Kategori arşivi: bolu travestileri

Kansere yenilmeyin

Kanser için hiç bilinmeyen bir gerçek ortada dolanmaya başladı. Ne mi kanserli hücrelerin şekerle etkileşime girip çoğaldığı gerçeği yani şeker kansere neden oluyor. Öncelikle kansere yenilmeyin. Un ve şekerden kaçınarak insülin direncini yenin. Hiçbir şekilde tatlandırıcı ve tatlandırıcı içeren ‘light’ hafif yiyecek ve içecek tüketmeyin.Katkı maddesi ilave edilmiş, paketlenmiş gıdaları yemeyin. Taş devri diyetini uygulayın. Bol taze sebze ve meyve yiyin. Meyve yerken de şeker oranı yüksek meyvelerden uzak durun. Hayatından şekeri çıkaran travesti bireylerin bu konuyu daha iyi anlayacaklarını düşünüyorum çünkü şeker olmayınca beden daha sağlıklı çalışmaya başlıyor. Yeterli omega-3 alın; ayçiçeği, mısır, soya, pamuk ve margarin gibi yağları diyetinizden çıkartın. Bunların yerine zeytinyağı ve doğal hayvani yağları (tereyağı, iç yağı ve kuyruk yağı) Kefir, yoğurt, turşu, sirke, nar ekşisi ve boza gibi probiyotiklerden (faydalı mikroplar) zengin gıdalarla beslenin. Özgür dolaşan hayvanların etini ve yumurtasını yiyin. Pastörize sütlerden mümkün olduğunca kaçının. Kutu sütü tüketmeyin. Mümkünse manda sütü kullanın. Süt yerine süt ürünlerini (yoğurt, peynir) tercih edin. Günde iki diş sarımsak ve/veya 1 baş kuru soğan tüketin. Sarımsağı gidip marketlerden alırsanız mutlaka size Çin sarımsağı satarlar mümkünse pazardan almayı tercih edin ben her hafta İstanbul travestilerinden bir grup arkadaşla semt pazarını gezer her şeyin doğal olanını almaya çalışırım. Hatta yumurta, yoğurt tereyağı gibi ürünleri de köylü kadınlara sipariş veririm. Her hafta aksatmadan getirirler ama bizim küçük şehirlerde mesela Bolu’da, Bodrum’da ya da Balıkesir’de yaşayan travestiler kadar seçme şansımız yok. Ne bulursak sorgulamadan alıyoruz. Günde 1-2 tatlı kaşığı zerdeçal tozu tüketin. Yeşil ve siyah çay tüketin. Stresten uzak durun. İyi uyuyun.Çevresel toksinlerden ve sigaradan uzak durun.D vitamini düzeylerinizi yükseltmek için dengeli bir şekilde güneşlenin ya da D vitamini takviyesi alın. Yeteri derecede egzersiz yapın. Alkol kullanmayın. Ama şarap içmek bu sınıfa girmiyor bildiğiniz gibi şarap yemekten önce içildiğinde metobolizmayı hızlandırıyor ve kan dolaşımını arttırıyor. İşlenmiş soya ürünü yemeyin. Sonrası artık bedeninizin ne kadar sürede içerdeki şekerden kurtulduğuna kalmış siz şimdiden başlayın şekeri hayatınızdan çıkarmaya. Sevgilerimle travesti İclal.

Hastalıklar bizim uydurmamız mı?

