Aylık arşivler: Temmuz 2016

Kendine saygı göster

Biz hep başkalarından saygı görmek isteriz oysa insanın kendine saygısı yoksa başkalarından saygı görmeyi beklemesi sadece aptallık olur. Kendinize, başkalarının size davranmalarını istediğiniz gibi davranmadığınız sürece, olayların gidişatını değiştirmeniz mümkün değil. Davranışlarınız, etkili düşüncelerinizdir, bu yüzden, kendinize sevgi ve saygı göstermezseniz, yeterince önemli, değerli ve iyi şeyleri hak eden bir insan olmadığınız sinyalini yayarsınız. Sinyal yayılmaya devam ettikçe de, insanların size iyi davranmayacağı birçok durumla karşılaşacaksınız. Bu insanların davranışları sadece sonuçtur; sebep ise, düşüncelerinizdir. Kendinize sevgi ve saygıyla yaklaşmaya başlamalı, bu sinyali vermeli ve bu frekansa geçmelisiniz. Bunun yolu da değerli olmaktan geçer siz kendinize çocukluğunuzdan beri değer vermeyen insanlarla aşağılık kompleksi ile büyümüşseniz artık sizi aşağılayan insanlara ses çıkarmaz olursunuz. İnsan kendini nasıl bilirse, odur. O nedenle, yaşamımızdaki en önemli mesajlar, kendimize verdiğimiz mesajlardır. Yaşamımızdaki en önemli ilişki, bizim kendimizle olan ilişkimizdir. Kendine değer vermekten ne anlıyorsunuz, bir insanın kendine değer verdiğini nasıl anlarsınız, diye insanlara sorsak, farklı yanıtlar alabiliriz. Kimileri, kişinin giyim kuşamına bakar. Burada açıklığa kavuşturulacak nokta, giyime kuşama, ‘başkası ne der, beni bakımlı ve saygıdeğer görsünler,’ diye mi yoksa, ‘ben iyisine layığım,’ diye mi önem verdiğidir. Nasreddin Hoca’nın ye kürküm ye hikayesini bilmeyeniniz yoktur maalesef hayata sadece kılık kıyafet ile değer verenler aramızda geziyor. Oysa mesele giydiklerimiz değil düşündüklerimizdir ben Marmaris travestileri ile yaz tatilinde iken bu konuyu uzun boylu tartıştık insanların dış görünüşle karşınızdakini değerlendirmeye gitmesine anlam veremedik ama durum bundan ibaret ne yazık. Bazıları kendine değer veren insanın kendiyle barışık olduğu üzerinde durabilir. Kendiyle barışık insan zamanla toplumla barışık ilişkiler kurar. Kendine değer veren insanın, kendi istediği bir yaşamı yaşamaya özen göstereceğini düşünenler de çıkar. Kendine değer veren, içinde yaşadığı ortamı elinden geldiğince kendi isteğine göre ayarlamaya özen gösterir. Kendini bilmeyen başkasını bilemez; kendini anlamayan başkasını anlayamaz; kendini sevmeyen başkasını sevemez. İnsanın kendiyle olan ilişkisi onun yaşamındaki en önemli ilişkidir. Yunus’un deyişiyle: İlim ilim bilmektir İlim kendin bilmektir;Sen kendin bilmezsen, Ya nice okumaktır. Kendinizi asla hafife almayın sevgiler İclal.

