Etiket arşivi: Adana travestileri

Bana dair

Boşum ben işim gücüm pek yok öyle gelen yorumların altına beğeni koyar, keyfim yerindeyse yorum da yazarım. Mutluluğun beğenmek ile başladığını duyduğumdan beri her şeyi beğenmek huyumdur. Ego mego da vız gelir bana, mütevazi olmak diyorlar ömür uzatırmış, mütevazi olmayı seviyorum. Sonuna doğru sıfır eklenen rakamlar gibi büyüdükçe okuması zor olan şeyleri sevmem, sabit olmalı insan, sabit fikirli değil ha yanlış anlaşılmasın, hep aynı fikirde kalırsanız öğrenememişsinizdir. Fikirler geliştirmek iyi yönde değiştirmek için oluşturulmalı.   Ben buna bilinçlenme diyorum geçen sene olduğu yerde kalmışsa aklım vah ki vah yanmışım. İlla her gün güzel olmak zorunda değil yaşamak dürüstçe olmalı ama farkına vararak. Gün gelir kafanıza bir tokmak gibi çarpar gerçek, yanlış zamanda yanlış yerde olduğunuzu anlarsınız. Yanlış insanları arkanızda bırakmak için belki de en doğru kararı verip yalnızlığa yol alırsınız. Hayat işte belki de hiç anlamazsınız bir yalanı yaşadığınızı her şey olduğu gibi devam eder. Ne mutlu o halde anlamadan, düşünmeden gününü gün edebilene, ben mi hep yanlış zamanda yanlış yerde olan biri. Hayatınızda var olan olumlu olumsuz tüm her şeyde değişim ve dönüşüm sağlayacak sihirli cümle. Bunu kaç travesti dost duymak ister bilmek istiyorum aslında Adana travestilerinden Buse sen duymak istersin biliyorum. Kalpten gelen sevginin var olduğu yerde olumsuz herhangi bir durum olamaz. Sevdiğiniz insanla sevgiyi paylaştıkça sevgi daha da artar. Sizde olumsuz hisler ortaya çıkaran herhangi bir insana da sevginizi verdikçe o insan ya hayatınızdan çıkar gider ya da dönüşür. Sevgi yaşamın sihridir. Sevgi aydınlığın gücüdür. Bu cümleyi tekrarlamayı sürdürdükçe kalbinizden başlayıp etrafınıza beyaz ışık yayılmaya başlıyor. Siz çok güçlüsünüz. Bu beyaz ışık ve seni seviyorum sözü karşınızdaki kişiye kadar ulaşıyor. Sizi ve onu kaplıyor. Bulunduğunuz odayı kaplıyor, bulunduğunuz evi kaplıyor. Sevgi ve ışık genişleyerek yayılıyor sizden. Şimdi kalbinize odaklanın yoğun olarak sevgiyi kalbinizde hissetmeye başlayın. Sevgi yoğunluğu yeterli değilse “Evrensel sevgiye bağlanıyorum, tüm kalbimin ve bedenimin sevgi ile dolmasını talep ediyorum” dedikten sonra sevgi akışını hissedin ve tüm hücrelerinize sevgi dolana kadar derin derin nefes alın verin. Sizi seviyorum İclal.

 

