Aylık arşivler: Kasım 2016

Sezgi

sez

Sezgilerine güvenmek ne kadar doğru bir kelime insan önce sezgilerine kulak vermelidir. Mesela yeni tanıştığınız biri hakkında aklınız hemen yorumlama yapar işte bu hissettiğiniz şey sezgidir. Hayatın gerçek yolculuğunda kendi sezgin senin yegâne öğretmenindir.Sezgi anlamına gelen İngilizce intuition sözcüğüne hiç dikkat ettin mi? O ders anlamına gelen tuition ile aynıdır. Ders (tuition) dışardan öğretmenler tarafından verilir; sezgi (intuition) kendi doğan tarafından içerden verilir. Kendi içinde rehberine sahipsin. Birazcık cesaretle bir daha asla değersiz olduğunu hissetmeyeceksin. Bir ülkenin cumhurbaşkanı olmayabilirsin, bir başbakan olmayabilirsin, Henry Ford olmayabilirsin ama buna gerek yok. Çok iyi bir şarkıcı olabilirsin, güzel bir ressam olabilirsin. Ve ne yaptığının önemi yoktur… Çok muhteşem bir ayakkabıcı olabilirsin. Şayet herkes kendisi olarak büyürse tüm yeryüzünün, muazzam kudrete, zekâya, anlayışa sahip güçlü ve yuvaya varmış olmanın coşkusuna ve tatminine sahip insanlarla dolu olduğunu göreceksin. İdeal sözcüğü benim için kirli bir sözcüktür. Benim ideallerim yok. İdealler seni delirtmiştir. Tüm yeryüzünü bir tımarhaneye dönüştüren şey ideallerdir. İdeal senin olman gereken şey olmadığın demektir. Bu gerginlik, kaygı, keder yaratır. Bu seni böler, seni şizofren yapar. Ve ideal gelecektedir ve sen ise buradasın. İdealler imkânsızdır. Bu yüzden onlar ideallerdir. Onlar seni delirtir ve seni ruh hastası yapar. Ve kötülemek ortaya çıkar çünkü sen her zaman idealin gerisinde kalırsın. Suçluluk duygusu yaratılır. İdealleri uğruna yaşadığını sanan sersemlerden olmadığınızı biliyorum değerli travesti bireyler ama idealleriniz olduğunu da biliyorum. Bu aynı şey değildir bir ideal uğruna hayat verilmez. Ben be İstanbul travestilerinden Hale’nin ideali en az zarar vererek bu dünyadan göçmek yani faydalı birer insan olmak işte ideal böyle ulvi bir amaca hizmet etmelidir. Aslında din adamlarının ve politikacıların yapmakta olduğu şey budur; onlar sende suçluluk duygusu yaratmak ister. Suçluluk yaratmak için onlar idealleri kullanır; basit mekanizma budur. Öncelikle bir ideal ver ve sonra suçluluk duygusu otomatikman gelir. Sizi şaşırtan sezgileriniz değil idealleriniz ise bırakın sezgileriniz ön plana çıksın sezgili kaygısız günler dilerim İclal.

