Aylık arşivler: Mayıs 2016

Acı biberin faydaları

Acı biber en çok Doğu Anadolu Bölgemizde tüketilen bir sebzedir. Özellikle kışın sert geçtiği şehirlerimizde insanın içini ısıtır bir de ses tellerini güzelleştirir. Bakın bütün ünlü ses sanatçıları oralardan yetişmiştir. Diyarbakır travestilerinin sesi de sanırım bundan dolayı güzel oluyor. Bazı insanlar acı bibere dayanaklı olurken bazılarımız ise ağzına bile süremiyor. Acı biber yediğimizde ağzımız yanıyor ya aslında bu ağzımızda tahribata yol açmıyor. Acı biberin aktif maddesi olan ve tadının ‘acı’ olmasına yol açan kapsaisin (capsaicin) maddesine tepki veriyoruz sadece o kadar. Bu proteinin harekete geçmesi tek bir molekül tarafından düzenleniyor. Biberdeki kapsaisin de işte bu proteini uyarma kabiliyetine sahip.Fakat sıcaklık yükselmeden böyle bir şey oluyormuş hissi verir, olmayan bir tehlikeye karşı beyni uyarır. Bu yüzden acı biber yedikten sonra “ağzımız yanar”, “sıcak basar”.Acı biberdeki kapsaisinden başka, yaklaşık 40°C üzerinde sıcaklık ve asitliğin yüksek olduğu durumlar da bu proteinin etkinleşmesine neden oluyor. Aynı protein tarafından algılandıkları için acı biber ve yüksek sıcaklık beyinde aynı hissi oluşturuyor. Bazı bilimsel araştırmalar yemek tercihlerimizin genetik temelli olduğunu gösteriyor. Buna göre, bebekler belli sayıda tat algılayıcı ile doğar ve bu sayı genetik olarak belirlenir. Bazı bebeklerde 1 santimetrekarede birkaç yüz tane tat algılayıcı varken, bazılarında bu sayı 10 bine kadar çıkabilir. Tat algılayıcılar dilin üzerinde bulunur. Zaten bu bilgiyi ilkokulda öğretiyorlar duyu organlarımız kısmında dilin tat alam duyusu olduğunu öğreniyoruz. Ama bence eksik öğretiyorlar ya neyse burada fizik dersi vermeyeceğim. İnsanları tat algılayıcılarının sayısına göre üç grupta sınıflandırılabiliriz. Aşırı, orta ve çok az algılayabilenler. Bu sayı insanların tat, sıcaklık ve yiyeceğin dokusunu algılama derecesini ve hassasiyetini de belirliyor. Yani her birimizin bu algıları farklılık gösterebilir. Bazı insanlar acı bibere karşı daha dayanıklı, hatta acı yemek onlar için bir zevk. Ancak bazıları acıya karşı daha hassas olabiliyor. İşte bunun sebebi sahip oldukları tat algılayıcı sayısı olabilir. Sanırım ben aşırı algı yapanlar grubuna giriyorum çünkü acı biber yiyemiyorum. Sağlıklı olmak için kendimi zorlayarak yeme ye çalışsam da başarılı olmadım. Siz denemeye devam edin sevgiler İclal.

