Etiket arşivi: istanbul travestileri

Mumlar

mum

Mum denilince aklıma hep romantik bir akşam yemeği gelir filmlerin etkisinden olsa gerek mum ben de bunu çağrıştırıyor. Rengarenk mumların her birinin bir sembol ifade ettiğini biliyor muydunuz? Artık mumlara biçimleri, kokuları ve renkleriyle sadece bir aksesuar olarak bakılmıyor İşte rengarenk mumlar ve insanlar üzerindeki etkileri. Evinize hangi mumu almayı istediğinizi bu yazıyı okuduktan sonra karar verin. Ya da İstanbul travestilerinden Nesil gibi hepsinden birkaç tane alın ruh durumunuza göre yakarsınız. Yeşil mum hareketin ve verimliliğin sembolü olarak görülüyor ve vücut-beyin enerjisini dengelediği söyleniyor. Doğa tutkusunu arttırdığı da iddialar arasında doğada olmayı seven her yıl mutlaka bir ay kamp çadırında yaşamayı seven bir travesti iseniz yeşil mum tam da size göre alın bulunsun. Mavi mum renk uzmanlarına göre algı yeteneklerimizin uyanmasına ve içsel yeteneklerimizin farkına varmamıza yardımcı olan en etkili mum bir konu hakkında karar vermeniz gerekiyorsa mavi bir mumun ışığında olmanız da fayda görüyorum. Beyaz mum saflığın ve gücün sembolü olarak kabul ediliyor. Ayrıca birlikte yandığı diğer mumların da etkilerini artırıyor. Beyaz bir mum duman çıkarıyorsa, çevredeki negatif düşünce ve etkileri yok ettiği söyleniyor. Eğer duman bir süre sonra kesiliyorsa, o bölge her çeşit olumsuzluktan arınmış sayılıyor. Siyah mum en güçlü ve koruyucu mumlar olarak kabul ediliyor. Pek çok dinde, ayin ve törenlerde siyah mumun kullanılması buna bağlanıyor. Uzmanlar, aşırı kullanımın depresyona yol açabileceğini iddia ediyor. Bu yüzden önerileri, siyah mumun, beyaz renkli mumlarla bir arada kullanılması tek başına yakmayın da ruhumuz incinmesin. Kırmızı mum, bu yorumu yapmak için aslında uzman olmaya hiç gerek yok Kırmızı aşk ve romantizmin sembolü olduğuna göre, kırmızı mumlar da aynı etkiyi yaratacaktır Nitekim uzmanlarda aynı şeyi söylüyor. Pembe mum, sevginin ve başarının sembolü olarak bakılıyor Onurlu, bilinçli ve saf bir hayatın özellikleri pembe mumlarda toplandığı söyleniyor. Turuncu mum, neşeyi ve yaratıcılığı artırdığı iddia ediliyor Sonucunu görmek için ders çalışırken, çalışma masanızda turuncu mum yakarak küçük bir deney yapabilirsiniz. Renklerin anlamını öğrendiğimize göre nerede ne yakacağımızı biliyoruz demektir sevgiyle kalın İclal.

