Aylık arşivler: Haziran 2016

Güzellik ve temizlik tüyoları

Güzellik ile ilgili tüyo vereceğim bugün sizlere ama öyle makyaj malzemeleri, güzellik maskeleri sanmayın. Size daha çok temizlik ile ilgili bir mucizeden bahsedeceğim ne mi adı tabi ki karbonat. Hiç değişmeyen tek temizleyici üstelik kesinlikle kimyasal içermiyor. Karbonatı alın elinize nereye isterseniz oraya dökün çünkü her şeyde kullanılabiliyor. Saçınızdaki kalın sprey tabakasını ve jöle artıklarını tamamen çıkartıp saçınıza derin bir nefes aldırmak istiyorsanız, orta boy şampuanın içine bir çay kaşığı karbonat katıp karıştırın. Buzdolabınızdaki kokuyla baş edemiyorsunuz. Bütün yiyecekleri dışarı çıkar sil süpür kurula vs. uğraşmak istemiyorsanız bir kâse karbonatı buzdolabının bir köşesine koyun. 4-5 günde bir karıştırın. Kötü kokuların gittiğini göreceksiniz. Ayrıca dolapta sakladığınız meyve sebzeler üzerinde koruyucu bir etkisi olacaktır karbonatın. Halı koltuk elbise üzerine yağ mı damladı? Panik yapıp deterjana saldırmayın! Çünkü deterjan leke olan bölgenin rengini açıp renk dokusunu bozacaktır. Bunun yerine yağ lekesinin üzerine karbonat dökün ve üzerini hafifçe ıslayın. 1–2 saat bekledikten sonra silin. Yağ lekesinden eser kalmayacaktır. Zira suyla birleşen karbonat yağları söküp atan doğal bir sabun haline gelir. Ne öyle deterjanlara temizlik ürünlerine dünyanın parasını veriyorsunuz alın evinize birkaç kilo karbonat her türlü kirden hijyenik olarak kurtulun. Mutfak tezgâhınızın mermerlerini ve fayanslarını limonlu karbonat ile ovun ve durulayın. En güzel temizleyicidir. Kimyasal deterjan kalıntısı kalmadığı için üzerine meyve- sebzelerinizi, ekmeğinizi rahatlıkla koyabilirsiniz. Kirli lavabolarınız için krem deterjanlar yerine limon ve karbonat kullanın. Lavaboya karbonat döküp limonla ovun. Hem kirlerin kaybolduğunu hem de parladığını göreceksiniz. Dibi tutan tava ve tencerelerinize akşamdan karbonat döküp sıcak su ilave edin. Sabah temizlerken zorlanmayacaksınız. Paslanabilecek eşyalarınızı karbonatla ovarsanız paslanmasını engellemiş olursunuz. Ben mesela Antalya travestilerinden bir dostumdan muslukları bile karbonatla ovmam gerektiğini öğrendim inanın ışıldadılar. Yüz güzelliğine gelecek olursak karbonat ve sodayı karıştırın yüzünüzü her sabah bu karışımla yıkayın bakın bakalım siyah nokta leke kalıyor mu dedim ya her türlü temizlik için karbonat yeter. Sevgilerimle İclal.