Bilgelik yolunda ilerlemek

dervis

İnsanın kendini aşmasıdır bilgelik fakat herkes bunu başaramaz. Öncelikle kendinden başka her şeyi düşünmen gerekir. Bir çiçeği, bir ağacı hatta bir kuru dalı bile sevmeyi öğrenmelisin. Cansız varlıklara bile saygı duymayı öğrendiğinde sen artık bir bilge olmuşsundur ama bilge olduğunda bilemeyeceğin tek şey bilge olduğundur çünkü hiçbir bilge kendini diğer insanlardan üstün göremez. Onun yaradılışında sadece sevmek, affetmek ve mazur görmek vardır. Eski zamanların birinde yeni yetme bir genç bir bilgeye gider ve onun öğrencisi olmak istediğini ona benzemek istediğini söyler. Bilge gence dönüp bu yolun zor ve eziyet verici olduğunu yarı yoldan dönmenin de zor olacağından bahseder. Genç ısrar eder ve bilge sonunda bu öğrenciyi eğitmeye karar verir. Bilge de ona manevi yoldaki ilk görevini verdi: Gence en az bir yıl boyunca sana hakaret eden seninle dalga geçen seni küçümseyen herkese gülerek bir lira vermenin istiyorum der. Genç kabul eder ve başlarda çok zorlansa da bir yılın sonunda bu zor görevin üstesinden gelip ustasından koca bir aferin alır. Bilge gence bu sınavdan sonra ikinci görevini verir. -”Önce şehre git ve bana biraz yiyecek al…” dedi bilge…Genç yanından ayrılır ayrılmaz, bilge dilenci kıyafetine bürünüp, sadece kendisinin bildiği kısa bir yoldan gençten önce şehre ulaştı… Gencin geçeceği yola oturdu, onu beklemeye başladı…Bir süre sonra genç göründü… Tam yanından geçerken, dilenci görünümündeki bilge ona hakaret etmeye başladı… Başkalarının duyacağı kadar yüksek sesle, onun ne kadar aptal göründüğünü söyledi… Fakat gençte hiçbir öfke işareti yoktu. Tam aksine,-”Ne kadar harika…” diye karşılık verdi genç sakin bir şekilde.-”Tam bir yıl bana hakaret eden herkese para ödemek zorunda kaldım. Şimdi tek kuruş ödemek zorunda değilim…”Bunun üzerine bilge üzerindeki dilenci kıyafetini çıkardı ve gence dönerek şöyle dedi.-”Başkalarının ne dediğine aldırış etmemeyi başaran bir kişi bilgelik yoluna adım atmış demektir. ” Evet genç bilgelik yolunda ilk adımı atmıştı ama daha önünde binlerce sınav vardı. Belki bizler Aslı’nın ( Adana travestileri ) dediği gibi o kadar geniş yürekli olamayız ama en azından etrafımızdaki insanları takmadan, onlara aldırış etmeden yaşamayı öğrenebiliriz. Bunu başarabilenler hayatlarının sonuna kadar mutlu mesut yaşayacaklardır. Şimdi senin de karar vermen gerekiyor bilgelik yolunda ilk adımı atıp mutlu olmak mı, herkesi her şeyi kafaya takıp hayatı kendine zehir etmek mi? Seçim senin insan zaten seçimlerinden doğarmış. Yeniden doğmayı beklemeyin. Sevgilerimle İclal.

İlk yardım nasıl olur?

İlk yardım denilince hepimizin aklına ilk olarak ehliyet kursunda öğretilen ya da okullarda şöyle bir kısaca anlatılan bilgiler geliyordur. Kalp masajı nasıl yapılır diye sorsalar hepimiz biliriz ama iş uygulamaya gelince hep sınıfta kalırız. Neden şu işli adam akıllı öğretmezler anlamış değilim. İlk yardım pratik olarak öğretilmediği sürece asla öğrenilmez. Mesela bir yaralı hastaya nasıl sargı bezi uygulanır pamuk nerede kullanılır nerede kullanılmaz. Hastaya ilaç sürmek doğru mudur hiç birimiz bilmeyiz. Zaten bir kaza görsek panikten 112 yi aramayı bile unutuyoruz. Öylece bakakalıyoruz. Oysa insanın başına nerede ne geleceği hiç belli olmaz bunları mutlaka bilmeliyiz. Acil durumlara evimizde ya da işyerimizde yakalanabiliriz. Adres ve telefon bilgilerinizi mutlaka telefonunuzun yanında bulundurun. Çünkü olay anında en iyi bildiğimiz şeyleri hatırlamakta zorlanabiliriz. Evde elinizi ocakta yaktınız diyelim ne yapacaksınız hemen doktora koşamazsınız ya da düştünüz bir yeriniz kırıldı nasıl sabitleyeceksiniz o kırığı düzgünce yalnızken kalp krizi geçiriyorsunuz ne yapmalısınız? Bilmiyoruz değil mi? Şayet ben de bilmiyorum oysa dediğim gibi ehliyet almadan önce ilk yardım dersi aldım ve bütün soruları ezbere doğru cevapladım. Bize öğretilen sınavı geçmemize yetti ama uygulama da hepimiz sınıfta kaldık. Mesela ilk yardım çantanız var mı? İçinde neler var. Bir bakalım. * Steril gazlı bez

