Yaşam kalitesi

Kabul edelim ki, artık yaşantımızı teknoloji ve teknolojik ürünler yönetiyor.

Geçmiş yüzyıllara benzemeyen bambaşka bir çağda yaşıyoruz. Yaşam kalitemizi yine bizlerin yarattığı teknoloji, tasarım ve hız belirliyor, yönlendiriyor. Bu kullandığımız bilgisayarlardan telefonlara iş yaşantımızda da böyle temizlikten bakıma, spordan güzelliğe özel yaşantımızda da. Spor yaparken hatta diş fırçalarken bile yaşamın temposunu yakalamak için hızlı olmak, her bir detayı kontrol etmek zorundayız. Teknolojinin ve hızın içine doğan genç kuşak biraz da bu yüzden yaşamını çok daha iyi yönetiyor. Oysa çoğumuz akıllı telefon kullanmakta, bilgisayar kullanmakta zorlanıyor ya da yanlış kullanıyoruz. Gerçi bu konuda travesti bireyler oldukça uzmanlar. Teknoloji bazen yaşam kalitemizi artırmak yerine başımızı belaya sokmaya yarıyor. İnternette duyduğumuz her şeyi gerçek sanmak yaptığımız en büyük yanlışlardan birisidir. İnsanlar “daha iyi” yaşamak için o kadar çok çalışıyorlar ve o kadar meşguller ki, yaşamaya zamanları kalmıyor. Bu çaba ve hırs belki de hiçbir çağda yaşadığımız çağdaki kadar kendi amacını aşmadı. Stanford Üniversitesinde psikoloji dersleri veren Amerika Psikoloji Derneği Başkanı Dr. Philip Zimbardo kendi toplumunun bu kıskaç içindeki durumunu bakın nasıl anlatıyor:”Amerikalılar, zaman dengesinden yoksun bir ulus; sürekli bir ‘zaman sıkışıklığı’ içine hapsolmuş durumdalar. Amerikalılar, giderek daha meşgul olduklarından telaşlı hayatlarında gereken her şeyi yapmak için yeterli zamanları olmamasından yakınıyorlar. Evlerimizde bize zaman kazandıran bütün o araçlara ve hizmetlere karşın, eskisine göre çok daha fazla ve çok daha uzun süre, durup dinlenmek nedir bilmeden çalışıyoruz. Böylece bir şeyi beklemek zorunda kaldığımızda sinirleniyor, bizi bekletenlere sinir oluyoruz. Upuzun yapılacak işler listemizdeki maddeleri tamamlamak için ibadethanelere gitmek, aile toplantılarına katılmak ve arkadaşlarla bir araya gelip gevşemek gibi ‘gerekli olmayan’ etkinliklerden kesinti yapıyoruz. İşi artık eve değil, yola bile taşıyoruz, çünkü hedeflerimize ulaşmak, başarılı olmak için verimli olmak zorundayız…” Gerçekten teknoloji bu kadar çok lazım mı bizlere yoksa biz mi abartıyoruz yaşamak denilen bu basit olayı. Şahsen ben olayın içinde çıkamadım. Birkaç travesti bireye konuyu açtığımda aldığım cevaplar benzerdi. Teknoloji şart dediler. Peki ama ya değilse yani eski yöntemler yaşam kalitemizi artırmaya yeterli ise o zaman biraz denemek ve karar vermek gerekiyor. Mesela Muğla travestilerinde bir grup İstanbul beylikdüzü travestileri bir grup ile birlikte yanlarına sadece çadırlarını alarak teknolojiden uzak bir alana kamp kurdular. Kısa bir süre her şey yolunda gitti. Ama sonrasında gelişen olaylardan haberdar olma eğilimi ağır bastı ve tatili yarıda kesip şehrin kalabalık gürültüsüne geri döndüler. Demek ki alışkanlıklarımızdan kurtulmak konusunda başarılı olamıyoruz. Sevgilerimle travesti İclal.

Yaşam kalitesi” üzerine bir düşünce

Yorumlar kapalı.