Aylık arşivler: Ekim 2014

Yönetmen Travesti olursa…

Sarkilari ile dinleyicilerini büyüleyen Halil Sezai’nin oyuncu yönünü görmek isteyenler için Incir reçeli 1 filmi bir harikaydi. Seyrederken gözyaslarina bogularak isyan ettigimiz filmin 2. Vizyona girdi. Yine ayni duygusallikta askin anlatildigi 2. Filmde sasirtan bir gerçek ortaya çikti. Incie reçeli filminin konusunu izleyemeyenler için kisaca anlatalim;

Metin 30’lu yaslarinda hayatini TV’lere skeç yazarak kazanan bir adamdir. Yazdigi senaryolari reddedilen bir gün gittigi barda, hayatini tümüyle degistiren Duygu’yla tanisir. Duygu ve Metin bir masala baslarlar ama sonu basindan belli bir masaldir bu… Duygu ölümcül bir hastaligin pençesindedir ve asik oldugunu anladiginda Metin’den kaçar, Metin askinin öylece çekip gittigi düsününce kahrolur ve onu aramaya baslar. Iste isyan sarkisi tam da Metin’in Duygu’nun neden kaçtigini anladigi anda patlar ve seyirci isyan sarkisi ile aska isyan eder. Biraz Issiz adam filmine benzeyen sahneler, romantizm ve askla süslenen film seyirci tarafindan tam not alir.

Incir Reçeli 2” filmini hem kaleme alan hem de yönetmen sandalyesinde oturan Aytaç  Agirlar’in karakol sahnesinde kamera önüne geçtigi ve travesti rolünde oynadigi ortaya çikti. Agirlar, “Film içinde bir sürpriz olsun dedim. Öyle bir makyaj yapildi ki, yakin arkadaslarim bile beni tanimadi” diye belirtti. Incir reçeli 2’nin konusu söyle gelismektedir;

Metin, Duyguyu kaybettikten sonra girdigi bunalimdan hala çikamamistir. Hayalindeki senaryonun filmi çekilmistir ama mutsuzdur. Bir barda sahne almaya baslamis ve neredeyse her aksam zil zurna sarhos olmaktadir. Bu uzun yas döneminde sahne aldigi bara, barmaid olarak baslayan Gizem ile tanisir. Gizem aslinda bir dövmecidir. Ama ev alabilmek için geceleri ek is de yapmaktadir. Bir aksam bar çikisinda Metin istemeden de olsa bir kavgaya karisir. Kavgayi gören Gizem, onu dövenlerin kafasinda sise kirarak Metin’i kurtarir. Çift ilk kez orada birbirlerine bir seyler hissederler. Yine umutsuz bir ask dedirtecek film vizyona girdi ve seyirci ile bulustu.   Incir reçeli romantizmin doruklarina çikmak, Halil Sezai’nin harika sarkilarini dinlemek isteyenler için kaçirilmayacak bir yerli film sinemaya gitmek için vakit bulamayan izleyiciler için Incir reçeli 1 filminin DVD’leri  film marketlerde satilmaktadir. 2. Filmde travesti olan yönetmeni izlemek isteyenler  ise mutlaka filme gitmeli.

Özür dilemek bir erdemdir

Sey.. Nasil söylesem? Kelime bulamiyorum.. Çok zor biliyorum… Söylemeliyim artik… Sey… Dinle bak. Ben çok üzgünüm olanlara. Yani özür dilerim.

Agizdan çikan hatali bir cümlenin sonunda karsimizdakine zarar vermissek,özür dilemeyi de bilmeliyiz. Oysa pek çok insan özür dilemenin kendinden bir seyler koparacagini düsünerek bundan kaçarlar.

Özür dilemek kisinin kendi hatasiyla yüzlesebilmesidir. Özür “ben bu yanlisi niye yaptim”in açiklamaya çalisilmasidir. Bazi durumlarda özür dilemek sanildigi kadar kolay olmaz. Öyle güçtür ki o iki kelimenin agizdan çikmasi, bunu söylememek için bilinçli ya da bilinçdisi türlü düzenekler gelistiririz. Özür dilemek için, özür dilemeye hazirlik sürecini tamamlamak gerekir. Yasanan olayin çok yönlü düsünülmesi, olayi yeniden yasantilayarak, bilislerimizin yeniden yapilandirilmasi gerekir. Empati süreçlerini harekete geçirerek, sosyal degerlerle uyumlu hale getirebiliriz.

