duyduğumuz insanlara kadar merak ederek, sosyal medya hesaplarına bakmadan duramıyor, adeta herkesle ilgili bir şeyler öğrenmek için yanıp tutuşuyoruz. Tabii bu durumdan takip ettiğimiz kişinin çoğu zaman haberi bile olmuyor. Her şey gizlice olup bitiyor. Merak edenler arasında tabi siz değerli travesti bireylerde var. Sosyal medya merakı tavan yaptı. Durup dururken tanıdıklarımız bir şey paylaştı mı acaba diye onların hesaplarına girip çıkarız. Onların bu durumdan haberi bile olmaz. Peki bu durumda size ne dendiğini biliyor musunuz? Stalker Yaptığınız işe de stalklamak deniyor. Sözlükte ‘sinsice izlemek’ olarak Türkçeye çevriliyor. Ama ‘stalk’ kelimesine artına alışmak gerekiyor. Sosyal medyanın hayatımıza kattığı bu meraklı komşu teyzenin güncellenmiş versiyonu halimiz, stalker kelimesini de hayatımızın içine dahil etti. Aslında biz sinsizce izlemiyoruz sadece basit bir meraka yenik düşüyoruz ama bu yabancılar bizi tanımadığından sinsi olduğumuzu düşünmüşler. Bu stalklama konusunda en başarılı olanlar İstanbul ve Ankara travestileri sanırım çünkü büyük şehirlerde yaşayanların sosyal medyada arkadaş sayısı daha fazla oluyor. Aslında, tüm stalklamaları aynı kefeye koymamak gerekiyor. Çünkü masum olanlar ve takıntı haline getirilenler farklı kulvarlarda yer alıyor. Eğer yeni tanıştığınız bir kişiyle ilgili temel bilgileri öğrenmek istiyor ve sosyal medyaya bakıyorsanız bu çok masum bir eylem. Gittiği okul veya yaşadığı şehri öğrenmek özel hayat kategorisine girmiyor. Ancak daha fazla bilginin peşindeyseniz hiç de masum sayılmıyorsunuz. Boş verin merak iyidir yoksa birbirimizi daha yakından nasıl tanıyacağız. Meraklı günler dilerim travesti iclal.

Hayata bakış

İnsan hayata nasıl bakarsa öyle yaşarmış. Senin penceren kiri ise beyazı değil sadece gri renkleri görebilirsin. Yıllar önce travesti bir dostumun anlattığı hikayeyi sizlere aynen aktarayım ve ne demek istediğime siz karar verin.

“Eski zamanların birinde bir adam hayatın anlamının ne olduğuna takmış kafayı. Bulduğu hiç bir cevap ona yeterli gelmemiş ve başkalarına sormaya karar vermiş… Ama aldığı cevaplar da ona yetmemiş. Fakat mutlaka bir cevabı olmalı diyormuş. Herkese bunu sormaya karar vermiş… Köy, kasaba, ülke dolaşmış bu arada zamanda durmuyor tabi ki. Tam umudunu yitirmişken Bursa yakınlarından konuştuğu bir travesti konuştuğu insanlar ona: ”Şu karşı ki dağları görüyor musun, orası Uludağ’dır. Uludağ ve Bursa travestileri ne yapacaklarını hep bu bilgeye danışırlarmış. Hatta yakın illerden İstanbul’dan Ankara travestileri bile buraya bu bilgeyi görmek için gelirlermiş. Orada yaşlı bir bilge yaşar, istersen ona git belki o sana aradığın cevabı verebilir” demişler. Çok zorlu bir yolculuk sonunda bilgenin yaşadığı eve ulaşmış adam. Kapıdan içeri girmiş ve bilgeye hayatın anlamının ne olduğunu sormuş. Bilge sana bunun cevabını söylerim ama önce bir sınavdan geçmen gerekiyor demiş. Bilge bir çay kaşığı vermiş adamın eline ve içine de silme bir şekilde zeytinyağı doldurmuş. “Şimdi çık ve bahçede bir tur at tekrar buraya gel… Yalnız dikkat et kaşıktaki zeytinyağı eksilmesin eğer bir damla eksilirse kaybedersin”. Adam gözü çay kaşığında bahçeyi turlayıp gelmiş. Bilge bakmış: ” Evet, demiş kaşıkta yağ eksilmemiş, peki bahçe nasıldı? Adam şaşkın… ”Ama demiş ben kaşıktan başka bir yere bakamadım ki“. Şimdi tekrar bahçeyi dolaşıyorsun kaşık yine elinde olacak ama bahçeyi inceleyip gel, demiş bilge. Adam tekrar bahçeye çıkmış gördüğü güzelliklerden büyülenmiş muhteşem bir bahçedeymiş. Geri geldiğinde bilge, adama bahçenin nasıl olduğunu sorunca gördüğü güzelliklerden büyülendiğini anlatmış adam. Bilge gülümsemiş , “ama kaşıkta hiç yağ kalmamış” demiş ve eklemiş: “Hayat senin bakışınla anlam kazanır. Sadece bir noktayı görürsen hayatın akıp gider sen farkına varmazsın.” Görebileceğin kadar güzelliği görmek için feda etmen gerekenler olacak bu hayatta önemli olan hangisinden karlı çıkacağındır. Sevgiyle kalın travesti İclal.