Bundan yıllar önce adını bile unuttuğum bir kitapta yaşamımızdaki her şeyi, çevremizdeki herkesi hayatımıza kendimizin çektiğinden bahsediyordu. Şimdi aklıma geldi bu cümle yok canım dedim öyleyse şu anda yaşadığım tüm sıkıntıları ben ayarlamışım hatta çektiğim hastalığı bile ben uydurmuş olabilirim. Hasta olmayı kim isterdi ki saçma sapan bir hikaye idi galiba zaten sonunu bile hatırlamıyorum. Oysa ben bu hikayeyi aklımdan çıkarmaya çalıştıkça çekim yasası diye bir şey çıkardılar acaba ya düştüm yine. Ama gel gelelim şimdi çekim yasasının daha çok içine girdikçe, daha çok okudukça ve daha çok gördükçe büyük resmi daha kolay görebiliyorum.  İster inanın, ister inanmayın ama hastalıkları hayatımıza biz çekiyoruz. Belki bunu bilinçli zihinlerimizle yapmıyoruz ama hastalıkları çağırıyoruz. Hayatınızda neye anlam yüklerseniz onun enerjisini ve dolayısıyla frekansını artırırsınız. Şimdi benim yaptığım gibi pek çok travesti birey saçma sapan bir yazı okuyorum endişesine kapıldınız. Haklısınız ama bu çekim yasasını da ben uydurmadım sonuçta gerçekten kötü kötüyü iyilik iyiliği çekiyor. Bugün başım ağrıyor örneğin, sabah uyanıyorum. ‘Ahh çok başım ağrıyor’ diye güne başlıyorum, önce sabah Antalya travestilerinden ev arkadaşıma anlatıyorum ne kadar da çok ağrıdığını, sonra ağrı kesicilere söylüyorum, sonra diğer illerde yaşayan İstanbul, Ankara, Bolu travestilerine telefonda anlatıyorum, en çok da kendime tekrar tekrar anlatıyorum. Bu arada da ağrı kesicinin hiçbir işe yaramadığını da anlatıyorum. Baş ağrısından bahsetmeden duramıyorum. Israrla ağrının ne kadar fazla olduğunu anlatıyorum, bana neler yaptığını anlatıyorum. Siz kendinizi baş ağrısının yerine koyun, sizi bu kadar seven, herkese sizden bahseden, sizi bu kadar yücelten birini bırakıp gider miydiniz? . Çoğu zaman düşüncelerimizle, konuşmalarımızla hastalıklara davetiye çıkartırız: ‘Çok soğuk, ben bu havada kesin hasta olurum’ hemen der vücudumuz, emriniz olur. ‘Her sene bu zamanlar kesin ben bir yatağa düşerim’  hemen. ‘Çok meyve yedim kesin karnım ağrıyacak’  hemen. ‘Hava böyle kapalı olunca migrenim tutuyor’ hemen biz emrediyoruz o uyguluyor sonra da hastalıklar yakamıza yapışıp kalıyor. Artık ben bir karar aldım başıma gelecek hiçbir hastalığı kendime sezdirmeyeceğim içimden gizlice geçireceğim kimse duymadan belki işe yarar. Sağlıkla kalın travesti iclal.

bound

Stockholm Sendromu

Bazilariniza belki çok saçma gelecek ama kisinin kendisine eziyet eden kisiye asik olmasi, baglanmasi hatta ondan uzaklasamamasi olarak adlandirilan bu sendrom tip dilinde bir hastalik olarak da adlandirilir. Bu sendromun anlamini genisleterek insanin kendisini zora sokan, üzen kosullari benimsemesi, savunmasi ve bu kosullari turan nedenleri görmemesi, ezenin yaninda yer almasi olarak da söyleyebiliriz.

Özellikle sürekli siddet gören kisilerde görülen bu durum bir çesit savunma mekanizmadir. Kendisine eziyet eden kisiye daha az aci çekmek için baglanmak normal sartlarda kabul edilmese de bu durumdaki hastalar için bu kaçinilmaz bir sondur. Korku ya da sinmislik adina ne derseniz deyin bunu yasamadan yorumlamak anlamsiz olacaktir. Kendisine siddet uygulanan travesti bir bireyde yasadiklarini anlatirken, suçluya karsi içinde bir yakinlik gelistirdigini ama buna anlam veremedigini beyan etmistir. Siddet uygulayan kisinin öncelikli amaci kurban olarak seçtigi kisiyi kendisine köle yapmaktir. Kurbanindan sürekli olarak saygi görmek isteyen, kendisine minnet duyulmasini bekleyen saldirgan bunun yaninda sevgi görmeyi de kendinde bir hak olarak görür. Çünkü kurbanin yaptigi seylerin onaylanmasina ihtiyaci vardir.

