Ağlamaya değmez

İnsanoğlu her şeyi kafasına takıp üzmeye devam ederken bazen neden bu telaş diye durup düşünürüm. Sanki evimize her an misafir gelecekmiş gibi temiz titiz olmak zorunda hissediyoruz kendimizi. Mobilyalarımız toz içinde olsa sanki bizi kınayacaklar. Oysa en iyi mobilya üzerine adını yazabildiğin mobilyadır. Bırakın eviniz kirlensin etraf tozlansın, dağılsın ne çıkar sonuçta yaşadığımız yer ile kalbimiz bizim aynamızdır içimiz kan ağlarken bile böyle temiz evler ne işe yarar. En sonunda anladım ki, hiç kimsenin çıkıp geldiği filan yok; hepsi dışarıda hayatlarını yaşayıp eğleniyorlar. Hafta sonları gezip tozmak yerine cam sil, kapı sil, halıları silkele derken hayatı kaçırdığımın farkına vardım. Temizlik yapmaya mecbur kalana kadar unutun pis evinizi onun yerine resim yapın, şiir yazın yetenekleriniz neye el veriyorsa onu yapın. Hayat kısa ağlamaya ve kendinizi temizlik malzemesi yapmaya değmez. Dışarıda sizi bekleyen bahar ve yeşillenmiş çimenler var hafta sonu piknik yapın, arkadaşlarınızla buluşun. Yıllardır her hafta sonu, ‘aman biri çıkıp geliverirse’ diye en az sekiz saatimi her şeyin mükemmel görünmesine harcıyordum. Şimdi, insanlar ziyarete geldiğinde, kendimi evimin durumunu izah etmek zorunda hissetmiyorum; İnsanlar, benim daha çok dışarıda hayatımı yaşarken ve eğlenirken ne yaptığımla ilgililer. Mecbur hissediyorsanız temizlik yapın, ama bilin ki çok zamanımız yok.  İçilecek bir kahveyle, yüzülecek bir nehir, tırmanılacak bir dağ, dinlenecek bir müzik, okunacak bir kitap, dedikodu yapılacak arkadaşlar, sürdürülecek bir hayat ve bir ömür sizin. Ben mesela en çok şiir okumayı sevdiğimi keşfettim. Özellikle içinde uyum olmayan nesir tarzı şiirler okuyorum sonra bir konuşma ortasında patlatıyorum konuya uygun bir şiir ve sonra arkama yaslanıp herkesin bana hayran gözlerle bakışını izliyorum. Bilin ki dünya gözlerinizi kamaştıracak güneşle dışarıda, saçlarınızın arasında gezecek rüzgarla, karla, sizi ıslatacak yağmurla… Bu gün bir daha yaşanmayacak. Bugünü yaşamadan yarına selam vermeyin hani yabancıların bir sözü var ‘carpe diem’ yani anı yaşayın. Hayat temizlik yapmakla ağlamakla geçmez renk katın ona mesela bir demet papatya toplayın koyun masanızın üstüne. Kendinize iyi bakın hoşça kalın.