Etiket arşivi: acı

Çalışmak ibadettir

Başkalarından iyilik beklemek, susayıp da birinin size su vermesini beklemekle aynı şeydir. Kalkıp suyunuzu kendiniz alın ve susuzluğunuzu kendiniz giderin. Birilerinin sizi sevmesini beklerken seveceğiniz insanları kaçırıyorsunuz. Kendim için önemli bir şey yaptıysam “aferin İclal” diyerek kendimle el sıkıştım, şımaracağım bir durumsa yanağımdan makas aldım, sırtımın sıvazlanmasını istediğimde sırtımı sıvazladım. Bunları yaptıktan sonra kendi yaşamımı inşa etmeye başladım. Bunları yapmaya başladığımda toplum tarafından verilmiş olan kurban bilincinden kendimi özgürleştirdim. Kurban bilincinden özgürleştikçe yaşam içinde kendi besin kaynağımız olumlu olaylar oluyor. Kısacası çalışmak ve elde etmek dünyanın en güzel duygusu her şeyi kendiniz yapın bu aralar sosyal medyada dolaşıyor ya hani ben kendim yaparım diyen güçlü kadınlar güçlü travestilerden olun. Kişi kurban bilincinde olduğunda acınmaktan besleniyor. Besin kaynağı bu olduğu için de hep acınacak olayları ve kişileri kendi yaşamına çekiyor. Sonra da Yalan Dünya dizisindeki Vasfiye Teyze gibi insanları çekip ‘vah vah ne çekmişsin sen böyle’ denilmesi farkında olmadan bir zevk ve doyum veriyor. Bu sağlıklı bir yaşam besini değil. Lütfen fark edelim. Bunun yaşamın normal parçasıymış gibi algılamamız için de her yer bunu bize kanıksatıyor. Haberlerin, şarklıların, filmlerin, dizilerin, kitapların çoğu bize kurban bilincinde kalmamız bu durumu fark etmememiz için verileri veriyor. Bu zamana kadar bunun farkına varmadıysanız artık uyanın. Bu yazıdan sonra dinlediklerinize, izlediklerinize ve okuduklarınıza bir de bu çerçeveden bakın. Sizin siz de başka dostunuz yok dersem beni insan sevmemekle suçlarsınız ama gerçekler acıdır biber de acıdır ve demek ki biber gerçek öyleyse acı da gerçek. Her insan dilediği mutluluğu yaşamayı hak eder. Şu anki yaşadıklarınızdan memnun değilseniz mutluluğu yaşamınıza dahil etmeniz için biraz çalışmanız gerekiyor. Düşüncelerinizi ve davranışlarınızı değiştirdikçe yaşamı başka bir gözle görmeye başlayacaksınız. Bu da sizi mutluluğa götürecektir. Hayatta kalmanın birinci kuralı çalışmak, üretmek üretmeden yaşadığınızı anlayamazsınız. Hepimiz Antalya travestilerinden Hale gibi ortaya bir eser çıkarmak zorunda değiliz illa çalışmak deyince somut kavramlar gelmesin aklınıza soyut olarak da insanlık yaparak da çalışabilir insan buna da hizmet sektörü denilir. Hizmet sektöründe yerimizi almanın vakti geldi geçiyor kolay gelsin saygılar İclal.

Acı biberin faydaları

Acı biber en çok Doğu Anadolu Bölgemizde tüketilen bir sebzedir. Özellikle kışın sert geçtiği şehirlerimizde insanın içini ısıtır bir de ses tellerini güzelleştirir. Bakın bütün ünlü ses sanatçıları oralardan yetişmiştir. Diyarbakır travestilerinin sesi de sanırım bundan dolayı güzel oluyor. Bazı insanlar acı bibere dayanaklı olurken bazılarımız ise ağzına bile süremiyor. Acı biber yediğimizde ağzımız yanıyor ya aslında bu ağzımızda tahribata yol açmıyor. Acı biberin aktif maddesi olan ve tadının ‘acı’ olmasına yol açan kapsaisin (capsaicin) maddesine tepki veriyoruz sadece o kadar. Bu proteinin harekete geçmesi tek bir molekül tarafından düzenleniyor. Biberdeki kapsaisin de işte bu proteini uyarma kabiliyetine sahip.Fakat sıcaklık yükselmeden böyle bir şey oluyormuş hissi verir, olmayan bir tehlikeye karşı beyni uyarır. Bu yüzden acı biber yedikten sonra “ağzımız yanar”, “sıcak basar”.Acı biberdeki kapsaisinden başka, yaklaşık 40°C üzerinde sıcaklık ve asitliğin yüksek olduğu durumlar da bu proteinin etkinleşmesine neden oluyor. Aynı protein tarafından algılandıkları için acı biber ve yüksek sıcaklık beyinde aynı hissi oluşturuyor. Bazı bilimsel araştırmalar yemek tercihlerimizin genetik temelli olduğunu gösteriyor. Buna göre, bebekler belli sayıda tat algılayıcı ile doğar ve bu sayı genetik olarak belirlenir. Bazı bebeklerde 1 santimetrekarede birkaç yüz tane tat algılayıcı varken, bazılarında bu sayı 10 bine kadar çıkabilir. Tat algılayıcılar dilin üzerinde bulunur. Zaten bu bilgiyi ilkokulda öğretiyorlar duyu organlarımız kısmında dilin tat alam duyusu olduğunu öğreniyoruz. Ama bence eksik öğretiyorlar ya neyse burada fizik dersi vermeyeceğim. İnsanları tat algılayıcılarının sayısına göre üç grupta sınıflandırılabiliriz. Aşırı, orta ve çok az algılayabilenler. Bu sayı insanların tat, sıcaklık ve yiyeceğin dokusunu algılama derecesini ve hassasiyetini de belirliyor. Yani her birimizin bu algıları farklılık gösterebilir. Bazı insanlar acı bibere karşı daha dayanıklı, hatta acı yemek onlar için bir zevk. Ancak bazıları acıya karşı daha hassas olabiliyor. İşte bunun sebebi sahip oldukları tat algılayıcı sayısı olabilir. Sanırım ben aşırı algı yapanlar grubuna giriyorum çünkü acı biber yiyemiyorum. Sağlıklı olmak için kendimi zorlayarak yeme ye çalışsam da başarılı olmadım. Siz denemeye devam edin sevgiler İclal.