Özür dilemek bir erdemdir

Sey.. Nasil söylesem? Kelime bulamiyorum.. Çok zor biliyorum… Söylemeliyim artik… Sey… Dinle bak. Ben çok üzgünüm olanlara. Yani özür dilerim.

Agizdan çikan hatali bir cümlenin sonunda karsimizdakine zarar vermissek,özür dilemeyi de bilmeliyiz. Oysa pek çok insan özür dilemenin kendinden bir seyler koparacagini düsünerek bundan kaçarlar.

Özür dilemek kisinin kendi hatasiyla yüzlesebilmesidir. Özür “ben bu yanlisi niye yaptim”in açiklamaya çalisilmasidir. Bazi durumlarda özür dilemek sanildigi kadar kolay olmaz. Öyle güçtür ki o iki kelimenin agizdan çikmasi, bunu söylememek için bilinçli ya da bilinçdisi türlü düzenekler gelistiririz. Özür dilemek için, özür dilemeye hazirlik sürecini tamamlamak gerekir. Yasanan olayin çok yönlü düsünülmesi, olayi yeniden yasantilayarak, bilislerimizin yeniden yapilandirilmasi gerekir. Empati süreçlerini harekete geçirerek, sosyal degerlerle uyumlu hale getirebiliriz.

Yüzlesme süreci baslarken, içimizi huzursuzluk hissi kaplar, “ben yanlis yaptim”,”hata yaptim” düsüncesini kabul etmek zordur. Yasanan olayi yeniden degerlendirdigimizde , öfkemiz yatistiginda, artik eskisi gibi düsünmedigimizi, hakli olmadigimizi, yanlis davrandigimizi kabulleniriz. Zamanla bu yüzlesme süreci tamamlanir ve özür dileme gerçeklesir. Bazen ise yüzlesme süreci tam olarak tamamlanamaz. Yasanan çevre ya da bilisler bu sürecin gerçeklesmesine izin vermez. Bazi çevrelerde özür dilemek bir zayiflik belirtisi olarak kabul edilebilir. Kisinin bulundugu konum da özür dileme sürecini ve seklini belirler. Kisiler statü olarak birbirine esdeger konumdaysa, özür dilemek daha kolay olabilir. Ancak bir patron, bir lider, bir baskan astindan özür dilemek durumunda kaldiginda otoritesinin ya da sayginliginin azalacagini düsündügünden bu süreci geciktirir ya da gerçeklestirmez.

Özür dilemenin önündeki duygu kibirdir. Insanlar kibirlerine yenik düsünce özür dilemek imkansiz hale gelir. Özür dilemek bazen, bir çift tatli söz, içten bir göz göze gelis, tatli bir gülümseyis, yalvaran gözlerle bakis, pismanligi vurgulayan bir ses tonu, bazen sicak bir dokunus, bazen simsiki bir sarilis, bazen diz çöküs, bazen bir öpücük her ne sekilde olursa olsun…Yeter ki karsi taraf, yapilan hatanin kabullenildigine inansin.Özür dilemek, iki kisi arasinda olusmus buzdan kaleleri eritir, gönüller arasinda köprüler kurulmasina yardimci olur.

Su bir gerçek ki baskalarinin sizden özür dilemesini bekliyorsaniz ya da çocugunuzun özür dilemeyi ögrenmesini istiyorsaniz siz de özür dileyebilmelisiniz. Ama ne amaçla ve ne sekilde özür dilediginizin de önemli oldugunu unutmamalisiniz. Pismanliginizi ya da üzüntünüzü dile getirmek için mi özür diliyorsunuz yoksa özür sizin için arkasindan gelecek “ama…”li cümleyle kendinizi savunma ve temize çikarma konusmasinin baslangicini mi olusturuyor sadece?

Agzinizdan çikan “özür” kelimesinin siradan bir ifade içermemesi, karsi tarafa dogru geçmesi gerekir.

Örnegin karsimizdaki insanlari tanimadan arkalarindan atip tuttugumuz, küçük gördügümüz haklarini yedigimiz birçok insanla karsi karsiya gelmeden de helallesip, özrümüzü dileyebiliriz. Bu dünyada haklarini yedigimiz kötü yakistirmalarla andigimiz toplumdan dislamaya çalistigimiz trans bireylerden, travestilerden, homoseksüellerden özür dilemek ve bu dünyadan göçmeden kul hakkindan kurtulmak için özrünüzü geç olmadan dileyin. Agirliklarindan kurtulan insanin vicdaninin ne kadar rahatladigini göreceksiniz. Yazdigim yazilar nedeniyle alinan, kirilan her kim varsa ben özrümü diliyorum. Hatasiz kul olmaz sözünü kabul etmek kolay. Zor olan, insanin kendi hatasini kabul etmesi. Yanlis yaptigini itiraf edebilmek için belirli bir olgunluk düzeyine erismek gerekiyor.