Geçmiş zaman olur ki;

966929-kuleonu-tren-istasyonu-isparta

Çocukluğum küçük bir mahallenin tam ortasında yükselen yığma tuğlalı bir evde geçti. Komşularımızın bahçeleri ile iç içe geçmiş bir bahçemiz ve her daim çiçek açan meyve ağaçlarımız dallarını biraz uzatsa üstünde olgunlaşan meyveyi yemek yoldan geçenin hakkıydı. Bütün gün toplanıp oynadığımız oyunlardan yorgun düştüğümüzde kimin evine denk gelirse orada dinlenir, margarinli ya da salçalı ekmekle karnımızı doyururduk. Üstümüzün çamur olmasını kol ağızlarımızın yırtık olmasını umursamayan komşu teyzelerimizin şefkati, onları ailemizden biri olarak görmemize yeterliydi. Akşam yemeği saatinde mahalleden el ayak çekilince huzur sokağın her karesinde hissedilirdi sofra daha ortadan kalkmadan ajans saati başlar ve hiçbir ajans tek başına izlenmezdi. Biz çocuklar bilirdik haberler başladığında saygıyla susmamız gerektiğini eve gelen komşularımızla birlikte izlenen haber saatinde çıt çıkarmazdık. Yaşanmış gerçek bir hikayenin burasında susan Ankara travestilerinden Bade yutkunuyor sanki geçmişe özlemi iyice artarak çoğalıyor. Anlatmaya devam ediyor tüm travesti bireyler için yeniden böyle mutlu günler dilerken sessiz ve derinden iç geçiriyor. Önümüze konulan pasta börek eşliğinde yudumlarken ince belli bardakta sunulan portakallı oraletimizi ( Ben portakallı severdim) kulak kesilirdik konuşulanlara önce hep mahallenin en büyüğü olan İsmet amca konuşurdu. – Ya nereye gidiyor bu memleket muhalefetle bu koalisyon yürümüyor, yine yanlış kararlar alıyorlar. Derken lafa Kenan amca girer –Üstadım bunlar bilmiyor bu işleri vereceksin Hükümet yetkilerini askere bak nasıl düzeliyor her şey diye devam ederdi. Aralarında alevi, Sünni, dinsiz, aşırı dindar hatta ayık gün geçirmeyen Burhan amca da vardı. Sadece kavga yoktu aramızda ben hiç şahit olmadım farklı inançlarda ve düşüncelerde olan bu insanların kavga ettiğine saygı eşiğini hiç aşmadan öne sürülen fikirler eşliğinde kimse düşüncesinden vazgeçmez diğerleri de onu vazgeçirmek için uğraşmazdı. Korkunun kol gezmediği, insanın insana kıymet verdiği yaşanılası günlerden geçerken, büyüyorduk. O günlerden kalmadır fikirlerimi hiç sakınmadan pat diye ortaya atışım, o günlerin eseridir insan ayırmadan sevgiyi içimde yaşatışım. O günlerden kalma ne varsa özlemle hatırlarken bugünlerin karmaşasından sıyrılma telaşım. Şimdi ne oldu bu memlekete? Kardeş kardeşin boğazına sarılıyor, hiç uğruna kalpler kırılıyor. Komşuluk desen çoktan mazi olmuş. Herkes bir diğerine öteki diye bakarken eyvah ki eyvah bize olanlar olmuş. Saygılarımla İclal.