Bu sendrom siddet gören kisinin hayatta kalma içgüdüsünün devreye girmesi ile baslamaktadir. Kendisine yardim gelmeyecegini anlayan kurban, yapabilecegi tek seyin siddet gördügü kisiye yakinlasmak oldugunu düsünür ve bunu bilinçsizce kendine kabul ettirir. Siddeti yapan kisinin gösterdigi en ufak yardimi büyük bir iyilik gibi algilamaya baslayan magdur bir süre sonra celladi ile empati kurmaya yani kendini onun yerine koymaya baslar iste asil tehlikeli durum da bu asamada baslar. Bu olay aslinda esleri ya da sevgilileri tarafindan siddet gören kadinlar ve travestiler için geçerlidir. Maalesef insanin fizyolojik yapisinda bulundugu ortama alisma, kaniksama durumu çok fazla gelismistir. Bir süre sonra yasadigi siddeti normal kabul eden kurban basina gelenlerden dolayi siddet uygulayan kisiyi degil baskalarini suçlama yoluna gider.

Ilk kez 1973 yilinda Isviçre’nin Stockholm sehrinde gerçeklesen bu durum bir banka soygunu sirasinda 6 gün rehin tutulan banka memurlarinin soygunculari yakalatmamak için ellerinden geleni yapmalari, hatta mahkeme de soygunculari savunmalari, aralarinda topladiklari para ile en iyi avukatlari tutmalarindan sonra ortaya çikmistir. Daha sonra bu tarz olaylara sikça rastlanilinca psikoloji bu olaylarin tamamina yönelik genel bir isim verilerek Stockholm sendromu denilmistir.

Ask nasil anlasilir?

Askin bir dili yok saniyorsaniz bu yaziyi mutlaka okumalisiniz çünkü askin sözlerle anlatilamayan ama gözler ve mimiklerle anlasilan harika bir dili var. Eger bir kadin ya da erkek asik olmussa bir bakista anlamanizi saglayacak bilgileri de bu yazida okuyunca çok sasiracaksiniz. Ask insanlik tarihinin bilinen en eski duygusudur ve benim de yazmaktan en çok hoslandigim adeta zevk aldigim bir konudur.

Ilk ergenlik dönemimde yasadigim ilk askim gelir bazen aklima o aklimi basimdan alan gencin karsisinda söyleyecegim her seyi unutusum, garip sakarliklar yaparak etrafimdakileri kendime güldürdügüm yillar. Gözlerinin içine hiç bakamamistim, ama yine de su yesili oldugunu çok iyi biliyordum. Ara sira ev arkadasim travesti Sanat’la geçmise dönüp ilk asklarimizi anlatiriz biririmize, dalgali, omzuna dökülen gür saçlari, agzinin kenarinda gülünce ortaya çikan gamzesi gibi her detayi adeta ezberlemistim. Aslinda benim ki sadece tek kisilik bir askti çünkü onun gözü ben de degil, en yakin arkadasim da idi. Bugün bile hatirladigimda içimin titredigi ilk askimi sahiplenememistim. Ama bana aski tattirdigi için ona her zaman minnettar olacaktim.

Gelelim asik hallerine; ask insani damgalar mi bilmem ama kendini hemen ele verdirdigi kesin. Asik olunca aynada geçirdiginiz saatler artar, kendinize uygun kiyafeti seçmekte zorlanir bir türlü evden çikamazsiniz ya köse basindan karsima çikarsa diyerek her zaman bakimli olmaya çalisirsiniz. O esofmanla bakkala kosan kisi gitmis neredeyse 24 saat sik gezen birine dönmüssünüzdür.

Onu gördügünüzde kalbiniz o kadar hizli atmaya baslar ki etrafta herkesin sizin kalp atislarinizi duydugunu düsünürsünüz. Elini nereye koyacagini bilemeyen majiskül bir yaratik gibi kaliverirsiniz yol ortasinda, konusmak zaten mümkün olmaz, çünkü agzinizdan dogru kelimeler dökülmek yerine bir sürü saçmalik çikiverir. Oysa normal de siz iyi bir konusmaci ve ölçülü bir insansinizdir ama olmaz iste onun karsisinda, siz gider sadece asik kalir.