Sabır

sab

Sabır yazması söylemesi kolay yapması zor bir erdemdir. Neye niçin ne kadar sabretmemiz gerekir bu muamma bazen taşar ve inceldiği yerden kopar. Kopmaya da mahkumdur çünkü dünya üzerinde her insanın bir dayanma gücü vardır. Sabretmek sanıldığı kadar kolay olmuyor. Nedir bu içine girince bizi bu kadar zorlayan sabır; Sabır, zor bir durum karşında mücadele gücünü yitirmeden beklemek; olumsuz şartların geçtiği ana kadar istikrarlı olarak bu zorluklara katlanmak demektir. Sabırlı olmak erdemli insanların sahip olduğu en önemli özelliklerden biridir. Sabretmeyi bilen kişi, bir gün gelir isteklerine ve hayallerine kavuşur; sabrettiği olumsuzluklardan kurtularak ferah günlere ulaşır. Sabır zorluklar karşısında beklemeyi bilmek olduğundan bu süreci isyan etmeden, kendimizi yıpratmadan sakin şekilde geçirmek gerekir. Unutmamak gerekir ki her gecenin mutlaka bir sabahı vardır. Bu nedenle karanlıklarda kaybolmadan sabırla doğacak güneşi beklemek gerekir. Sabretmeyi en iyi bilen travesti bireylerden biri İzmir travestilerinden hale olsa gerek amacına ulaşmak için bin türlü eziyet ve kötülük sonrası nihayet istediği noktaya geldi. Dağları ve engelleri aştı ve sonuç sabır kazandı. Umarım hep sabır kazanır çünkü bazen sabretmek kazanmak için yeterli olmuyor. Karanlıklarda yok olan insanların sabretmeyi bilmeyen kişiler olduklarını unutmamalıyız. İnsanoğlu sabretmeyi öğrendi doğadan beklerken bunu en güzel örnekleyen hikaye bir bambu ağacının büyümesinde saklıdır. Önce ağacın tohumu ekilir, sulanır ve gübrelenir. Birinci yıl tohumda herhangi bir değişiklik olmaz. Tohum yeniden sulanıp gübrelenir. Bambu ağacı ikinci yılda da toprağın dışına filiz vermez. Üçüncü ve dördüncü yıllarda her yıl yapılan işlem tekrar edilerek bambu tohumu sulanır ve gübrelenir. Fakat inatçı tohum bu yılda da filiz vermez. Çinliler büyük bir sabırla beşinci yılda da bambuya su ve gübre vermeye devam ederler. Ve nihayet beşinci yılın sonlarına doğru bambu yeşermeye başlar ve altı hafta gibi kısa bir sürede yaklaşık 27 metre boyuna ulaşır. Bir süre için çalışın, bir süre tahammül edin. Her zaman inanın. Ve hiçbir zaman geri dönmeyin. Sabretmek kolay olmayan, insanı oldukça zorlayan bir süreçtir. Ancak bu süreci inanç ve ağırbaşlılıkla atlatan kişiler eninde sonunda amaçlarına ve güzel günlere ulaşacaklardır. Saygılar sunarım İclal.

Mumlar

mum

Mum denilince aklıma hep romantik bir akşam yemeği gelir filmlerin etkisinden olsa gerek mum ben de bunu çağrıştırıyor. Rengarenk mumların her birinin bir sembol ifade ettiğini biliyor muydunuz? Artık mumlara biçimleri, kokuları ve renkleriyle sadece bir aksesuar olarak bakılmıyor İşte rengarenk mumlar ve insanlar üzerindeki etkileri. Evinize hangi mumu almayı istediğinizi bu yazıyı okuduktan sonra karar verin. Ya da İstanbul travestilerinden Nesil gibi hepsinden birkaç tane alın ruh durumunuza göre yakarsınız. Yeşil mum hareketin ve verimliliğin sembolü olarak görülüyor ve vücut-beyin enerjisini dengelediği söyleniyor. Doğa tutkusunu arttırdığı da iddialar arasında doğada olmayı seven her yıl mutlaka bir ay kamp çadırında yaşamayı seven bir travesti iseniz yeşil mum tam da size göre alın bulunsun. Mavi mum renk uzmanlarına göre algı yeteneklerimizin uyanmasına ve içsel yeteneklerimizin farkına varmamıza yardımcı olan en etkili mum bir konu hakkında karar vermeniz gerekiyorsa mavi bir mumun ışığında olmanız da fayda görüyorum. Beyaz mum saflığın ve gücün sembolü olarak kabul ediliyor. Ayrıca birlikte yandığı diğer mumların da etkilerini artırıyor. Beyaz bir mum duman çıkarıyorsa, çevredeki negatif düşünce ve etkileri yok ettiği söyleniyor. Eğer duman bir süre sonra kesiliyorsa, o bölge her çeşit olumsuzluktan arınmış sayılıyor. Siyah mum en güçlü ve koruyucu mumlar olarak kabul ediliyor. Pek çok dinde, ayin ve törenlerde siyah mumun kullanılması buna bağlanıyor. Uzmanlar, aşırı kullanımın depresyona yol açabileceğini iddia ediyor. Bu yüzden önerileri, siyah mumun, beyaz renkli mumlarla bir arada kullanılması tek başına yakmayın da ruhumuz incinmesin. Kırmızı mum, bu yorumu yapmak için aslında uzman olmaya hiç gerek yok Kırmızı aşk ve romantizmin sembolü olduğuna göre, kırmızı mumlar da aynı etkiyi yaratacaktır Nitekim uzmanlarda aynı şeyi söylüyor. Pembe mum, sevginin ve başarının sembolü olarak bakılıyor Onurlu, bilinçli ve saf bir hayatın özellikleri pembe mumlarda toplandığı söyleniyor. Turuncu mum, neşeyi ve yaratıcılığı artırdığı iddia ediliyor Sonucunu görmek için ders çalışırken, çalışma masanızda turuncu mum yakarak küçük bir deney yapabilirsiniz. Renklerin anlamını öğrendiğimize göre nerede ne yakacağımızı biliyoruz demektir sevgiyle kalın İclal.