Sargı bezi

Flaster

Makas

Elastik bandaj

Çengelli iğne

Üçgen sargı bezi

Yara bandı

Hepsi çantada hazır çünkü zorunlu arabada taşıyoruz. Başımıza bir şey gelse kullanmayı bilmiyoruz. Benim başıma geldi mesela önümdeki araba kaza yaptı arabanın içindeki bayanın kolu kırılmış açtım ilk yardım çantamı üçgen sargı bezini elime aldım ama nasıl saracağımı bilemedim. Panikten acil yardımı aramayı unuttum. Tıpkı Adana travestilerinden Sibel gibi adımı sorsanız hatırlamıyorum o kadar panik oldum. Sakin olmak en az beş dakika sonra aklıma geldi. Aradım ilk yardımı adresi doğru dürüst veremedim. Neredeyiz gerçekten bilmiyorum İstanbul o kadar karışık ki tarif etmek imkansız yolları etrafta ne var diye soruyorlar ben sadece gökdelen ve üç şerit yol diyebildim. Bu durumda kalmamak için öncelikle mutlaka uygulamalı bir ilk yardım kursuna yazılmalıyız. Gelin bu yaz zamanımızı bu işe ayıralım. Çok önemli unutmayın hepimize lazım. Sevgiler İclal.

Aç kalırsak ölür müyüz?

Aç kalmak korkusu hepimizin içinde yer eder. Arasız kalınca aynı zamanda aç kalacağımızı da düşünerek daha bir hırslanır, daha çok çalışırız. Sırf aç kalmamak içindir bütün çabamız gayemiz ve dünyamızı bu düstur üzerine kurarız. Oysa aç kalmak lazım bazen de tıpkı oruç tutar gibi mideyi boş bırakmalıyız. Son yıllarda yapılan açlık, oruç, fasılalı orucun etkilerini inceleyen bilim adamları vücudun ve beynin aç kalma durumuna mükemmel adapte olduğunu gösteriyor. Örneğin oruç tutmak vücudun hücrelere “yenilenme” mesajı vermesini sağlıyor. Öncelikle vücut enerji tasarrufu yapma yönünde bazı hamleler yapıyor. Vücudumuz besin çokluğunda büyüme, besin azlığında veya yokluğunda ise büyümeyi durdurarak onarım moduna geçiyor. Mesela açlıkta, vücut hali hazırda bulunan zarar görmüş ve yaşlanmış bağışıklık sistemine ait hücreleri parçalıyor. Böylece buradan enerji elde ediliyor. Diğer bir yandan hücrelerimizde zarar görmüş DNA’lar onarılmaya başlıyor. Yılda bir kez oruç tutmamız gerekirken benim tanıdığım birkaç travesti birey her ay kendine açlık diyeti hazırlayıp bu diyete harfiyen uyuyorlar. Mesela Adana travestilerinden ve İstanbul travestilerinden bir grup bu şekilde bedenleri detoks yapıyorlarmış. Denemek lazım aslında bana çok mantıklı geldi. Beyinde ise, açlık yeni beyin hücrelerinin üremesine, protein sentezini arttırarak var olan beyin hücrelerinin büyümesine ve hücrelerin birbiri ile bağlantısının güçlenmesine sebep oluyor. Bunlar aslında hafızanın güçlenmesi ve yaşlılıkta ortaya çıkan beyin hastalıklarının ortaya çıkmasını engellemesi açısından önemli. Demek ki aç kalarak çağımızın en büyük sorunu olan unutkanlık hastalığını yenmek de elimizde. Otuz yaşını geçmiş, sportif bir yaşantısı olmayan kişiler için aslında iki öğün yeterlidir. Saat on birden sonra geç bir kahvaltı ya da direk öğlen yemeği, ardından da erken bir akşam yemeği şeklinde iki öğün yemek yenebilir. Akşam 7’den sabah 11’e kadar yaklaşık 16 saat vücuda besin girmemesinden dolayı oluşan açlık sayesinde vücuda “yenilenme” mesajı verilebilecektir. Aç kalmaktan değil aşırı yemek yemekten korkmak lazım bakınsanıza dünyanın neredeyse yarısı obez olmuş durumda obezite her türlü hastalığa da kapı aralamaktadır. Sevgilerimle travesti iclal.

