Aylık arşivler: Nisan 2016

İçindeki sese kulak ver

İnsan sadece kötü alışkanlıklara bağımlı olmaz. Eğer enerjini sırf mutluluğu yakalamak için başka birinin ellerine bırakmışsan bir bağımlı olmuşsun demektir. Sen hedefine ulaştığını sandığında çoktan bağımlı hale gelmişsindir. Bu bağımlılık bir süre sonra yaşamının akışını durdurarak ayak bileğine bağlı bir prangaya dönüşür. Şimdi düşün bakalım o yoksa ben bir hiçim dediğin biri var mı? Bu kişi ailenden dostlarından ya da ne bileyim en çok sevdiğin kişiden biri olabilir. Eğer ona bağlanmışsan tıpkı kötü alışkanlıklar gibi ondan da bir an önce bağını koparmalısın. Yanlış anlama çevrendekilere sırtını dön demiyorum ama içindeki sesi dinlemek mutlu olmak istiyorsan tek başına ayakta durabildiğini kendine kanıtlaman gerekir işte sana fırsat bak bakalım senin bağımlılığın nedir? Kendinle yüzleş, öncelikle neden onlara muhtaç olduğunu anlamaya çalış. Neden onlara bağımlı olmadan huzuru bulamıyorsun? Neden kendi yolunda değilsin bunlar korkuların, endişelerin, önyargıların, kör inançların olabilir mi? Bunlara dikkat etmek zorundasın. Enerjini, mutluluk bulma arzusuyla bir konuma, bir duruma, bir şeylere veya bazı kişilere bağlandığın zaman bir bağımlı haline dönüşürsün. Bu durumda sen hedefine ulaştığını zannetsen bile bu bir bağımlılıktır. Senin yaşam içindeki gelişimini engelleyerek, sana derin inişler ve çıkışlar yaşatarak kendi içimde çatışmalar çelişkiler yaşamak zorunda kalırsın. Bununla yüzleşmeden de kurtulamazsın yüzleşmek derken,”O yoksa ben bir hiçim” dediğin her şey kişi, aile, iş, eş sigara, alkol, kumar vs. Bağımlısı olduğun ve seni yapmak istemediğin şeyleri yapmaya, olmak istemediğin kişi olmaya zorlayan şeylerden değil. Ben senin özgürleşmenden bahsediyorum. Sen etrafındakileri ve kendini bu korkularla boğarak köleleştirdin ya da köleleştin. Bunu fark et. Ancak paylaşmayı öğrendiğin, verme, alma dengesini kurduğun zaman alıp, verdiğin nefes gibi olacaksın. Kendi yüceliğinin ne kadar da sınırsız bir güç olduğunu fark edeceksin. Sonsuz özgürlüğü keşfedeceksin. Kendinle yüzleşip içinin derinliklerine indiğin zaman bütün bağımlılıkların ötesinde kendi özünü yani beni bulacaksın. Benimle bir olduğun zaman korkular da, endişeler de kendiliğinden yok olup gider. İşte o zaman sınırsız özgürlüğü ve sonsuz huzuru bulacaksın. İçindeki sese bana kulak ver. Sevgilerimle İclal.