Yüzlesme süreci baslarken, içimizi huzursuzluk hissi kaplar, “ben yanlis yaptim”,”hata yaptim” düsüncesini kabul etmek zordur. Yasanan olayi yeniden degerlendirdigimizde , öfkemiz yatistiginda, artik eskisi gibi düsünmedigimizi, hakli olmadigimizi, yanlis davrandigimizi kabulleniriz. Zamanla bu yüzlesme süreci tamamlanir ve özür dileme gerçeklesir. Bazen ise yüzlesme süreci tam olarak tamamlanamaz. Yasanan çevre ya da bilisler bu sürecin gerçeklesmesine izin vermez. Bazi çevrelerde özür dilemek bir zayiflik belirtisi olarak kabul edilebilir. Kisinin bulundugu konum da özür dileme sürecini ve seklini belirler. Kisiler statü olarak birbirine esdeger konumdaysa, özür dilemek daha kolay olabilir. Ancak bir patron, bir lider, bir baskan astindan özür dilemek durumunda kaldiginda otoritesinin ya da sayginliginin azalacagini düsündügünden bu süreci geciktirir ya da gerçeklestirmez.

Özür dilemenin önündeki duygu kibirdir. Insanlar kibirlerine yenik düsünce özür dilemek imkansiz hale gelir. Özür dilemek bazen, bir çift tatli söz, içten bir göz göze gelis, tatli bir gülümseyis, yalvaran gözlerle bakis, pismanligi vurgulayan bir ses tonu, bazen sicak bir dokunus, bazen simsiki bir sarilis, bazen diz çöküs, bazen bir öpücük her ne sekilde olursa olsun…Yeter ki karsi taraf, yapilan hatanin kabullenildigine inansin.Özür dilemek, iki kisi arasinda olusmus buzdan kaleleri eritir, gönüller arasinda köprüler kurulmasina yardimci olur.

Su bir gerçek ki baskalarinin sizden özür dilemesini bekliyorsaniz ya da çocugunuzun özür dilemeyi ögrenmesini istiyorsaniz siz de özür dileyebilmelisiniz. Ama ne amaçla ve ne sekilde özür dilediginizin de önemli oldugunu unutmamalisiniz. Pismanliginizi ya da üzüntünüzü dile getirmek için mi özür diliyorsunuz yoksa özür sizin için arkasindan gelecek “ama…”li cümleyle kendinizi savunma ve temize çikarma konusmasinin baslangicini mi olusturuyor sadece?

Agzinizdan çikan “özür” kelimesinin siradan bir ifade içermemesi, karsi tarafa dogru geçmesi gerekir.

Örnegin karsimizdaki insanlari tanimadan arkalarindan atip tuttugumuz, küçük gördügümüz haklarini yedigimiz birçok insanla karsi karsiya gelmeden de helallesip, özrümüzü dileyebiliriz. Bu dünyada haklarini yedigimiz kötü yakistirmalarla andigimiz toplumdan dislamaya çalistigimiz trans bireylerden, travestilerden, homoseksüellerden özür dilemek ve bu dünyadan göçmeden kul hakkindan kurtulmak için özrünüzü geç olmadan dileyin. Agirliklarindan kurtulan insanin vicdaninin ne kadar rahatladigini göreceksiniz. Yazdigim yazilar nedeniyle alinan, kirilan her kim varsa ben özrümü diliyorum. Hatasiz kul olmaz sözünü kabul etmek kolay. Zor olan, insanin kendi hatasini kabul etmesi. Yanlis yaptigini itiraf edebilmek için belirli bir olgunluk düzeyine erismek gerekiyor.

 

 

Moda Haftasi ve Translar

Tarihteki ilk moda haftasinin, 1943 yilinda New York’ta yapildigini biliyor muydunuz? Fransa’nin moda üzerindeki hakimiyetine son vermek ve bu etkiyi azaltmak için yapilan New York Moda Haftasi, 2. Dünya Savasi dönemine rastliyor. Londra Moda Haftasi ise 25’inci yilini kutluyor. Bir moda endüstrisi etkinligi olarak dünya gündeminde kendine saglam bir yer edinen moda haftalari, adindan anlasildigi üzere yaklasik bir hafta sürüyor. Moda evleri, tasarimcilar ve markalarin ev sahipliginde gerçeklesen defilelerin asil amaci, satin almayi gerçeklestirecek olan firma veya kisilere bir sonraki sezonun koleksiyonlarini ve trendleri sergilemek. Ama en önemlisi moda endüstrisinin ‘in’ ve ‘out’larini belirliyor olmasi. Dünyanin en önemli moda haftalari, sirasiyla New York, Londra, Milano ve Paris’te gerçeklesiyor. Ocak ve mart aylari arasinda sonbahar – kis koleksiyonlarinin sergilendigi moda haftalari, eylül ve kasim aylari arasinda ise ilkbahar – yaz koleksiyonlarina ev sahipligi yapiyor. Moda dünyasinin bu dört önemli baskenti, tüm dünyanin dikkatle ve büyük merakla takip ettigi moda haftalari boyunca moda severlerin radarinda oluyor. Defilelerde firmalar koleksiyonlarina ekleyecekleri parçalari dikkatle seçerken, moda tutkunlari ise son trendlerin heyecani içinde defilelere akin ediyor ya da solugu internetin basinda aliyor.