Sarkmalara çözüm

Vücudumuzdan deri sarkması için illa yaşımızın ilerlemiş olası gerekmiyor bazen ani kilo alış verişlerde de sarkmalar ortaya çıkabiliyor. Geçen yıl bir hastalığı sebebiyle kortizon kullanmak zorunda kalan Ankara travestilerinden Gülde bir yıl içinde tam olarak yirmi kilo aldı ve sonra ilacı bırakınca yeniden eski kilosuna döndü. Ama bir sorun vardı kollarında ve göbeğinde sarkmalar meydana gelmişti. Genellikle yaşlanmanın etkisiyle ortaya çıkan vücuttaki deri gevşekliği; özellikle kol ve bacak içleri ile karın derisinde oluşur. Ancak bu sorundan neştersiz kurtulmak mümkünmüş. Bizde bilmiyorduk sorduk soruşturduk öğrendik. Yaşlanma süreciyle birlikte diğer organlarda olduğu gibi, deri de zamanla morfolojik ve fizyolojik olarak geriler, fonksiyon kaybına uğrar. Diğer organlardan farklı olarak, derideki yaşlanma sürecinde fiziksel, kimyasal ve mekanik çevresel faktörler de etkilidir. Hem kronolojik yaş hem çevresel faktörler hem de yaşam tarzının etkisiyle deride gevşemeler, sarkmalar meydana gelir. Uzun süre kontrolsüz yapılan diyetler, sık kilo alıp verme, yetersiz ya da yanlış egzersizler de ciltte sarkmalara neden olabilir. Her ne kadar spor yapılsa da özellikle kol-bacak içleri ve karın derisinde sıkılaşma sağlamak için egzersiz her zaman tek başına yeterli olmaz. Günümüz teknolojinin gelişmesine paralel olarak farklı cihazlarla cerrahisiz cilt gençleştirme ve sıkılaştırma işlemlerinin yapıldığı bu yöntemler bizi sosyal hayattan kısıtlanmadan ve ameliyat masasına yatmaktan korkan hastalar için gençleşme imkanı sağlamaktadır. Bu alanda en yeni yöntemlerden biri yüksek fokuslu ultrason sistemidir. Fokuslu yani odaklı ultrason yönteminde ultrason dalgası noktalar halinde dokuda odaklanır. Odaklandığı bölgelerde sürtünmeyle beraber ısı enerjisi ortaya çıkar. Dolayısıyla kontrollü olarak kası çevreleyen  fibröz  yapı olan fasiada (smas) ve derinin dermis tabakasında koagülasyona sebep olur. Vücut tarafından yara dokusu olarak algılanan bu bölgelerde yoğun kolajen aktivasyonu sağlar. Smas tabakasında ki ısı koagülasyonu germe ve lifting etkisi ile ciltte sıkılaşma ve gençleşme meydana getirir. Terimler çok anlaşılır olmadı biliyorum ama bu yöntemi en basit böyle anlatmanın yolunu bulabildim. Sizin anlayacağınız ameliyat yok, kesik yok kısa sürede iyileşme var demek ki sarkmaları dert etmek yok. Hadi yine iyiyiz bu teknoloji denilen şeye bayılıyorum sevgiler İclal.

Strese tepki vermek

Yaşadığımız dünyada o kadar çok stres yaratan faktörle karşı karşıyayız ki! Teknoloji geliştikçe ve zaman ilerledikçe biz insanlar yaşamı, kendimiz için daha da karmaşık hale getirdik. Eski insanlar gibi “basit” yaşamayı unuttuk. Stresin varlığını beyin algılar algılamaz, bedeninize adrenalin salgılanmaya başlar. Bu da birçok fiziksel değişiklikler ortaya çıkartır. Göz bebekleri, göze daha çok ışık girmesi ve daha iyi görebilmek için büyür. Çünkü tehlike anında daha iyi görmeye gereksinim duyarız. Midenize, ağız salgıları gitmemesi için ağzınız kurur. Bunun sonucunda sindirim sisteminizin çalışması durur ve sindirim sistemindeki kan doğrudan kaslarınıza ve beyninize gider. Bu size, stres anında niçin midenizde kelebekler uçuşuyor gibi hissettiğinizi açıklar. Harekete geçmenize hazırlık olarak boyun ve omuz kaslarınız gerilir. Gevşek kaslara göre, gerilmiş kaslarla atak yapmak çok daha olaydır. Aslında bu stresli olma durumunu ben bir avcının avına doğru hamle yapma anına bekliyorum. Bütün algılarımızı açık oluyor ve her an saldırıya hazır bekliyoruz. Kaslarınıza daha çok oksijen gitmesini sağlamak için nefes alışlarınız sıklaşır. Kalbinizin atışı hızlanır ve kan basıncınız artar; böylece bedeninizin çeşitli bölümlerine daha çok kan ve oksijen gider. Vücudunuzu normal ısıya döndürmek için daha çok terlersiniz. Vücudunuz ne kadar çok enerji yakarsa o kadar çok terlersiniz. Karaciğeriniz, kaslara ani bir enerji akımı sağlamak için glikoz salgılar. Kanı koyulaştırmak için dalağınız, depo etmiş olduğu kan hücrelerini serbest bırakır ve kan dolaşımına kimyasal maddeler salgılar. Bu işlem kanınızın normal zamankinden daha çabuk pıhtılaşmasını sağlar öyle ki, bir yeriniz yaralanınca kanama daha çabuk duracaktır. Ayrıca vücudunuzun mikrop kapmaya karşı dayanıklılığı artacaktır. Modern dünyada, kendimizin yarattığı düşmanlarla savaşıyoruz. Bu savaştan dolayı her gün daha yorgunuz ve daha çok yıpranıyoruz. Trafik sıkışıklığında veya öfkeli bir patron karşısında, atalarımızın vahşi bir hayvan karşısında göstermiş olduğu tepkilerin aynısını göstermekteyiz. Fakat modern dünyada bu tepkilerin yanlış yönetilmesi yüzünden bir bedel ödemekteyiz. Ya dövüşmeyi ya da kaçmayı seçen ilk insanlardan farklı olarak biz, günümüzde stres yaratan olaylara karşı doğrudan tepkimizi göstermeyip içimize atarız. İçimize attığımız tüm bu duygular, bize çoğunlukla fiziksel ve hatta ruhsal hastalıklar olarak geri döner. Zaten başımıza gelen her felaket bu içimize atma yüzünden geliyor bir stres yaşamayı bile bize çok görüyorlar. Ben şimdi stresli bir ortamdayım ve sonuna kadar yaşamayı seçerim. Hoşça kalın İclal.