Hastalıklara karşı sakinlik

sak

Huzursuz olmak hastalıklara kapı açıyor. Sürekli tedirgin bir haliniz varsa, endişeli bir insansanız hastalıklara sık yakalanmanız da kaçınılmaz olacaktır. Aslında sakin kalabilmek çok basit tabi kuralları doğru bir şekilde yerine getirebilirseniz. Birinci kural sessizlik; Bütün dikkatinizi sessizliğe yöneltin. Tabii bunun için önce sessiz bir köşe seçmeniz gerekiyor. Sonra konsantre olun. Sessizliğin size geldiğini anlayacaksınız, onu dinleyin. Sonra da bu sessizliği gittiğiniz her yere götürün. Çok çalışan insanlar hiçbir zaman eğlenceli aktivitelerle vakit geçirmezler. Fakat, çok çalışan insanlar için eğlenceli geçirilen zaman, harcanmış vakit sayılmaktan çok uzaktır. Nefesinizin sesine konsantre olduğunuzda, soluk alıp verdiğinizi gerçekten duyduğunuzda, kendinizi son derece huzurlu hissedeceksiniz. Bunun için derin soluklar alın. Ve bir çiçeği kokladığınızı hayal ederek nefesi içinize çekin. Endişelerin çoğu gelecekle ilgilidir. Birçoğu asla gerçekleşmeyecek olayların etrafında dönüp durur. Bu nedenle yaşadığınız zamana konsantre olun. Böylece “gelecek”, kendi başının çaresine bakacaktır. Eğer daha uyarıcı olan kahve veya siyah çay içmeyi tercih ediyorsanız, sakinleşmeyi unutun, boşa harcanan zaman demektir. Ya da nane çayı gibi bitkisel çayları tercih ederek sakinleşmeye yardımcı olun. Herhangi bir uzman size gerçek rahatlamanın ayaklardan başladığını söyleyecektir. Açıkça görülüyor ki, rahat ayakkabılar giymek, hiç ayakkabı giymemiş olmak kadar rahatlatıcıdır. Topuklu ayakkabı giymeyi sevdiğinizi biliyorum özellikle İstanbul travestilerinden Ayça topuksuz bir ayakkabı ile bakkala bile gitmez. Oysa giyse spor ayakkabılarını spor kıyafetlerini sakinliğin tadını çıkaracak tabi bazı travesti bireyler gibi bütün gün spor kıyafet ile gezmek de olmaz yeri geldiğinde klasik ayakkabılarınızı giymelisiniz. İnsanlarda ve olaylarda en iyiyi aramayı alışkanlık haline getirin. Bu basit yaklaşımın sizi sakinliğe götürecek iyimserlik ve pozitiflik yarattığını anlayacaksınız. Kusursuz ve mükemmel olmayı başkalarına bırakın. Ne olduğunuzu, kim olduğunuzu düşünün ve bulunduğunuz halden mutlu olun, sonuç olarak daha rahat olacaksınız. Çocuklardan sakinlik dersi alın: Onların her anlarını, nasıl sadece ve sadece o anın zevki için yaşadıklarını seyredin. Kendinizin de böyle olabileceğinizi düşünün. Sakin düşüncelere sahip olun. Sakin olmanın kuralları oldukça basit yeter ki doğru uygulayın sağlıklı günler dilerim İclal.