Aylık arşivler: Şubat 2016

Hayata bakış

İnsan hayata nasıl bakarsa öyle yaşarmış. Senin penceren kiri ise beyazı değil sadece gri renkleri görebilirsin. Yıllar önce travesti bir dostumun anlattığı hikayeyi sizlere aynen aktarayım ve ne demek istediğime siz karar verin.

“Eski zamanların birinde bir adam hayatın anlamının ne olduğuna takmış kafayı. Bulduğu hiç bir cevap ona yeterli gelmemiş ve başkalarına sormaya karar vermiş… Ama aldığı cevaplar da ona yetmemiş. Fakat mutlaka bir cevabı olmalı diyormuş. Herkese bunu sormaya karar vermiş… Köy, kasaba, ülke dolaşmış bu arada zamanda durmuyor tabi ki. Tam umudunu yitirmişken Bursa yakınlarından konuştuğu bir travesti konuştuğu insanlar ona: ”Şu karşı ki dağları görüyor musun, orası Uludağ’dır. Uludağ ve Bursa travestileri ne yapacaklarını hep bu bilgeye danışırlarmış. Hatta yakın illerden İstanbul’dan Ankara travestileri bile buraya bu bilgeyi görmek için gelirlermiş. Orada yaşlı bir bilge yaşar, istersen ona git belki o sana aradığın cevabı verebilir” demişler. Çok zorlu bir yolculuk sonunda bilgenin yaşadığı eve ulaşmış adam. Kapıdan içeri girmiş ve bilgeye hayatın anlamının ne olduğunu sormuş. Bilge sana bunun cevabını söylerim ama önce bir sınavdan geçmen gerekiyor demiş. Bilge bir çay kaşığı vermiş adamın eline ve içine de silme bir şekilde zeytinyağı doldurmuş. “Şimdi çık ve bahçede bir tur at tekrar buraya gel… Yalnız dikkat et kaşıktaki zeytinyağı eksilmesin eğer bir damla eksilirse kaybedersin”. Adam gözü çay kaşığında bahçeyi turlayıp gelmiş. Bilge bakmış: ” Evet, demiş kaşıkta yağ eksilmemiş, peki bahçe nasıldı? Adam şaşkın… ”Ama demiş ben kaşıktan başka bir yere bakamadım ki“. Şimdi tekrar bahçeyi dolaşıyorsun kaşık yine elinde olacak ama bahçeyi inceleyip gel, demiş bilge. Adam tekrar bahçeye çıkmış gördüğü güzelliklerden büyülenmiş muhteşem bir bahçedeymiş. Geri geldiğinde bilge, adama bahçenin nasıl olduğunu sorunca gördüğü güzelliklerden büyülendiğini anlatmış adam. Bilge gülümsemiş , “ama kaşıkta hiç yağ kalmamış” demiş ve eklemiş: “Hayat senin bakışınla anlam kazanır. Sadece bir noktayı görürsen hayatın akıp gider sen farkına varmazsın.” Görebileceğin kadar güzelliği görmek için feda etmen gerekenler olacak bu hayatta önemli olan hangisinden karlı çıkacağındır. Sevgiyle kalın travesti İclal.

Hastalıklar bizim uydurmamız mı?