Ağlamaya değmez

İnsanoğlu her şeyi kafasına takıp üzmeye devam ederken bazen neden bu telaş diye durup düşünürüm. Sanki evimize her an misafir gelecekmiş gibi temiz titiz olmak zorunda hissediyoruz kendimizi. Mobilyalarımız toz içinde olsa sanki bizi kınayacaklar. Oysa en iyi mobilya üzerine adını yazabildiğin mobilyadır. Bırakın eviniz kirlensin etraf tozlansın, dağılsın ne çıkar sonuçta yaşadığımız yer ile kalbimiz bizim aynamızdır içimiz kan ağlarken bile böyle temiz evler ne işe yarar. En sonunda anladım ki, hiç kimsenin çıkıp geldiği filan yok; hepsi dışarıda hayatlarını yaşayıp eğleniyorlar. Hafta sonları gezip tozmak yerine cam sil, kapı sil, halıları silkele derken hayatı kaçırdığımın farkına vardım. Temizlik yapmaya mecbur kalana kadar unutun pis evinizi onun yerine resim yapın, şiir yazın yetenekleriniz neye el veriyorsa onu yapın. Hayat kısa ağlamaya ve kendinizi temizlik malzemesi yapmaya değmez. Dışarıda sizi bekleyen bahar ve yeşillenmiş çimenler var hafta sonu piknik yapın, arkadaşlarınızla buluşun. Yıllardır her hafta sonu, ‘aman biri çıkıp geliverirse’ diye en az sekiz saatimi her şeyin mükemmel görünmesine harcıyordum. Şimdi, insanlar ziyarete geldiğinde, kendimi evimin durumunu izah etmek zorunda hissetmiyorum; İnsanlar, benim daha çok dışarıda hayatımı yaşarken ve eğlenirken ne yaptığımla ilgililer. Mecbur hissediyorsanız temizlik yapın, ama bilin ki çok zamanımız yok.  İçilecek bir kahveyle, yüzülecek bir nehir, tırmanılacak bir dağ, dinlenecek bir müzik, okunacak bir kitap, dedikodu yapılacak arkadaşlar, sürdürülecek bir hayat ve bir ömür sizin. Ben mesela en çok şiir okumayı sevdiğimi keşfettim. Özellikle içinde uyum olmayan nesir tarzı şiirler okuyorum sonra bir konuşma ortasında patlatıyorum konuya uygun bir şiir ve sonra arkama yaslanıp herkesin bana hayran gözlerle bakışını izliyorum. Bilin ki dünya gözlerinizi kamaştıracak güneşle dışarıda, saçlarınızın arasında gezecek rüzgarla, karla, sizi ıslatacak yağmurla… Bu gün bir daha yaşanmayacak. Bugünü yaşamadan yarına selam vermeyin hani yabancıların bir sözü var ‘carpe diem’ yani anı yaşayın. Hayat temizlik yapmakla ağlamakla geçmez renk katın ona mesela bir demet papatya toplayın koyun masanızın üstüne. Kendinize iyi bakın hoşça kalın.