Kadınların derdine çare

Özellikle orta yaşı geçen kadınların en büyük sorunlarından biri kemik erimesidir. Kemik erimesini önlemek için hiç sevmediğiniz süt ürünleri sabah akşam tüketmek zorunda hissederseniz kendinizi çünkü doktorları tek tavsiyesi bu olur. Oysa sadece süt ürünleri değil başka gıdalarda da kemik erimesinin önüne geçmeye yetecek besinler bulunmaktadır. okumanız gerekiyor. Kahvaltınıza greyfurt ekleyerek tat alma duyunuzu erkenden uyandırabilirsiniz. Bir adet orta boy greyfurt yaklaşık doksan bir miligram C vitamini içerir. Bu size günlük gereken C vitamini miktarına denktir. Portakal, C vitamini içeriği bakımından greyfurta oldukça yakın olduğundan tüketilebilir. Gerçi yaz aylarına girdiğimiz için ortada portakal falan kalmadı ama en azından kurutulmuş meyveler bulabiliriz. Aslında herkesin günlük atıştırmalıklarında kuru meyvelere yer vermesi gerekir. Her gün kuru meyveden yapılan püre veya kuru meyve tüketmek kalsiyum ve D vitamini takviyesiyle kemiklerinize iyi gelecektir. Eğer kemiklerinizin güçlenmesi için meyveye ihtiyacınız varsa market listenizin en başında incir yer almalı. Beş adet orta boy incir ortalama doksan gram kalsiyum içerir. Ayrıca potasyum ve magnezyum gibi iskelet yapınızı koruyan maddeler de içerir. Taze inciri mevsiminde tüketmenizi mevsim dışında ise aktardan kuru olarak alıp tüketmenizi tavsiye ederim. Taze ya da kuru meyve bolca tüketin ben meyvenin içinde bulunan şekerin kilo yaptığına ya da ne bileyim şeker hastalığını tetiklediğine inanmıyorum sadece organik olmayan meyvelerin zararları olabilir. Bulması zor olsa da organik tarımla üretilmiş meyve bulmaya çalışın pazarları gezin. Büyük şehirlerde organik pazarlarda her şey var. İstanbul’un pek çok semtinde açıldığını biliyorum ama küçük şehirler de bulmak zormuş bana da arkadaşlarım mail attılar bizim buralarda organik bulamıyoruz diye olsun dediğim gibi hiç olmazsa kuru meyve tüketin sadece süt ürünlerine bağımlı kalmayın zaten süt ürünleri kilo yapıyor. Kemik yapılandırıcı besinler tüketmek osteoporoz sorunu yaşamamanızı sağlayabilir. Ancak sadece süt ürünlerinin kalsiyum kaynağı olduğunu düşünmeyin. Pekmez tüketin yoğurda koyup yiyebilirsiniz. Bir tatlı kaşığı pekmez yaklaşık kırk bir miligram kalsiyum içerir. Besinleri tüketirken her zaman miktarlara dikkat etmenizi öneririm fazlaya kaçmayın sağlıkla kalın İclal.