bound

Stockholm Sendromu

Bazilariniza belki çok saçma gelecek ama kisinin kendisine eziyet eden kisiye asik olmasi, baglanmasi hatta ondan uzaklasamamasi olarak adlandirilan bu sendrom tip dilinde bir hastalik olarak da adlandirilir. Bu sendromun anlamini genisleterek insanin kendisini zora sokan, üzen kosullari benimsemesi, savunmasi ve bu kosullari turan nedenleri görmemesi, ezenin yaninda yer almasi olarak da söyleyebiliriz.

Özellikle sürekli siddet gören kisilerde görülen bu durum bir çesit savunma mekanizmadir. Kendisine eziyet eden kisiye daha az aci çekmek için baglanmak normal sartlarda kabul edilmese de bu durumdaki hastalar için bu kaçinilmaz bir sondur. Korku ya da sinmislik adina ne derseniz deyin bunu yasamadan yorumlamak anlamsiz olacaktir. Kendisine siddet uygulanan travesti bir bireyde yasadiklarini anlatirken, suçluya karsi içinde bir yakinlik gelistirdigini ama buna anlam veremedigini beyan etmistir. Siddet uygulayan kisinin öncelikli amaci kurban olarak seçtigi kisiyi kendisine köle yapmaktir. Kurbanindan sürekli olarak saygi görmek isteyen, kendisine minnet duyulmasini bekleyen saldirgan bunun yaninda sevgi görmeyi de kendinde bir hak olarak görür. Çünkü kurbanin yaptigi seylerin onaylanmasina ihtiyaci vardir.

Bu sendrom siddet gören kisinin hayatta kalma içgüdüsünün devreye girmesi ile baslamaktadir. Kendisine yardim gelmeyecegini anlayan kurban, yapabilecegi tek seyin siddet gördügü kisiye yakinlasmak oldugunu düsünür ve bunu bilinçsizce kendine kabul ettirir. Siddeti yapan kisinin gösterdigi en ufak yardimi büyük bir iyilik gibi algilamaya baslayan magdur bir süre sonra celladi ile empati kurmaya yani kendini onun yerine koymaya baslar iste asil tehlikeli durum da bu asamada baslar. Bu olay aslinda esleri ya da sevgilileri tarafindan siddet gören kadinlar ve travestiler için geçerlidir. Maalesef insanin fizyolojik yapisinda bulundugu ortama alisma, kaniksama durumu çok fazla gelismistir. Bir süre sonra yasadigi siddeti normal kabul eden kurban basina gelenlerden dolayi siddet uygulayan kisiyi degil baskalarini suçlama yoluna gider.

Ilk kez 1973 yilinda Isviçre’nin Stockholm sehrinde gerçeklesen bu durum bir banka soygunu sirasinda 6 gün rehin tutulan banka memurlarinin soygunculari yakalatmamak için ellerinden geleni yapmalari, hatta mahkeme de soygunculari savunmalari, aralarinda topladiklari para ile en iyi avukatlari tutmalarindan sonra ortaya çikmistir. Daha sonra bu tarz olaylara sikça rastlanilinca psikoloji bu olaylarin tamamina yönelik genel bir isim verilerek Stockholm sendromu denilmistir.