Kansere yenilmeyin

Kanser için hiç bilinmeyen bir gerçek ortada dolanmaya başladı. Ne mi kanserli hücrelerin şekerle etkileşime girip çoğaldığı gerçeği yani şeker kansere neden oluyor. Öncelikle kansere yenilmeyin. Un ve şekerden kaçınarak insülin direncini yenin. Hiçbir şekilde tatlandırıcı ve tatlandırıcı içeren ‘light’ hafif yiyecek ve içecek tüketmeyin.Katkı maddesi ilave edilmiş, paketlenmiş gıdaları yemeyin. Taş devri diyetini uygulayın. Bol taze sebze ve meyve yiyin. Meyve yerken de şeker oranı yüksek meyvelerden uzak durun. Hayatından şekeri çıkaran travesti bireylerin bu konuyu daha iyi anlayacaklarını düşünüyorum çünkü şeker olmayınca beden daha sağlıklı çalışmaya başlıyor. Yeterli omega-3 alın; ayçiçeği, mısır, soya, pamuk ve margarin gibi yağları diyetinizden çıkartın. Bunların yerine zeytinyağı ve doğal hayvani yağları (tereyağı, iç yağı ve kuyruk yağı) Kefir, yoğurt, turşu, sirke, nar ekşisi ve boza gibi probiyotiklerden (faydalı mikroplar) zengin gıdalarla beslenin. Özgür dolaşan hayvanların etini ve yumurtasını yiyin. Pastörize sütlerden mümkün olduğunca kaçının. Kutu sütü tüketmeyin. Mümkünse manda sütü kullanın. Süt yerine süt ürünlerini (yoğurt, peynir) tercih edin. Günde iki diş sarımsak ve/veya 1 baş kuru soğan tüketin. Sarımsağı gidip marketlerden alırsanız mutlaka size Çin sarımsağı satarlar mümkünse pazardan almayı tercih edin ben her hafta İstanbul travestilerinden bir grup arkadaşla semt pazarını gezer her şeyin doğal olanını almaya çalışırım. Hatta yumurta, yoğurt tereyağı gibi ürünleri de köylü kadınlara sipariş veririm. Her hafta aksatmadan getirirler ama bizim küçük şehirlerde mesela Bolu’da, Bodrum’da ya da Balıkesir’de yaşayan travestiler kadar seçme şansımız yok. Ne bulursak sorgulamadan alıyoruz. Günde 1-2 tatlı kaşığı zerdeçal tozu tüketin. Yeşil ve siyah çay tüketin. Stresten uzak durun. İyi uyuyun.Çevresel toksinlerden ve sigaradan uzak durun.D vitamini düzeylerinizi yükseltmek için dengeli bir şekilde güneşlenin ya da D vitamini takviyesi alın. Yeteri derecede egzersiz yapın. Alkol kullanmayın. Ama şarap içmek bu sınıfa girmiyor bildiğiniz gibi şarap yemekten önce içildiğinde metobolizmayı hızlandırıyor ve kan dolaşımını arttırıyor. İşlenmiş soya ürünü yemeyin. Sonrası artık bedeninizin ne kadar sürede içerdeki şekerden kurtulduğuna kalmış siz şimdiden başlayın şekeri hayatınızdan çıkarmaya. Sevgilerimle travesti İclal.

Anlaşması kolay insan olmak

Öncelikle habire tartışmaktan sorun çıkarmaktan vazgeçelim. Doğru olmadığımızı söyleyen birisine karşı takınacağımız en iyi tavır, onu fazla önemsememektir. Ancak bir nedenle konu, geçiştirilemeyecek derecede önemliyse, adına “üçüncü kişiyi devreye sokma” denilen metodu kullanarak, hala anlaşması kolay bir kişi kalabiliriz. Bu metot yardımıyla, üzerinde tartıştığımız konunun sorun yaratan noktalarını hayali ve orada bulunmayan bir üçüncü şahsız ağzından şu şekilde dile getirebiliriz: Bu nokta çok ilginç, bu soruyu birisi sana soracak olsaydı nasıl cevaplardın?” Sonra da sorumuzun cevabını, bir başkası veriyormuş gibi verelim. Bu yöntemi uygulayan travesti bireylerin olduğunu biliyorum. Uygulamak isteyenlerin de bu makaleden sonra yapacağından eminim. İnsan tabiatının en derin ihtiyaçlarından birisi de hoşnut olunma isteğidir. Bir kişinin başarmış olduğu bir şeyden dolayı olan hoşnutluğumuzu ifade ettiğimiz her seferde, o kişinin kendisini daha değerli, daha becerikli ve daha önemli hissetmesini sağlamış oluruz. “Teşekkür Ederim” sözcüklerinin inanılmaz bir gücü vardır. Onları söylediğimiz her seferde, karşımızdakinin kendine verdiği değeri yükseltiriz. Bu sözcükler onun davranışlarını güçlendirir ve mükâfatlandırır. Ağzımızdan çıkan “teşekkür ederim” sözcükleri karşımızdaki kişilerin olumlu duyguları tekrar yaşamalarını sağlar. Küçük şeyler için “teşekkür ederim” dediğimizde, insanlar çok geçmeden bizim için büyük şeyler yapmaya başlarlar. Nazik ve kibar Ankara, İstanbul, İzmir travestileri ve diğer bütün illerdeki travestiler ne demek istediğimi çok iyi anlıyorlar. Kibarlık ve tatlı dil her kapıyı açar ve bizi anlaşılır insanlar kılar. Gün boyunca, bizim için iş yapan insanlara teşekkür edelim. Bize randevu verenlere teşekkür edelim. Zamanlarını bize verdikleri için teşekkür edelim. Yorumları için teşekkür edelim. Yardımları için teşekkür edelim. Düşünebildiğimiz her şey için teşekkür edelim. . En mutlu ve en popüler insanlar, başlarına gelen her şeyden ve tanıştıkları herkesten içtenlikle hoşnut ve razı olanlardır. Böylesi bir tutum, önümüzdeki yolumuzu açar, sağlıklı bir kişiliği ve yüksek bir kendine saygıyı garantiler. Sahip olduklarımızdan ne kadar hoşnutsak, şükran dolu olacağımız şeylerin sayısı da o denli çok olur. Şimdi bu yazdıklarımı sonuna kadar okuduğunuz için hepinize sonsuz teşekkür ederim. Sevgilerimle travesti İclal.