Cemre gibi düş

Şu cemre gerçekten düşen bir şey mi şahsen ben çok merak ediyorum. Eminim benim gibi siz değerli travesti dostlar da merak ediyorsunuzdur. Baharın müjdecisi olarak bilinen cemre önce havaya sonra suya en son olarak da toprağa düşerek havaların ısınmasını sağlıyor. Arapça’da kor durumunda ateş anlamına gelen ve baharın müjdecisi olarak bilinen cemrelerin ilki 20 Şubat’ta havaya düştü. 20 Şubat’ta ilk cemre havaya düşer ve havadaki bütün kışı yere indirir. 27 Şubat’ta ikinci cemre suya düşer ve suları ısıtır, buzları çözer. 6 Martta üçüncü cemre toprağa düşer ve toprağı ısıtır, ilk kır çiçeklerinin çıkartır. Cemrelerin düşmesi, Kasım Günlerinden Hızır Günlerine, bir başka ifadeyle kıştan bahara geçisin sembollerinden biridir. Halk takvimine göre, Kasım Günlerinin 100. günü yani miladi takvimde 15 Şubat geldiğinde artık kış hükmünü kaybetmeye başlar. Bunu halk ‘Geldik yüze, çıktık düze’ şeklinde ifade eder. Halk takvimine ve inanışına göre bu tarihten 5 gün sonra cemreler düşmeye başlar. Şubat dört yılda bir 29 çektiği ve o da bu yıla rastladığı için 2013, 2014 ve 2015 yıllarında Cemre toprağa 6 Mart’ta düşmüşken bu yıl 5 Mart’ta düşecektir. Tabiatı gözlemleyen halkın bu konuda birçok atasözü ürettiğini biliyoruz. Bunlardan en çok kullanılanını yıllar önce Adana travestilerinden bir dostumdan öğrenmiştim bende bilmeyenler için buradan yazıyorum. “Ağustos soğuya soğuya kışı getirir, Şubat ılıya ılıya yazı getirir” böyle atasözlerinin cemrelerle başlayan ısınmaya yönelik bir gözlemin sonucu olduğunu söylemek lazım gelmektedir. Üçüncü cemreden iki hafta sonra yani 134 Kasımda ve Miladi takvime göre 21 Marta denk gelen ‘Mart Dokuzu’ yani ‘Nevruz’ gelir. Geceyle gündüzün eşitlendiği bu günden sonra gündüzler uzamaya başlar ama yaz için biraz daha beklemek gerekir. Halk, ‘Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır’ diyerek cemrelerin yaz için yeterli olmadığını gözleme dayalı olarak ifade eder. ‘İstersen yazı, bekle hıdırellezi’ atasözü veya ‘Mayıs ayı gelende dağlarda kar olur mu?’ türküsü halkın tabiata yönelik bu gözleminin bir sonucu olarak karşımıza çıkar. Nitekim bizim ‘bahar bayramı’ olarak tanıdığımız  hıdırellez, aslında halk takviminde cemrelerin düşüşünden başlayarak kışın ve eski yılın bitişinin, yazın ve yeni yılın gelişinin kutlanmasıdır. Hayat bu bizlere ne getireceği belli olmaz. Hepinize cemre sıcaklığında bir yaşam dilerim travesti İclal.

 Halo etkisi

Bir kisiyi ilk kez gördügünüzde hemen onun hakkinda kafanizda bir yorum yaparsiniz. Bu ilk izlenime halo etkisi deniliyor. Jestler, mimikler, beden hareketi, eli nasil siktiginiz ilk izlenimlerin olusmasina yardimci oluyor. Bir kisiyi ilk gördügünüzde edindiginiz anlik izlenimin, o kisiyi degerlendirmemizde bazen dogru bazen ise yanlis bir anahtar oluyor. Baska bir deyisle, halo etkisi, ilk izlenimlerin diger kisiyi algilamada önemli bir referans noktasi olusturmasi anlamina geliyor. Eger bir kisiyi ilk kez çok bilgili bir insan olarak algilamissak, bu önyargimiz o kisinin diger bütün iliskilerinde de degerlendirme ölçütü oluyor. Yeni bilgiler edinmedikçe, o kisiyi hep bilgili olarak görmeyi sürdürme ihtimali yüksek oluyor. Eger karsinizdaki kisiye ilk görüste olumsuz bir puan vermisseniz ayni zamanda tekrara arti puan vermeniz de zorlasiyor. Örnegin birisi ile tanisiyorsunuz, ancak yeni tanistiginiz için bu kisinin kusurlari ya da kötü davranislari hakkinda bilginiz yok. Ilk izlenimi sizde olumlu ise, bu tanistiginiz kisinin daha sonraki kötü davranislarinda bile onu savunmaya çalisirsaniz, o zaman halo etkisinin altindasiniz demektir. Ben bu halo etkisine takis durumdayim bu aralar bana biraz Nasreddin Hoca’nin ‘ye kürküm ye’ fikrasini animsatiyor. Üstünüz basiniz dogru düzgün, konusmaniz etkili degilse ne kadar zeki, kültürlü olursaniz olun o ilk etkiyi silmeniz mümkün olmuyor yani her sey o ilk ana kilitlenip kaliyor. Mesela bir doktorun hep akilli oldugunu düsünürüz ama doktor oldugunu bilmeden önce onun sadece dis görünüsüne odaklanir ve hakkinda yorumlar yapariz. Bazen bu kafamizin içindeki yorumlar çok acimasiz bile olabilir. Her güzeli iyi insan sanmak, her yakisikliyi adam sanmak da bu halo etkisinden olsa gerek travesti bir birey sirf dis görünüsü adama benziyor diye bir adama gönül vermis ama adam bildigin odun çikmis. Oysa o hala halo etkisi ile adami övmeye devam ediyor. Bu olayi Adana travestilerinden yakin bir arkadasi ile paylasinca arkadasi objektif bir gözle adami degerlendirmeye tabi tutmus ve aci gerçegi bizim travesti bireyin yüzüne söyleyivermis. Kabul etmesi zor olsa da halo etkisinden kurtulmak için her zaman bir üçüncü göze ihtiyaç vardir. Sevgilerimle travesti Iclal.