Peki dünyada trans mankenler oldugunu ve bu mankenlerin diger mankenlere göre daha basarili bir grafik gösterdigini biliyor musunuz?

Uzun boylu oluslari ve ince fizikleriyle travesti kadinlarin mankenlikte yükselisi sürerken Bazi mankenler aslinda trans bireyler olduklarini açikliyor.

Dünyada en önemli markalarin dahi kullandigi trans mankenlerin Türkiye’de ilk defilesi ise 21 Kasim 2014 tarihinde Sisli Kent Kültür Merkezi’nde düzenlenecek,  defilede 45 trans kadin manken görev alacak ve Trans Kraliçesi Yanki Bayramoglu bas manken olarak podyuma çikacak.

Trans kadinlarin kendi tasarladiklari kiyafetlerle podyuma çikacagi defilenin geliri trans misafirhanesine gidecek. Defileye Ankara Pembe Hayat LGBTI, Istanbul LGBTI, Istanbul Hevi LGBTI, Antalya Pembe Caretta LGBTI, Mersin 7 Renk LGBTI, Izmir Siyah Pembe Üçgen LGBTI ve Radio Gabile defileyi destekleyen kurumlar arasinda yer aldi. Sisli Belediye Baskaninin da destekledigi bu defile Türkiye’de bir ilk olacak.

Dünyada her yil düzenlenen trans ve Gay defilesi kadar ilgi görmesi beklenen defileye tüm vatandaslar davet edildi.

 

Translara devletin sefkat eli degmeli

  Ihtiyaç sahibi herkes devletten yardim bekleme hakkina sahiptir.

Bir grup trans birey geçinmek için devletten yardim bekledigini açiklayan bir demeç verdiler. Konusmacilarin söylediklerinden notlari aktarmak isterim;

Hayata basladiklari andan itibaren dislanma, horlanma, yok sayilmaya mahkum edilen travesti ve escinseller yasamak için fuhus yapmaya zorlaniyorlar. Oysa sadece ekmek parasi için bu isi yapmak zorunda birakilan pek çok travesti bunun kendi tercihleri olmadigindan yakiniyorlar.  Daha fazla para ya da zevk için bu isin yapilamayacagini belirten travestiler eger bizlere devlet maas baglarsa bu isten vazgeçecek çok kisi var dediler. Her firsatta normal vatandas olmak istediklerini söyleyen trans bireyler bizim içimizden insanlardir.

Devletin daha önce AIDS hastasi olan bir travestiye seks yapmamasi maas bagladigini ve hastaliginin tedavisi için her türlü yardimi yaptigini belirten travesti arkadaslari bizler de bu imkandan yararlanmaliyiz diyorlar. Hastalanmamizi beklemeden yardim edilmesi gerekir diyerek vurgu yapiyorlar.

Travestilerin pek çogu üniversitelerin iyi bölümlerinden mezun olmus ve yabanci dil konusabiliyorlar buna ragmen is bulamamalari yapilan ayrimciliklar canlarina tak ettirdi. Bursali travesti  Esra’ya gösterilen devlet ilgisinden çok memnun olduklarini söylerken, devlet fakir ailelere sosyal yardimlar yapiyor fakat bizler de karnimizi doyuramadigimiz halde yardim yapilmiyor derken gözlerinden yaslar akan trans bireyler tek istediklerinin is, ekmek,  özgürlük oldugunu vurgulamak için yürüyüs düzenlediler. Hayata bu sekilde gelmenin kendi kararlari olmadigini seçme haklarini olmadigi bir hayati yasamak zorunda kaldiklarini belirten travestiler bu yasadigimiz süreç bize reva görülmemeli diyorlar.

Sokak ortasinda siddete ugrayan, en yakinlari tarafindan taciz edilen ve kursunlara hedef olan travestiler parasi olan ünlü zenginleri herkesin kabullendiginden kendilerini kabul etmediklerinden sikayet ediyorlar. Bülent Ersoy’un rahmetli Zeki Müren’in el üstünde tutulmasi toplumda karsilik görmesi çok güzel bir olaydir ama sirf biz ünlü degiliz onlar gibi paramiz yok diye dislanmamiz dogru degil diyerek feryat ederek seslerini duyurmaya çalisiyorlar. Bir çogu Bülent Ersoy sarkilari ile moral bulmaya çalisan travestiler sesimiz güzel olsaydi bizde bu toplumda yer edinirdik diye sikayet ediyorlar.