Yaza hazırlanalım

Havalar her geçen gün biraz daha ısınıyor benim de içimi bir mutluluk kaplıyor bu sene de yazı görebilme mutluluğu. Her mevsim insan bünyesi üzerinde farklı etkiler yatır ama sanırım en çok da yaz bizi kıpırdatacak güce sahiptir. Bahar diyenler de vardır aranızda değil mi sevgili travesti dostlarım haklısınız bahar da insana aşık olmayı özlettiriyor.

Her bir mevsim geçişi bünyemizde farklı etkiler yaratıyor, bilirsiniz. Bahar geçişlerinde yaşanan tuhaf yorgunluk, uykusuzluk hali baharın verdiği enerjiyle bir araya geldiğinde iyice tepe sersemi ediyor insanı. Baharı tam anlamıyla yaşayamadan gelen yaz ruhsal olarak mutlu etse de bedenen hazır değilsek keyfi çıkarılamaz bir hal alıyor. Bu yüzden sizin için bir yaza hazırlık dosyası hazırladım. Bakalım yaz mevsimine keyifli girmenin ve mutlu geçirmenin yolları nelermiş. Güzel bir bedene sahibiz doğru ama daha ışıltılı olmak için yapmamız gerekenler var. Bedeni yazın ışıltısına hazırlamanın yolları basit, beslenmenize ve egzersizlerinize dikkat ederek bunu kolayca başarabilirsiniz. Kıştan kalma tembel beslenme şeklinize devam ederseniz de yaz boyunca vitrinlerden, aynalardan ve kumsaldan uzak kalmak isteyebilirsiniz. Geçen gün Ankara travestilerinden Bade bir karikatür atmıştı kadın spor yapıyor yazın denize gitmek için sonra üçüncü karede aman boş ver en iyisi yayla tatili diyerek vazgeçiyor spordan biz öyle olmayalım. Bakın Antalya, Bodrum, Muğla travestileri forma girmiş bile yakında deniz mevsimini de açarlar biz öyle bakıp kalmayalım. Azar azar ve sık öğünler halinde beslenin. Uzmanların söylediğine göre yemek yedikten yaklaşık 3 saat sonra kan şekeri düşmeye başlar. Kan şekerinin düşmesi vücutta yorgunluğa sebep olur ve yemekleriniz arasındaki periyotlar uzadıkça bu yorgunluk daha hissedilir bir hal alır. Bu yüzden yemeklerinizi ana ve ara öğünler halinde dengeleyerek yorgunluk hissini ortadan kaldırabilirsiniz. Az yeseniz dahi sık beslendiğiniz için açlık hissinin giderek kaybolduğunu göreceksiniz. Günde en az 2 litre su için. Su vücuttaki asit seviyesini düşürür. Ayrıca düzenli su tükettiğinizde ter kokunuzun da azaldığını göreceksiniz. Hadi bakalım işe koyulma zamanı yaza merhaba demeye hazırlanalım. Sevgilerimle travesti iclal.