Para parayı çeker

Yeterince para kazanamamaktan şikayet ediyorsunuz ama para kazanmak için neler yapılmasını gerektiğini de bilmiyorsunuz.

Öyle parayı sadece çalışarak kazanmak diye bir şey yoktur. Elinize para akışını kısıtlayan nedenler vardır ve siz bunları öğrenip uyguladığınızda daha fazla para kazanma şansını da elde etmiş olursunuz. İşe parayla ilgili inançlarınızı değiştirerek başlayalım. Para akışı tıkanıklıkları için evinizi kontrol edin. Giriş kapısında, yüzünüzü kapıya dönmüş olarak durduğunuzda evin sol karşı köşesinde ne olduğunu kontrol edin. Eğer eviniz yoksa ve bir kiralık bir odada yaşıyorsanız, yine aynı şey geçerlidir. Kapıda durun ve içeriye bakarken sol karşı köşede ne olduğuna bakın. Bu köşenin ne içerdiğine bakın. O köşede bir dağınıklık görüyorsanız orayı mümkün olduğunca çabuk temizlemelisiniz. Para bölgesindeki dağınıklık para akışını tıkar. Bu bölgeye koyacağınız bazı para sembolleri ile burayı güçlendirin. Bu semboller (Çin paraları, içi para dolu bir kap gibi) geleneksel bereket sembolleri veya size özel semboller olabilir. Bozuk veya tam çalışmayan şeyleri tamir edin. Böyle şeyler de para akışını tıkar. Para bölgesi aynı zamanda hayal panonuzu veya maddi olarak arzuladığınız şeylerin resmini koyabileceğiniz harika bir yerdir. Buraya yeşil veya mor renkli şeyler koyun. Mor çiçekler olabilir veya mor ve yeşil resimler. Yeşil gelişmeyi, mor bereketi sembolize eder. İkisi beraber artan bereketi sembolize eder. Bu yöntemi uygulayan travesti bireylerin evinde daha fazla para akışı gerçekleşmiştir. Hiçbir zaman yoklukla ilgili konuşmamalısınız, hangi gerekçe ile olursa olsun. Bu konuda şaka bile yapmamalısınız. Yokluktan bahsettiğinizde yokluğu düşünürsünüz ve yokluğun zihinsel bir görüntüsünü yaratırsınız. Ve sonuç olarak da yokluğa sahip olursunuz. Buna bizzat şahit oldum. Ankara travestilerinden bir birey sürekli olarak parası olmadığından bahsederdi o yok dedikçe de eline para geçmezdi. İstanbul’da tanıştığım bir travesti birey ise üç kuruş parası dahi olsa şükür param var derdi ve arası hiç bitmezdi. Yok demek yokluğa kapı açmaktır. Maddi durumunuzdan yalnızca olumlu şekilde bahsedin. Eğer paranız yoksa paranın hayatınıza gelmekte olduğunu ve ihtiyacınız olduğunda paranızın hep olduğunu söyleyin. Başta yalan gibi görünebilir ancak zamanla bereketle ilgili bu pozitif ifadelere alışacaksınız ve hayatınızda artan bir para akışı deneyimleyeceksiniz. Unutmayın para parayı çeker kenarda hep bir miktar paranız olsun. Sevgilerimle travesti İclal.