Devletimiz çok büyüktür binlerce mülteciye kapisini açip onlara as veren devlet bir grup travestiye de sosyal yardim yapabilir diyerek sözlerini bitiren travestilerin hakli davalarinda yanlarinda olmaliyiz.

 

 

Nerede duracaginiza karar veren cinsiyetiniz

Kendi seçimlerimiz disinda bir de seçim yapmadigimiz halde sahip oldugumuz özelliklerimiz var, nerede duracagimiza nasil davranacagimiza karar vermemizi saglayan cinsiyetimize dogumumuz esnasinda biz karar veremeyiz.

Zengin bir aile ya da mutlu bir aile, ya her seyden yoksun bir hayat ya da varlik içinde büyümek her zaman bizim disimizda gelisen olaylardir. Ancak kendi kararlarimizi verme yasimiza geldigimizde ipler bizim elime geçer. Iste o zaman karar düsünüp kendimiz için en dogru kararlari vermeliyiz.

Dedigim gibi kendimizin karar vermedigi bir hayati yasamak zorundayiz. Hele bir de  kadin olarak sorumluluklar almaya basladigimizda hayat daha da zorlasir. Erkeklerin aksine kadinlar ince düsünce sahibi narin canlilardir. Sokakta buldugu bir kediye bile sahip çikan kadinlar, bir çocuk sahibi olmak için bedenindeki degisime ve aciya razi olurlar. Dünyada hiçbir erkek bir kadinin dogum öncesi ve sonrasi çektigi bir aciyla basa çikamaz anneler degil de babalar çocuk dogursaydi dünya nüfusu çoktan tükenirdi.

Kadin olmak demek hayatindaki herkesin sorumlulugunu almak demektir ayni zamanda, çocugunun bütün bakimini üstlenirsin, evin bütün isi sirtindadir evde herkesten önce yataktan kalkip kahvalti hazirlamak, çalisiyor olsan bile herkesi elinle evden ugurlamak zorundasindir hatta kaybolan çoraplarin yerini de sen bilmelisin. Temiz bir ev halki, karni tok bir ev halki ütülü gömlekler temizlenmis odalar ve dumani üstünde bir kap yemek senin isindir. Kimse yaptigin islerin agirligini bilmese de sen zevkle yaparsin .

Bazen yaptiklarin için bir tesekkür bile almazsin yine de ayni seyleri bikmadan usanmadan yapip, süper kahraman gibi çalisirsin. Dünyadaki süperman sensindir aslinda, yoktan var edemezsin ama var olan her seyi sen güzellestirirsin.

Hayati planlamadan yasadigin bir an bile yoktur, sabah su saatte kalk, aksam sunu yapmadan uyuma, herkesi memnun et, kisacasi saçini süpürge etmek deyimi kadinlar için kullanilan tam da yerinde söylenmis bir deyimdir. Saçini süpürge et ama sikayet etme, yorgunluktan canin çiksa da bir çikolata at agzina ve mars mars islerin basina.

Yaptigin bunca seyden sonra aldigin ödül ise çocuklarininve esinin gözündeki sevgidir. Ah bu ev halki sen olmasan ne yapardi? Savas çiksa bu kadar olur dedigin evde her sabah bir kosusturmaca yasanir ve kumandan hep sensindir.

Kadinlarin bu kadar önemli oldugu bir dünyada siddete en çok maruz kalan, kiskançlik yüzünden sokak ortasinda dövülen, vurulan, tekmelenen, asagilanan ve ana avrat küfür edilen de kadinlar degil mi? Analarimiza verdigimiz kiymeti eslerimize vermeyiz çogu zaman, kiz kardesimize yapilmasini istemedigimiz her seyi baskalarinin kizlarina yapmaktan geri de durmayiz.

Kiz çocuklarimizi dizlerimizde severken, evlendikten sonra sahip çikmayiz.  Sirf bu dünyaya  kadin hormonlari ile geldigi için travesti olmayi seçmis kadinlarimiza yaptiklarimiz ise affedilir cinsten degil, çalistigi isi aliriz elinden, oturdugu evi bosalttiririz,  sokakta özgürce gezmesine bile tahammül edemeyiz. Kendimizden olani dislamak hangi mantiga sigar bilmem ama evindeki kadina bile deger vermeyen insanlardan sokaktakilere deger vermesini beklemek delilik olur.

Sanki travestiler bu dünyadan degilmis gibi bakariz onlara oysa herkes bilir ayni atadan geldigini, tipki kadinlarimiz gibi göz ardi ederiz onlari da dünyaya nasil  ve  nerede geldigimizin ne önemi var ne olacagimiza karar vermek bizim elimizde iyi bir insan ya da kötü bir insan karar sizin.