Sevdiginiz kisinin agzindan dökülen her sözcük sanki dünyanin en güzel kelimeleriymis gibi dinlersiniz. Içinizden sürekli gülümseme istegi gelir, Adinizi söyleme cesareti bile uçmustur onun karsisinda sanki daha konusmayi ögrenmemis, emeklemeden yürümüs kocaman bir bebeksinizdir. Arkadasim travesti Sanat bana ilk askini anlattiginda benden daha sansli oldugu kanaatine varmistim en azindan onun aski karsiliksiz degilmis. Çok sevmisler birbirlerini  okul bittikten sonra sevdigi kisi yurt disina çikmis ve ayrilmak zorunda kalmislar. Bazen aglayarak anlatir yasadiklarini ve bir gün mutlaka yeniden karsilasacaklarina inanir. Neden olmasin yerli filmlerde hep görmüyor muyuz? eski asiklarin yeniden bulusma hikayelerini kimbilir belki bir film senaryosu da onlarin hikayesinden yazilir ve yazan da ben olurum.  Zaten travesti olarak her zaman içimde bir ask romani yazma hikayesi vardir. Hikayeyi senaryo tarzinda yazar veririz bir yönetmene ve kendi filmimizi izlemeye gideriz kuytu bir sinemaya hep izler hem aglariz. Asik dedigin her durumda belli eder kendini eminim siz de anlamissinizdir.

Bodrum’da hafta sonu

Yedigin içtigin senin olsun bize gezip gördügün yerleri anlat diye bir terim vardir güzel Türkçemizde bende sizlere geçen yaz bir grup travesti arkadasimla yaptigimiz hafta sonu Bodrum gezisinden notlar sunmak istiyorum. Her kösesi bir digerinden daha güzel olan Bodrum’a, daha önce de birkaç kez seyahat etmisligim vardi. Ilk seyahatimi, istanbul travestilerinden  Sanat, Ankara travestilerinden Aysima ile yapmistik.  O zamanlar Bodrum kalesini gezme imkani bulamamistim, deniz ve sahil agir basip, tatil boyunca Bodrum travestilerinden arkadaslari dahi ziyaret etmemistim.

Bu seferki tatili bir turist edasiyla bol bol gezerek yapmak istedim. Yanimda yine çok sevdigim arkadaslarim Sanat, Aysima ve izmir travestilerinden Ayda ve Bursa travestilerinden Günes var.  Cuma sabahi arabayla çiktigimiz yolculuk sen sakrak bir sekilde Bodrum kalesi önünde sona erdi. Kaleye girmek için müze kartiniz yoksa para ödeyerek de girebiliyorsunuz. Ankara travestilerinden Aysima’nin banka karti  müze kart olarak geçiyormus hepimiz için kart basan Aysima sayesinde kaleye sorunsuz girdik. 1400’lü yillarin basinda insa edilen kale Bodrum tatiliniz sirasinda mutlaka gezmeniz gereken yerlerden. Özellikle yabanci turistlerin ugrak yeri olan kale içerisinde Tarkan filmlerinin ünlü ahtapot sahnesinin çekildigi yer bir hayli ilgimizi çekti. Mozaikler oldukça eski olmalarina ragmen çok iyi korunmuslar. Bodrum Kalesinin içinde pek çok kule bulunmakta bu kuleler simdilerde Sualti Arkeoloji müzesi olarak kullaniliyor. Bodrum Kalesi içinde en begendigim kule Ingiliz Kulesi oldu.. Bodrum’a her geldigimde bu kuleyi ziyaret etmeyi planliyorum. Ingiliz Kulesi, eski çaglari aratmayan dekoru, hafif karanlik ortami ile kapisindan girdiginiz anda sizi tarihte bir seyahate götürüyor.

