Aylık arşivler: Nisan 2015

Erkekler ve kadinlar

Ne çektiysek kendi elimizden, simdi ben sözü kimin için hatirlatiyorum derseniz,tabi ki anneler yani erkek evlatlari dogurup, yetistirip sonra da bir erkegin elinde eziyet çeken annelerimiz. Oysa daha yetistirirken ögretseydik kadinin kiymetini simdi etrafta namus abidesi kesilmis, ya benimsin ya topragin nidalari ile gezen degil, adam akilli erkekler olurdu.

Erkekler ve kadinlar yaradilis geregi birbirinden farkli olsalar da görünürde hepimiz insaniz. Yani birinin erkek, digerinin kadin olmasiyla kimsenin kimseye üstünlük taslamamasi gerekir. Ama maalesef günümüzde hala kendini bilmez erkekler tarafindan yönetilen, hakarete ve asagilamaya ugrayan bir kadin nesli var. Ister anadan dogma kadin olun, ister sonradan kadin olmayi tercih edin durum hep ayni.

Bazen de modern erkekler karsimiza çikabilir. Hani su etrafta arkadaslarimizin kolunda görüp özendigimiz kibar, centilmen kadina deger veren tipler, bir tanesi bizim Aydin travestilerinden Jale’ye denk gelmis mesela adami öve öve bitiremiyor. Neymis efendim, yaptigi her isi bizim Jale’ye danisirmis, O eve gelmeden  yemegi ve masayi hazirlarmis, hakikaten var mi böyle erkekler ya. Yok varsa da bize nerede maço, hanzo var zaten o denk gelir. Ama haklarini da yemeyelim simdi ayaküstü, ne de olsa erkekler olmadan bu hayatin da tadi tuzu olmaz. Erkek ve kadin bir elmanin iki yarisi gibi muhtaçtir birbirlerine çogalmak için bile iki cinse ihtiyaç duyulur. Onlari elestirmek yerine yola getirmenin yollarini bulmak daha akillica olacaktir.

Sevgiliniz istediginiz kivamda degilse biraz cilve, biraz isve ve olmazsa olmaz tatli söz, yilani bile deliginden çikaran tatli sözle kim ikna edilmez ki bu dünyada, yeter ki erkegimizi ona sezdirmeden yönetmeyi bilelim. Baska illerde yasayan travesti arkadaslar için de bu isin kitabini tavsiye ederim. Kitapçilarda rahatlikla bulabileceginiz erkekleri yönetme sanati kitabini mutlaka okuyun.  Kitap okumayi sevmeyenler için verecegim tavsiye basit ve zahmetsiz olacak. Bir erkege asla emir vermeye kalkmayin ondan istediginiz seyleri sanki baskasinin basina gelmis bir olay gibi anlatin ve en önemlisi ve unutulmamasi gereken asil konu erkegi her zaman el üstünde tutuyor gibi yapmaniz. Pohpohlanmaya aliskin erkekler ilgi gördükçe yumusar ve pamuk gibi seker olurlar. Hadi kizlar kolay gelsin.

Degistirme sansiniz yoksa keske demeyin

Söyledigimizde bizi derinden üzen ne çok konu birikir hayatimizn tek düze yasami içinde, keskeler biriktirmis oldugumuzun farkina o anlarda variriz.

Söylemedigimiz, yapmadigimiz, gitmedigimiz hatta tadina bakamadigimiz her sey belli bir yasin üstüne geldigimizde karsimiza çikar. Keske demek zorunda kaliriz. Simdi Manisa travestilerinden Azra, sen o kadar yaslanmadin gülüm daha gençiz diyor ama ben bu yaziyi yazarken, bitmek bilmeyen kisin, durmadan yagan karin yorgunlugu içinde kendimi on yas birden yaslanmis hissederek yaziyorum. Çocukken farkina varmadigimiz pek çok gerçek orta yaslarimizda gözümüzün önüne film seridi gibi serilir. Muhakkak sizin de kalbinizin derinlerinde sakli keskeleriniz, ah keske öyle yapmasaydim dediginiz konular vardir. Zaten kim istedigi hayati yasayip, keskesiz ayrilmis ki bu dünyadan. Dünyanin en mutlu hayatinin bile yasamis olsaniz yapamadiginiz, içinizde kalmis duygular, olaylar birikir arkanizda.