Bundan yıllar önce adını bile unuttuğum bir kitapta yaşamımızdaki her şeyi, çevremizdeki herkesi hayatımıza kendimizin çektiğinden bahsediyordu. Şimdi aklıma geldi bu cümle yok canım dedim öyleyse şu anda yaşadığım tüm sıkıntıları ben ayarlamışım hatta çektiğim hastalığı bile ben uydurmuş olabilirim. Hasta olmayı kim isterdi ki saçma sapan bir hikaye idi galiba zaten sonunu bile hatırlamıyorum. Oysa ben bu hikayeyi aklımdan çıkarmaya çalıştıkça çekim yasası diye bir şey çıkardılar acaba ya düştüm yine. Ama gel gelelim şimdi çekim yasasının daha çok içine girdikçe, daha çok okudukça ve daha çok gördükçe büyük resmi daha kolay görebiliyorum.  İster inanın, ister inanmayın ama hastalıkları hayatımıza biz çekiyoruz. Belki bunu bilinçli zihinlerimizle yapmıyoruz ama hastalıkları çağırıyoruz. Hayatınızda neye anlam yüklerseniz onun enerjisini ve dolayısıyla frekansını artırırsınız. Şimdi benim yaptığım gibi pek çok travesti birey saçma sapan bir yazı okuyorum endişesine kapıldınız. Haklısınız ama bu çekim yasasını da ben uydurmadım sonuçta gerçekten kötü kötüyü iyilik iyiliği çekiyor. Bugün başım ağrıyor örneğin, sabah uyanıyorum. ‘Ahh çok başım ağrıyor’ diye güne başlıyorum, önce sabah Antalya travestilerinden ev arkadaşıma anlatıyorum ne kadar da çok ağrıdığını, sonra ağrı kesicilere söylüyorum, sonra diğer illerde yaşayan İstanbul, Ankara, Bolu travestilerine telefonda anlatıyorum, en çok da kendime tekrar tekrar anlatıyorum. Bu arada da ağrı kesicinin hiçbir işe yaramadığını da anlatıyorum. Baş ağrısından bahsetmeden duramıyorum. Israrla ağrının ne kadar fazla olduğunu anlatıyorum, bana neler yaptığını anlatıyorum. Siz kendinizi baş ağrısının yerine koyun, sizi bu kadar seven, herkese sizden bahseden, sizi bu kadar yücelten birini bırakıp gider miydiniz? . Çoğu zaman düşüncelerimizle, konuşmalarımızla hastalıklara davetiye çıkartırız: ‘Çok soğuk, ben bu havada kesin hasta olurum’ hemen der vücudumuz, emriniz olur. ‘Her sene bu zamanlar kesin ben bir yatağa düşerim’  hemen. ‘Çok meyve yedim kesin karnım ağrıyacak’  hemen. ‘Hava böyle kapalı olunca migrenim tutuyor’ hemen biz emrediyoruz o uyguluyor sonra da hastalıklar yakamıza yapışıp kalıyor. Artık ben bir karar aldım başıma gelecek hiçbir hastalığı kendime sezdirmeyeceğim içimden gizlice geçireceğim kimse duymadan belki işe yarar. Sağlıkla kalın travesti iclal.

Para parayı çeker

Yeterince para kazanamamaktan şikayet ediyorsunuz ama para kazanmak için neler yapılmasını gerektiğini de bilmiyorsunuz.

Öyle parayı sadece çalışarak kazanmak diye bir şey yoktur. Elinize para akışını kısıtlayan nedenler vardır ve siz bunları öğrenip uyguladığınızda daha fazla para kazanma şansını da elde etmiş olursunuz. İşe parayla ilgili inançlarınızı değiştirerek başlayalım. Para akışı tıkanıklıkları için evinizi kontrol edin. Giriş kapısında, yüzünüzü kapıya dönmüş olarak durduğunuzda evin sol karşı köşesinde ne olduğunu kontrol edin. Eğer eviniz yoksa ve bir kiralık bir odada yaşıyorsanız, yine aynı şey geçerlidir. Kapıda durun ve içeriye bakarken sol karşı köşede ne olduğuna bakın. Bu köşenin ne içerdiğine bakın. O köşede bir dağınıklık görüyorsanız orayı mümkün olduğunca çabuk temizlemelisiniz. Para bölgesindeki dağınıklık para akışını tıkar. Bu bölgeye koyacağınız bazı para sembolleri ile burayı güçlendirin. Bu semboller (Çin paraları, içi para dolu bir kap gibi) geleneksel bereket sembolleri veya size özel semboller olabilir. Bozuk veya tam çalışmayan şeyleri tamir edin. Böyle şeyler de para akışını tıkar. Para bölgesi aynı zamanda hayal panonuzu veya maddi olarak arzuladığınız şeylerin resmini koyabileceğiniz harika bir yerdir. Buraya yeşil veya mor renkli şeyler koyun. Mor çiçekler olabilir veya mor ve yeşil resimler. Yeşil gelişmeyi, mor bereketi sembolize eder. İkisi beraber artan bereketi sembolize eder. Bu yöntemi uygulayan travesti bireylerin evinde daha fazla para akışı gerçekleşmiştir. Hiçbir zaman yoklukla ilgili konuşmamalısınız, hangi gerekçe ile olursa olsun. Bu konuda şaka bile yapmamalısınız. Yokluktan bahsettiğinizde yokluğu düşünürsünüz ve yokluğun zihinsel bir görüntüsünü yaratırsınız. Ve sonuç olarak da yokluğa sahip olursunuz. Buna bizzat şahit oldum. Ankara travestilerinden bir birey sürekli olarak parası olmadığından bahsederdi o yok dedikçe de eline para geçmezdi. İstanbul’da tanıştığım bir travesti birey ise üç kuruş parası dahi olsa şükür param var derdi ve arası hiç bitmezdi. Yok demek yokluğa kapı açmaktır. Maddi durumunuzdan yalnızca olumlu şekilde bahsedin. Eğer paranız yoksa paranın hayatınıza gelmekte olduğunu ve ihtiyacınız olduğunda paranızın hep olduğunu söyleyin. Başta yalan gibi görünebilir ancak zamanla bereketle ilgili bu pozitif ifadelere alışacaksınız ve hayatınızda artan bir para akışı deneyimleyeceksiniz. Unutmayın para parayı çeker kenarda hep bir miktar paranız olsun. Sevgilerimle travesti İclal.