Sonraki duragimiz Bodrum Merkez ve Akyarlar  ve Bodrum limani oldu. Liman önünde, Ankara travestilerinden Aysima güzel bir fotografimizi çekti. Fotografi  özellikle Denizi olmayan memleketlerde yasayan, Konya travestileri, Denizli travestileri için blogumuza koyacagiz.

Bodrum sokaklari oldukça dar ve evlerin neredeyse tamami bahçe içinde, öyle yüksek binalara rastlamaniz ise mümkün degil, her evin renginin beyaza boyanmasi burada bir kuralmis tipki Yunan adalarinda gördügüm, beyaz boyali mavi çerçeveli evlere benziyorlar. Sonraki durak Mindos Kapisi oldu.  Adini, günümüzde Gümüslük olarak bildigimiz Myndos’tan alan Mindos Kapisi, Büyük Iskender’in sehri kusatmak için kullandigi ilk yermis. Antik tiyatro gezisi adeta büyüleyici idi. Hatta Istanbul travestilerinde Sanat tiyatroda güzel sesiyle bizlere mini bir konser vermeyi ihmal etmedi. Anadolu’nun en eski tiyatrosu olan Antik Tiyatro yaklasik 13.000 kisi alabiliyormus. Tiyatronun klasik bir antik çag yapisi oldugunu gezimiz esnasinda bize eslik eden Bodrum travestilerinden Ayla anlatiyor. Sag olsun yol boyunca bize bikmadan rehberlik eden Ayla aksam yemegi için de evine davet etti. Yol üzerinden aldigimiz taze baliklar ve yaninda rakimizla misafir olacagimiz evin yolunu tuttuk. Burada baligi rakisiz sadece kediler yer dedi, Bodrum travestilerinden  Ayla çok güldük. Evde bizi bekleyen baska misafirler oldugunu kapiya gelince gördük. Bizim gibi tatile gelen pek çok travesti arkadasimiz da Ayla’nin misafiri olmustu. Aksam yemeginde 10 kisi bir masanin etrafinda toplanmis sarkilar söylüyorduk. Aramizda  Erzurum travestilerinden Bengü, Diyarbakir travestilerinden Zerrin, Bolu travestilerinden Menekse vardi. Onlar daha çok denize girmek için gelmisler Bodrum’a gezdigimiz yerleri anlatmaya baslayinca sabah ilk is bu tarihi ziyareti yapmalari gerektigine karar verdiler.Bodrum’un denizi kadar turistik yerlerinin de beni bu kadar etkileyecegi aklima bile gelmezdi. Sanirim bundan sonra gittigim her sehrin tarihi ile yakindan ilgilenecegim. Bir de bakarsiniz bir gün gezi yazari olup çikmisim. Neden olmasin.

SEHiRLERE GÖRE TRAVESTi ADRESLERi trv nedir?

Türk travesti adresleri sehirlere göre ayarlanmis tir tikla gör.

travestiAnkara travestileri | Istanbul-Avrupa Yakasi travestileri | Istanbul-Anadolu Yakasi travestileri | Izmir travestileri | Antalya travestileri | Adana travestileri | Sakarya travestileri | Bursa travestileri | Bolu travestileri | Marmaris travestileri |  Kusadasi travestileri | Bodrum travestileri | Elazig travestileri | Erzurum travestileri | Hatay travestileri | Samsun travestileri | Diyarbakir travestileri | Eskisehir travestileri | Çanakkale travestileri | Gaziantep travestileri | Kayseri travestileri | Konya travestileri |  Mersin travestileri | Denizli travestileri | Tekirdag travestileri | Balikesir travestileri | Kocaeli travestileri | Alanya travestileri | Amasya travestileri | Düzce travestileri | Ordu travestileri | Aydin travestileri | Van travestileri | Sivas travestileri | Fethiye travestileri | Urfa travestileri | Kahramanmaras travestileri | Urfa travestileri | travesti |

Üstteki linklere tiklayarak arz ve talebe uygun ve amacina uygun olan siteleri kentlere göre tiklayarak mdellerimizi görebilirsiniz iclal.