Zihin kontrolü

Normal sartlarda zihnimizi kendimiz kontrol ederiz. Düsünür, karar verir ve uygulariz… Peki ya anormal sartlarda bu durum nasil olur? Yogun duygu karmasasi sirasinda zihninizin kontrolü hala sizin elinizde midir yoksa duygularinizin mi? Size bu konuyla ilgili gerçek bir hikaye aktarmak istiyorum. Okudugumda zihnim konusunda ben çok endiselendim bakalim siz travesti bireyleri nasil etkileyecek.

“Ünlü okçu, bölgenin okçuluk yarismasini kazandiktan sonra, okçulukta çok iyi oldugu konusunda methini duydugu Zen ustasina gider. “Bu sehrin en iyisi senmissin, öyle dediler. Ve iyi bir okçu olmak için manastira girmissin. Ben bu bölgenin sampiyonuyum ama ne manastira girdim, ne de egitim aldim ve yine de bölgedeki en iyi okçusu olmayi basardim. Merak ediyorum; atis yapmayi ögrenmek için rahip olman gerekli miydi?”“Hayir” diye cevaplar rahip. Cevaptan tatmin olmayan genç okçu, okunu yaya yerlestirip uzaktaki bir kiraz agacinin üstündeki kirazi hedef alir ve tek atista oku ile kirazi daldan asagiya indirir. Gururla Zen ustasina döner ve gülümseyerek, “kendini yalnizca teknige adasaydin zamandan kazanmis olurdun, mesela su yaptigimi yapabilecegini hiç zannetmiyorum” der, kiraz agacini göstererek. Zen rahip sessizce yayini alir ve yakindaki bir daga dogru yavas yavas yürür. Yolda çürümüs ipleri olan eski bir köprüyle geçilebilen bir uçurum vardir. Zen ustasi bu eski köprünün ortasina gider, yayini alir ve okunu yerlestirerek uçurumun uzak bölümündeki agaca nisanlar ve hedefi vurur. Okçunun yanina geri döner ve “simdi sira senin” der. Ünlü okçu köprünün yanina geldiginde çürümüs iplerin kopmasindan ve uçurumdan asagiya düsmekten korkar. Uçurumdan asagi dehset içerisinde bakar ve o tedirginlikle yayini gerer, okunu atar. Ancak oku degil hedefi vurmayi, hedeften çok uzagina düser.“Simdi sorunu tekrar yanitliyorum” der Zen ustasi okçuya. “Hayir, manastira girmem gerekli degildi ama zihne hükmedebilme disiplini çok degerliydi. Sen elindeki ok ile çalisarak büyük bir yetenek sergileyebilirsin, ancak oku kullanan zihnine hükmedemezsen çok da fazla ileri gidemezsin…”

Insanin en büyük becerisi sanirim zihnini kendi kontrolü altina alabilmesiymis. Adana travestilerinden Askin zihin kontrolü üzerine bir egitim almis ve ilk derste hocasi ona bu hikayeyi anlatmis ben de ondan müsaade alarak size aktardim. Sanirim siz de etkilendiniz. Ilk firsatta bu egitimlere gitmeye karar verdin belki bana eslik edecek travesti bireyler bulabilirim. Sevgiyle kalin travesti iclal.