Soğan mucizesi

Kuru soğanın faydaları saymakla bitmez ama biz kötü kokusu yüzünden yıllarca soğan yemekten korktuk. Sağlığa olan faydalarını okuduktan sonra varsın koksun yemeden durmayacağım diye kendime söz verdim ve artık her gün bir tane orta boy soğan tüketiyorum. İsterseniz faydalarını sz değerli travesti dostlara da şöyle bir sıralayayım. Pek çok gıdanın mucize denilebilecek etkileri olabilir fakat soğanın yeni keşfedilen özellikleri onu bambaşka bir yere konumlandırıyor! Burada okuyacaklarınız belki de yıllardır “Benimkinde soğan olmasın” diyerek restoranlarda, lokantalarda hor gördüğünüz soğan hakkındaki düşüncelerinizi tamamen değiştirebilir. Kokusu olsun, kesildiği zaman gözleri yaşartıyor oluşu olsun kimilerinin soğanla yıldızı bir türlü barışmaz. Ancak soğan sandığınızdan çok daha özel bir gıda olabilir. Tek başına bir ecza dolabı desek yanlış olmaz! Şimdi önyargılarınızı bir kenara bırakın ve soğanın gizemlerine kendinizi hazırlayın. Bir sepet soğanla üstesinden gelemeyeceğiniz rahatsızlık yok, nasıl mı? Soğanla geçmeyen öksürüğünüze son verebilirsiniz. Bir türlü kesilmeyen öksürükleriniz mi var? Eczaneden aldığınız şuruplar bir işe yaramıyor mu? İhtiyacınız olan şey soğan suyu! Evet belki nefesiniz pek hoş kokmayacak ama sakızla, diş macunuyla o kokuyu bastırabilirseniz soğan suyu öksürüğünüzü kısa sürede bünyenizden söküp atacaktır! Ateşiniz düşmüyor hatta gittikçe kötüye gidiyorsunuz. O zaman yapmanız gereken şey soğanla ateşinizi söndürmek. Korkmayın soğanı fitil niyetine kullanmayacaksınız, çorabınızın içine ayak tabanınızla temas edecek şekilde koyacağınız soğan dilimleri mucizevi şekilde ateşinizi düşürecek. Bu ayak tabanına soğan koyma işini bana ilk Ankara travestilerinden Bade söylemişti gerçekten işe yaradığını söyleyebilirim bizzat denedi. Geçen yıl çok fazla grip oldum ve ateşim her seferinde otuz sekizin üstüne çıktı ben de bu yöntemi uyguladım. Nezleniz bir türlü geçmiyorsa da soğandan medet ummalısınız. Kendinize bir soğan partisi vermenizin zamanı gelmiş. Çayınızın içinde bir adet dilimlenmiş soğanı kaynatıp için, yanında da tuzlu soğan halkaları yiyin. Vurun kafayı yatın, uyandığınızda kesinlikle daha iyi hissedeceksiniz. Kulak vücut için kritik bir organ. Neredeyse bütün dengemizi sağlayan bir organımızdır. Ona bir zarar geldiğinde sıkıntı büyük oluyor. Kulağınıza da soğan koyun ve sıkıntılarınızdan kurtulun. Sağlıklı ve mutlu günler dilerim İclal.

Çalışmak ibadettir

Başkalarından iyilik beklemek, susayıp da birinin size su vermesini beklemekle aynı şeydir. Kalkıp suyunuzu kendiniz alın ve susuzluğunuzu kendiniz giderin. Birilerinin sizi sevmesini beklerken seveceğiniz insanları kaçırıyorsunuz. Kendim için önemli bir şey yaptıysam “aferin İclal” diyerek kendimle el sıkıştım, şımaracağım bir durumsa yanağımdan makas aldım, sırtımın sıvazlanmasını istediğimde sırtımı sıvazladım. Bunları yaptıktan sonra kendi yaşamımı inşa etmeye başladım. Bunları yapmaya başladığımda toplum tarafından verilmiş olan kurban bilincinden kendimi özgürleştirdim. Kurban bilincinden özgürleştikçe yaşam içinde kendi besin kaynağımız olumlu olaylar oluyor. Kısacası çalışmak ve elde etmek dünyanın en güzel duygusu her şeyi kendiniz yapın bu aralar sosyal medyada dolaşıyor ya hani ben kendim yaparım diyen güçlü kadınlar güçlü travestilerden olun. Kişi kurban bilincinde olduğunda acınmaktan besleniyor. Besin kaynağı bu olduğu için de hep acınacak olayları ve kişileri kendi yaşamına çekiyor. Sonra da Yalan Dünya dizisindeki Vasfiye Teyze gibi insanları çekip ‘vah vah ne çekmişsin sen böyle’ denilmesi farkında olmadan bir zevk ve doyum veriyor. Bu sağlıklı bir yaşam besini değil. Lütfen fark edelim. Bunun yaşamın normal parçasıymış gibi algılamamız için de her yer bunu bize kanıksatıyor. Haberlerin, şarklıların, filmlerin, dizilerin, kitapların çoğu bize kurban bilincinde kalmamız bu durumu fark etmememiz için verileri veriyor. Bu zamana kadar bunun farkına varmadıysanız artık uyanın. Bu yazıdan sonra dinlediklerinize, izlediklerinize ve okuduklarınıza bir de bu çerçeveden bakın. Sizin siz de başka dostunuz yok dersem beni insan sevmemekle suçlarsınız ama gerçekler acıdır biber de acıdır ve demek ki biber gerçek öyleyse acı da gerçek. Her insan dilediği mutluluğu yaşamayı hak eder. Şu anki yaşadıklarınızdan memnun değilseniz mutluluğu yaşamınıza dahil etmeniz için biraz çalışmanız gerekiyor. Düşüncelerinizi ve davranışlarınızı değiştirdikçe yaşamı başka bir gözle görmeye başlayacaksınız. Bu da sizi mutluluğa götürecektir. Hayatta kalmanın birinci kuralı çalışmak, üretmek üretmeden yaşadığınızı anlayamazsınız. Hepimiz Antalya travestilerinden Hale gibi ortaya bir eser çıkarmak zorunda değiliz illa çalışmak deyince somut kavramlar gelmesin aklınıza soyut olarak da insanlık yaparak da çalışabilir insan buna da hizmet sektörü denilir. Hizmet sektöründe yerimizi almanın vakti geldi geçiyor kolay gelsin saygılar İclal.