Mesela, travesti Sade, annesi ile geçiremedigi günler için keske derken, Istanbul travestileri arasindaki Hülya, hiç yasamadigi bir ask için keske diyor. Keske mahalle baskisi, çevre baskisi falan takmadan diledigimiz gibi yasayip, bitirseydik ömrümüzü ah keske…

Ortaokul yillarinda ayni sinifta okudugum bir genç vardi. Saçlari altin sarisi, gözleri deniz mavisi, teni süt beyazi oda benden hoslaniyordu biliyordum. Bir gün bana yaklasip, sinemaya gitme teklifinde bile bulunmustu, ama iste ailemin tutumundan korkup, hayir demistim. Hayatim boyunca bir daha içimi öyle eriten biriyle karsilasmadim mesela, keske o gün onunla o sinemaya gitseydim.   Ilk öpücügü onunla paylassaydim. Yagmurun altinda islandigim teninin kokusunu içine çektigim ilk kisi o olsaydi, olmadi iste simdi keskelerle doldurdugum su soguk bahar gününü yapmak isteyip de yapamadigim anilarla dolduruyorum.

Aslinda hiç kimsenin geçmisi degistirme sansi yoktur ama yine de bu gerçegi bildigi halde keske demekten kendini alamaz insan, sevdigi bir insani yeni kaybetmislik duygusunu bilirmisiniz hani ne kadar üzülürseniz üzülün onu geri getirmenin bir yolu yoktur. Iste hayatimiza giren keskelerde tam böyledir. Degistiremeyeceginizi bile bile düsünürsünüz .  Birakalim geçmisi ve bugün artik keske demeden yasamaya bakalim. Hayat kisa, zaman daraliyor. Keskesiz bir ömür sizi bekliyor. Saygilarimla.

Günün modasi beyaz çay

Çayin iyisini içmek ve saglikli bir hayat sürmek için saraylarda yasamaniz gerekmiyor. Fiyati biraz pahali olsa da beyaz çay simdilerde tam bir saglik deposu, güzellik iksiri olarak market raflarinda yerini aldi. Çay yapraklarinin henüz olgunlasmamis yeni büyümeye baslamis yapraklari bahar aylarinda sadece bes gün boyunca toplanir, özel bir yöntemle islenir. Bildiginiz yesil çaydan farkli bir renk alir ve bu haliyle bin bir derde deva olur. Beyaz çayin adi yapraklarin üzerindeki beyaz tüylerden gelmektedir. Ayni bitkiden elde edilmesine ragmen siyah çay, esil çay ve beyaz çay tat bakimindan birbirlerinden tamamen farklidir. Siyah çayin sert tadi, yesil çayda hafif ve bitkisel bir tada dönüsür. Beyaz çay ise bu iki çaydan daha hafif bir aromaya sahiptir ve yumusak içimlidir.

En kaliteli beyaz çay Çin’de yetismektedir. Hiç açilmamis çay yapraklari toplanir ve kurutularak paketlenir. Ben Çin’den gelen beyaz çayi denemedim ama geçenlerde Konya travestilerinden Ayma, Rize gezisinden hepimize beyaz çay hediyesi ile gelince beyaz çayi deneme firsati buldum. Içimi hafif olan bu çayi çok begendim. Faydalarini ögrendikten sonra siyah çay içmeyi birakarak beyaz çay içmeye basladim.

Sizlere de benim yani travesti Iclal’in çok begendigi bu çayin faydalarindan bahsetmek isterim; Beyaz çay öncelikle cildi tazeliyor ve içinde bulunan E vitamini sayesinde hücrelerin kendini yenilemesine yardimci oluyor.  Metobolizmayi hizlandirdigi için yag yakimi sagliyor ki bu özelligi ile kis aylarinda biraz kilo alan Bodrum travestilerinden Ayda’dan tam not almayi basardi. Ayda beyaz çay sayesinde bir ayda tam olarak bes kilo verdi ve yeniden bomba gibi oldu. Beyaz çay kanserli hücrelerin küçülmesini sagladigi için yüksek fiyatina ragmen kanser hastalarinin da ilk tercihi olmayi basardi. Zaten illa bu çayi siyah çay gibi kilo ile almaya gerek yok çünkü günde sadece üç bardak beyaz çay içmeniz sagliginiz için yeterli olacaktir.

Piyasada gramla satilan beyaz çayin bu kadar pahali olmasinin en önemli nedeni ise bahar aylarinda yetisen ilk yapraklarin toplanmasi. Ayrica bu yapraklardan sadece üç gün ürün alinabiliyor. Az olan her seyin fiyatinin yüksek olmasi da gayet normal bir durum. Piyasada buna arz talep iliskisi deniliyor. Bir sey çok isteniyor fakat az bulunuyorsa fiyat ona ters bir oranti ile artiyor. Bana soracak olursaniz maddi gücünüz elveriyorsa bu çayi mutlak deneyin. Saglik için her seye deger. Saglikla kalin.