Doğru klima kullanımı

Havaların ısınmasıyla birlikte klimalara saldırdık. Doğrusu klima kullanmak konusunda da hep sınıfta kaldık. Doğru ve uygun kullanılmayan klimalar ve soğutma sistemlerinin riskleri vardır. Özellikle klima ve soğutma sistemleri gerektiği gibi temizlenmez ve bakımı yapılmazsa ölüme sebep verebilen mikropların ve mantarların üremesi söz konusu olabilir. Bununla beraber viral üst solunum yolu enfeksiyonları, yüz felci, kas tutulmaları ve ağrılar olabilir. Bağışıklık sistemi baskılanmış çeşitli hastalarda klima kaynaklı mikroplar nedeniyle sinüzit, bronşit, göz iltihabı, beyin iltihabı, zatürre olabilir.Klimalarla ilgili en önemli hastalığın “Lejyoner Hastalığı” da denilen bir çeşit zatürre olan “Legionella pneumophilia” isimli mikrobun yaptığı hastalık olduğunu söyleyen uzmanlar hastalıkla ilgili şöyle bilgilere yer veriyorlar.“Lejyon, eski Romalılar’da piyade ve süvarinin oluşturduğu askeri birliklere verilen isimdir. Bu birlikteki askerlere lejyoner denir. İlk kez 1976 yılında ABD’deki Pensilvanya lejyonerlerinin yaptıkları bir toplantıda salonda bulunan kişilerde görülmüştür. Bunun havalandırma sisteminden kaynaklandığı anlaşılmıştır. Hastalığın tanınması ile birlikte bu zatürre tipinin alışılagelmiş zatürre belirtilerini göstermediği fark edilmiştir. Hastalığa neden olan ise klima sistemindeki bir bakteridir. Bu bakteri klimaların filtre sistemlerinde uygun nem ve ısıda üremekte, buradan da ortam havasına dağılmaktadır. Hastalık insandan insana bulaşmaz. Bebekler, yaşlılar, erkekler, sigara içenler, alkolikler, kalp-damar hastaları, kronik bronşit hastaları, diyabet (şeker) hastaları, böbrek hastaları, bağışıklık sistemi baskılanmış olanlar, kortizon kullananlar artmış risk altındadırlar. Klimalar içinde üreyen çeşitli mantar ve bakteriler de solunum yolu enfeksiyonları ve zatürre gibi enfeksiyon hastalıklarına yol açabilir. Klima yüzünden mikrop kapan İstanbul travestilerinden Azra uzun süre enfeksiyon bölümünde izole bir biçimde kalmak zorunda kalınca çok sıkıntı çekti. Aman lütfen bu klima işine önem verin dikkat edin sağlık konusunda daha hassas olun. Özellikle bakımı yapılmamış büyük işyeri ve otel klimalarında bulunan mikroorganizmalar alerjik hastalıkları, astım ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı gibi hastalıkları tetikleyebilir. Klima kullanımını en çok araçlarda yapıyoruz ama araçlarımızın klimasını da hiç temizletmiyoruz araç içinde sürekli aynı mikroplar gezip dururken sağlıklı kalmak çok da mümkün olmuyor. Klima konusunda uzman bir kuruluştan yardım alabilirz sevgilerimle İclal.

İlk yardım nasıl olur?

İlk yardım denilince hepimizin aklına ilk olarak ehliyet kursunda öğretilen ya da okullarda şöyle bir kısaca anlatılan bilgiler geliyordur. Kalp masajı nasıl yapılır diye sorsalar hepimiz biliriz ama iş uygulamaya gelince hep sınıfta kalırız. Neden şu işli adam akıllı öğretmezler anlamış değilim. İlk yardım pratik olarak öğretilmediği sürece asla öğrenilmez. Mesela bir yaralı hastaya nasıl sargı bezi uygulanır pamuk nerede kullanılır nerede kullanılmaz. Hastaya ilaç sürmek doğru mudur hiç birimiz bilmeyiz. Zaten bir kaza görsek panikten 112 yi aramayı bile unutuyoruz. Öylece bakakalıyoruz. Oysa insanın başına nerede ne geleceği hiç belli olmaz bunları mutlaka bilmeliyiz. Acil durumlara evimizde ya da işyerimizde yakalanabiliriz. Adres ve telefon bilgilerinizi mutlaka telefonunuzun yanında bulundurun. Çünkü olay anında en iyi bildiğimiz şeyleri hatırlamakta zorlanabiliriz. Evde elinizi ocakta yaktınız diyelim ne yapacaksınız hemen doktora koşamazsınız ya da düştünüz bir yeriniz kırıldı nasıl sabitleyeceksiniz o kırığı düzgünce yalnızken kalp krizi geçiriyorsunuz ne yapmalısınız? Bilmiyoruz değil mi? Şayet ben de bilmiyorum oysa dediğim gibi ehliyet almadan önce ilk yardım dersi aldım ve bütün soruları ezbere doğru cevapladım. Bize öğretilen sınavı geçmemize yetti ama uygulama da hepimiz sınıfta kaldık. Mesela ilk yardım çantanız var mı? İçinde neler var. Bir bakalım. * Steril gazlı bez