Risk almalısın

Hayatı dolu dolu yaşamak ve zevk almak istiyorsan risk almayı öğrenmen gerekir. Zaten doğmak bile risk değil midir?

Çok gülmek sana saf denme riskini göze almaktır. Ağlamak ise duygusal damgası yeme riskini almaktır. Birine biraz yakın davranacaksan kendini adam kaptırdı saf aşık oldu gibi saçma sapan sözlerle muhatap olmana küçümsenme riskini aşmaktır. Yakın gördüğün insanlara duygularını açarsın zavallı denmeyi göze alırsın. Dedim ya hayat da yaşamak da bir risk peki sen risk almayı göze alabiliyor musun? Yoksa hiç riske girmeden dümdüz yaşamayı mı tercih ediyorsun? Hayallerini kendine saklamak ya da en yakınındakilere anlatmak işte şimdi bir karar ver bu riske girecek misin? Bence girmelisin anlat travesti dostlarına bil ki onlar senin hayallerini çalmaya çalışmazlar acımasızca dalga geçmezler ama diğerleri için söz veremem. O sana kalmış ister açıl ister açılma risk sonuçta alacağın. Her umut beslediğinde hayal kırıklığı yaşamayı göze almışsındır derdi Bursa travestilerinden bir dostum evet umut etmek bazen boşa çıkar ve hayal kırıklığıyla son bulur. Ama sırf bu kötü duyguyu yaşamamak için hayal kurmaktan vaz mı geçeceksin? Sevmek; “Karşılık görememe” riskini, yaşamak ise; ”Ölme” riskini göze almaktır. Çabalamak ise; ”Başarısız olma” riskini göze almaktır. Ama riskler yaşanmalıdır. Risk almadan yaşamaya hayır diyorum ve sana da risk alabileceğin işleri yapmanı tavsiye ediyorum. Çünkü hayatımızın en büyük riski, hiç risk almamaktır. Hiç risk almayan kişi, belki acı ve üzüntülerden korunabilir; Ama Büyüyemez, Sevemez, Değişemez, Hissedemez, Öğrenemez. Sevmek için, saygı görmek için, hissetmek ve hayata dokunmak için risk al. Garanti arayışlarıyla zincirlenmiş bir köle olarak yaşarken, bedelini; özgürlüğünü kaybederek öder. Sadece; riski göze alabilen kişi hürdür. Esaret zincirlerini kırman zor biliyorum zaten hep böyle uysal alıştırıldık, oysa hayat bazen okyanuslar gibi köpürüp taşmayı toprağı ortadan ikiye yarmayı bekler. İşte o zaman yaşadım diyebilirsin yoksa boş be dostum gelmişsin gideceksin ama ne için olduğunu mezarda bile anlamayacaksın. Umarım aldığınız her risk kara dönüşür. Sevgilerimle travesti iclal.

