Etiket arşivi: Ankara

Anlaşması kolay insan olmak

Öncelikle habire tartışmaktan sorun çıkarmaktan vazgeçelim. Doğru olmadığımızı söyleyen birisine karşı takınacağımız en iyi tavır, onu fazla önemsememektir. Ancak bir nedenle konu, geçiştirilemeyecek derecede önemliyse, adına “üçüncü kişiyi devreye sokma” denilen metodu kullanarak, hala anlaşması kolay bir kişi kalabiliriz. Bu metot yardımıyla, üzerinde tartıştığımız konunun sorun yaratan noktalarını hayali ve orada bulunmayan bir üçüncü şahsız ağzından şu şekilde dile getirebiliriz: Bu nokta çok ilginç, bu soruyu birisi sana soracak olsaydı nasıl cevaplardın?” Sonra da sorumuzun cevabını, bir başkası veriyormuş gibi verelim. Bu yöntemi uygulayan travesti bireylerin olduğunu biliyorum. Uygulamak isteyenlerin de bu makaleden sonra yapacağından eminim. İnsan tabiatının en derin ihtiyaçlarından birisi de hoşnut olunma isteğidir. Bir kişinin başarmış olduğu bir şeyden dolayı olan hoşnutluğumuzu ifade ettiğimiz her seferde, o kişinin kendisini daha değerli, daha becerikli ve daha önemli hissetmesini sağlamış oluruz. “Teşekkür Ederim” sözcüklerinin inanılmaz bir gücü vardır. Onları söylediğimiz her seferde, karşımızdakinin kendine verdiği değeri yükseltiriz. Bu sözcükler onun davranışlarını güçlendirir ve mükâfatlandırır. Ağzımızdan çıkan “teşekkür ederim” sözcükleri karşımızdaki kişilerin olumlu duyguları tekrar yaşamalarını sağlar. Küçük şeyler için “teşekkür ederim” dediğimizde, insanlar çok geçmeden bizim için büyük şeyler yapmaya başlarlar. Nazik ve kibar Ankara, İstanbul, İzmir travestileri ve diğer bütün illerdeki travestiler ne demek istediğimi çok iyi anlıyorlar. Kibarlık ve tatlı dil her kapıyı açar ve bizi anlaşılır insanlar kılar. Gün boyunca, bizim için iş yapan insanlara teşekkür edelim. Bize randevu verenlere teşekkür edelim. Zamanlarını bize verdikleri için teşekkür edelim. Yorumları için teşekkür edelim. Yardımları için teşekkür edelim. Düşünebildiğimiz her şey için teşekkür edelim. . En mutlu ve en popüler insanlar, başlarına gelen her şeyden ve tanıştıkları herkesten içtenlikle hoşnut ve razı olanlardır. Böylesi bir tutum, önümüzdeki yolumuzu açar, sağlıklı bir kişiliği ve yüksek bir kendine saygıyı garantiler. Sahip olduklarımızdan ne kadar hoşnutsak, şükran dolu olacağımız şeylerin sayısı da o denli çok olur. Şimdi bu yazdıklarımı sonuna kadar okuduğunuz için hepinize sonsuz teşekkür ederim. Sevgilerimle travesti İclal.

Hastalıklar bizim uydurmamız mı?

Bundan yıllar önce adını bile unuttuğum bir kitapta yaşamımızdaki her şeyi, çevremizdeki herkesi hayatımıza kendimizin çektiğinden bahsediyordu. Şimdi aklıma geldi bu cümle yok canım dedim öyleyse şu anda yaşadığım tüm sıkıntıları ben ayarlamışım hatta çektiğim hastalığı bile ben uydurmuş olabilirim. Hasta olmayı kim isterdi ki saçma sapan bir hikaye idi galiba zaten sonunu bile hatırlamıyorum. Oysa ben bu hikayeyi aklımdan çıkarmaya çalıştıkça çekim yasası diye bir şey çıkardılar acaba ya düştüm yine. Ama gel gelelim şimdi çekim yasasının daha çok içine girdikçe, daha çok okudukça ve daha çok gördükçe büyük resmi daha kolay görebiliyorum.  İster inanın, ister inanmayın ama hastalıkları hayatımıza biz çekiyoruz. Belki bunu bilinçli zihinlerimizle yapmıyoruz ama hastalıkları çağırıyoruz. Hayatınızda neye anlam yüklerseniz onun enerjisini ve dolayısıyla frekansını artırırsınız. Şimdi benim yaptığım gibi pek çok travesti birey saçma sapan bir yazı okuyorum endişesine kapıldınız. Haklısınız ama bu çekim yasasını da ben uydurmadım sonuçta gerçekten kötü kötüyü iyilik iyiliği çekiyor. Bugün başım ağrıyor örneğin, sabah uyanıyorum. ‘Ahh çok başım ağrıyor’ diye güne başlıyorum, önce sabah Antalya travestilerinden ev arkadaşıma anlatıyorum ne kadar da çok ağrıdığını, sonra ağrı kesicilere söylüyorum, sonra diğer illerde yaşayan İstanbul, Ankara, Bolu travestilerine telefonda anlatıyorum, en çok da kendime tekrar tekrar anlatıyorum. Bu arada da ağrı kesicinin hiçbir işe yaramadığını da anlatıyorum. Baş ağrısından bahsetmeden duramıyorum. Israrla ağrının ne kadar fazla olduğunu anlatıyorum, bana neler yaptığını anlatıyorum. Siz kendinizi baş ağrısının yerine koyun, sizi bu kadar seven, herkese sizden bahseden, sizi bu kadar yücelten birini bırakıp gider miydiniz? . Çoğu zaman düşüncelerimizle, konuşmalarımızla hastalıklara davetiye çıkartırız: ‘Çok soğuk, ben bu havada kesin hasta olurum’ hemen der vücudumuz, emriniz olur. ‘Her sene bu zamanlar kesin ben bir yatağa düşerim’  hemen. ‘Çok meyve yedim kesin karnım ağrıyacak’  hemen. ‘Hava böyle kapalı olunca migrenim tutuyor’ hemen biz emrediyoruz o uyguluyor sonra da hastalıklar yakamıza yapışıp kalıyor. Artık ben bir karar aldım başıma gelecek hiçbir hastalığı kendime sezdirmeyeceğim içimden gizlice geçireceğim kimse duymadan belki işe yarar. Sağlıkla kalın travesti iclal.