Sargı bezi

Flaster

Makas

Elastik bandaj

Çengelli iğne

Üçgen sargı bezi

Yara bandı

Hepsi çantada hazır çünkü zorunlu arabada taşıyoruz. Başımıza bir şey gelse kullanmayı bilmiyoruz. Benim başıma geldi mesela önümdeki araba kaza yaptı arabanın içindeki bayanın kolu kırılmış açtım ilk yardım çantamı üçgen sargı bezini elime aldım ama nasıl saracağımı bilemedim. Panikten acil yardımı aramayı unuttum. Tıpkı Adana travestilerinden Sibel gibi adımı sorsanız hatırlamıyorum o kadar panik oldum. Sakin olmak en az beş dakika sonra aklıma geldi. Aradım ilk yardımı adresi doğru dürüst veremedim. Neredeyiz gerçekten bilmiyorum İstanbul o kadar karışık ki tarif etmek imkansız yolları etrafta ne var diye soruyorlar ben sadece gökdelen ve üç şerit yol diyebildim. Bu durumda kalmamak için öncelikle mutlaka uygulamalı bir ilk yardım kursuna yazılmalıyız. Gelin bu yaz zamanımızı bu işe ayıralım. Çok önemli unutmayın hepimize lazım. Sevgiler İclal.

Havalar nasıl biz öyle

Hava durumuna göre ruh durumuna giren bir nesiliz bakıyoruz hava güneşli bizim de yüzümüz güneşleniyor. Yok eğer yağmurlu kapalı bir güne uyanmışsak nemrut, aksi insanlar oluveriyoruz. Bunun nedeni çok basit aslında her insan yaşadığı iklime göre kişilik geliştirir. Bakın Akdeniz Ülkesi insanlarına hepsi sıcakkanlı, güler yüzlü oysa gidin Kuzey ülkelerine aksi, yüzü gülmeyen sert insanlar göreceksiniz. Serotonin eksiliğinde, yorgun ve sıkılgan ruh hali, kaygıların artması, mutsuzluk, uykuya dalmakta veya uykuya geçişlerde güçlük çekme gibi durumlar ortaya çıkabilir. Yapılan araştırmalarda hava sıcaklığının ve gün ışığının insan psikolojisine etkileri olduğu bilinmektedir. Peki hava durumuyla, insan psikoloji arasında nasıl bir ilişki vardır? Havalar güneşli ise insan vücudunda serotinin hormonu birden yükselir ve bu hormon bizim neşeli olmamızı sağlar. Muğla travestilerine bakıyorum mesela biz İstanbul travestilerine göre daha mutlular. Dünyanın en büyük enerji kaynağı olan güneş bizlerin de biyolojik ve ruhsal durumlarını etkilemektedir. Bu yüzden serotonin seviyesinin dengede olması psikolojik ve fizyolojik sağlık açısından önem taşımaktadır. Bu seviyeyi dengede tutabilmek için: egzersiz yapmak, gün ışığında zaman geçirmek, stres yaşadığınız durum ve olaylardan olabildiğince uzak kalmak, triptofan, B6, B9, B12 vitaminleri açısından zengin yiyecekler tüketmek, alkol ve kafein tüketimini minimum miktara indirmek seretonin düzeyinin korunmasına yardımcı olacaktır. Yaz geldi takvimler epeydir yaz aylarını gösteriyor ama biz bir türlü yazı yaşayamadık neredeyse her gün yağmurlu kapalı bir havaya uyanıyoruz. Bu da ruhsal olarak sinirli ve gergin bir yapıya bürünmemize neden oluyor. Havadaki ani değişimler sonucunda: depresyon, aşırı duygusallık, hassaslık veya çatışmaya meyilli olma durumu, yorgunluk hali, eklem ve baş ağrıları, uykuya dalmada problemler veya aşırı uyuma, yeme değişimleri gibi kişiden kişiye göre farklılık gösteren durumlar ortaya çıkabiliyor. Genelde yağmurlu, kapalı havalarda insanların enerjisinin azalmış, daha içe dönük ve karamsar bir ruh hali içerisinde olduklarını, aşırı sıcak havalarda da çatışma içerisine daha çabuk giren, sabırsız, halsiz ve yorgun bir ruh hali içerisinde olduklarını bilinmektedir. Mutlu, huzurlu, sağlıklı, serotoninizin bol olduğu bir yaz geçirmeniz dileğiyle. Havalar nasıl olursa olsun bizim havamız iyi olsun sevgilerimle İclal.