Yaşam kalitesi

Kabul edelim ki, artık yaşantımızı teknoloji ve teknolojik ürünler yönetiyor.

Geçmiş yüzyıllara benzemeyen bambaşka bir çağda yaşıyoruz. Yaşam kalitemizi yine bizlerin yarattığı teknoloji, tasarım ve hız belirliyor, yönlendiriyor. Bu kullandığımız bilgisayarlardan telefonlara iş yaşantımızda da böyle temizlikten bakıma, spordan güzelliğe özel yaşantımızda da. Spor yaparken hatta diş fırçalarken bile yaşamın temposunu yakalamak için hızlı olmak, her bir detayı kontrol etmek zorundayız. Teknolojinin ve hızın içine doğan genç kuşak biraz da bu yüzden yaşamını çok daha iyi yönetiyor. Oysa çoğumuz akıllı telefon kullanmakta, bilgisayar kullanmakta zorlanıyor ya da yanlış kullanıyoruz. Gerçi bu konuda travesti bireyler oldukça uzmanlar. Teknoloji bazen yaşam kalitemizi artırmak yerine başımızı belaya sokmaya yarıyor. İnternette duyduğumuz her şeyi gerçek sanmak yaptığımız en büyük yanlışlardan birisidir. İnsanlar “daha iyi” yaşamak için o kadar çok çalışıyorlar ve o kadar meşguller ki, yaşamaya zamanları kalmıyor. Bu çaba ve hırs belki de hiçbir çağda yaşadığımız çağdaki kadar kendi amacını aşmadı. Stanford Üniversitesinde psikoloji dersleri veren Amerika Psikoloji Derneği Başkanı Dr. Philip Zimbardo kendi toplumunun bu kıskaç içindeki durumunu bakın nasıl anlatıyor:”Amerikalılar, zaman dengesinden yoksun bir ulus; sürekli bir ‘zaman sıkışıklığı’ içine hapsolmuş durumdalar. Amerikalılar, giderek daha meşgul olduklarından telaşlı hayatlarında gereken her şeyi yapmak için yeterli zamanları olmamasından yakınıyorlar. Evlerimizde bize zaman kazandıran bütün o araçlara ve hizmetlere karşın, eskisine göre çok daha fazla ve çok daha uzun süre, durup dinlenmek nedir bilmeden çalışıyoruz. Böylece bir şeyi beklemek zorunda kaldığımızda sinirleniyor, bizi bekletenlere sinir oluyoruz. Upuzun yapılacak işler listemizdeki maddeleri tamamlamak için ibadethanelere gitmek, aile toplantılarına katılmak ve arkadaşlarla bir araya gelip gevşemek gibi ‘gerekli olmayan’ etkinliklerden kesinti yapıyoruz. İşi artık eve değil, yola bile taşıyoruz, çünkü hedeflerimize ulaşmak, başarılı olmak için verimli olmak zorundayız…” Gerçekten teknoloji bu kadar çok lazım mı bizlere yoksa biz mi abartıyoruz yaşamak denilen bu basit olayı. Şahsen ben olayın içinde çıkamadım. Birkaç travesti bireye konuyu açtığımda aldığım cevaplar benzerdi. Teknoloji şart dediler. Peki ama ya değilse yani eski yöntemler yaşam kalitemizi artırmaya yeterli ise o zaman biraz denemek ve karar vermek gerekiyor. Mesela Muğla travestilerinde bir grup İstanbul beylikdüzü travestileri bir grup ile birlikte yanlarına sadece çadırlarını alarak teknolojiden uzak bir alana kamp kurdular. Kısa bir süre her şey yolunda gitti. Ama sonrasında gelişen olaylardan haberdar olma eğilimi ağır bastı ve tatili yarıda kesip şehrin kalabalık gürültüsüne geri döndüler. Demek ki alışkanlıklarımızdan kurtulmak konusunda başarılı olamıyoruz. Sevgilerimle travesti İclal.