Hastalıklara karşı sakinlik

sak

Huzursuz olmak hastalıklara kapı açıyor. Sürekli tedirgin bir haliniz varsa, endişeli bir insansanız hastalıklara sık yakalanmanız da kaçınılmaz olacaktır. Aslında sakin kalabilmek çok basit tabi kuralları doğru bir şekilde yerine getirebilirseniz. Birinci kural sessizlik; Bütün dikkatinizi sessizliğe yöneltin. Tabii bunun için önce sessiz bir köşe seçmeniz gerekiyor. Sonra konsantre olun. Sessizliğin size geldiğini anlayacaksınız, onu dinleyin. Sonra da bu sessizliği gittiğiniz her yere götürün. Çok çalışan insanlar hiçbir zaman eğlenceli aktivitelerle vakit geçirmezler. Fakat, çok çalışan insanlar için eğlenceli geçirilen zaman, harcanmış vakit sayılmaktan çok uzaktır. Nefesinizin sesine konsantre olduğunuzda, soluk alıp verdiğinizi gerçekten duyduğunuzda, kendinizi son derece huzurlu hissedeceksiniz. Bunun için derin soluklar alın. Ve bir çiçeği kokladığınızı hayal ederek nefesi içinize çekin. Endişelerin çoğu gelecekle ilgilidir. Birçoğu asla gerçekleşmeyecek olayların etrafında dönüp durur. Bu nedenle yaşadığınız zamana konsantre olun. Böylece “gelecek”, kendi başının çaresine bakacaktır. Eğer daha uyarıcı olan kahve veya siyah çay içmeyi tercih ediyorsanız, sakinleşmeyi unutun, boşa harcanan zaman demektir. Ya da nane çayı gibi bitkisel çayları tercih ederek sakinleşmeye yardımcı olun. Herhangi bir uzman size gerçek rahatlamanın ayaklardan başladığını söyleyecektir. Açıkça görülüyor ki, rahat ayakkabılar giymek, hiç ayakkabı giymemiş olmak kadar rahatlatıcıdır. Topuklu ayakkabı giymeyi sevdiğinizi biliyorum özellikle İstanbul travestilerinden Ayça topuksuz bir ayakkabı ile bakkala bile gitmez. Oysa giyse spor ayakkabılarını spor kıyafetlerini sakinliğin tadını çıkaracak tabi bazı travesti bireyler gibi bütün gün spor kıyafet ile gezmek de olmaz yeri geldiğinde klasik ayakkabılarınızı giymelisiniz. İnsanlarda ve olaylarda en iyiyi aramayı alışkanlık haline getirin. Bu basit yaklaşımın sizi sakinliğe götürecek iyimserlik ve pozitiflik yarattığını anlayacaksınız. Kusursuz ve mükemmel olmayı başkalarına bırakın. Ne olduğunuzu, kim olduğunuzu düşünün ve bulunduğunuz halden mutlu olun, sonuç olarak daha rahat olacaksınız. Çocuklardan sakinlik dersi alın: Onların her anlarını, nasıl sadece ve sadece o anın zevki için yaşadıklarını seyredin. Kendinizin de böyle olabileceğinizi düşünün. Sakin düşüncelere sahip olun. Sakin olmanın kuralları oldukça basit yeter ki doğru uygulayın sağlıklı günler dilerim İclal.

Beyninde yer aç

b

Beynimizi gereksiz bilgilerle o kadar çok dolduruyoruz ki gün geliyor artık yeni bilgi eklenecek yeri kalmıyor. Sürekli eşya doldurduğunuz odanızın halini göz önüne getirin bir süre sonra o oda da size bile yer kalmaz. Bazı eşyaları atmadan yolunuza devam edemezsiniz. Beyinde bir süre sonra bu verileri sindirecek zaman bulamadığından algı bozuklukları ve unutkanlık başlar; çünkü beynin alma kapasitesi dolduğundan otomatik olarak kendini kapatır ve gerekli gereksiz her şeyi silmeye başlar. Meditasyon, beynimize ihtiyacı olan boş yeri açmamızı sağlar. Beyindeki gereksiz bilgilerden meditasyon sayesinde kolaylıkla kurtulabilirsiniz. Meditasyon farkındalık bilincinin geliştirilmesinin en iyi yoludur. Geçmişin ve geleceğin kaybolduğu andır. Meditasyonda sadece ‘şimdi’ vardır. Meditasyon sayesinde yapılan işte veya yaşanan hayatta ana odaklanılır. İç uzayına dalan kişi psikolojik zamanın ötesine geçer. Konsantrasyondan farklı olarak meditasyon esnasında odaklanmak adına çaba sarf edilmez. Zihin farkındalık bilincini otomatik olarak geliştirir. Aslında farkında olarak yaptığınız her şey meditasyondur.  İşte bu yüzden koşmak veya yürümek de bir tür meditasyondur. Gülün dans edin; ama farkında olun!peki meditasyon nasıl yapılmalıdır bu konuda uzman olan İstanbul travestilerinden Ayça kısa bir şeklide anlattı ben de aklımda kalanı siz değerli travesti bireyler için yazıyorum. Bunu uygulayın ve beyninizde çöp taşımaktan kurtulun. Klasik bir meditasyonda kişi minimum 20 dakika gözleri kapalı şekilde oturur. Oturma pozisyonu rahat olmalıdır ve kişi dik durmalıdır. Dik oturulmasındaki amaç omuriliği dik tutmak ve bu sayede diyafram nefesini daha iyi kullanmaktır. Aynı zamanda vücuttaki enerji akışı da dengelenmiş olur. 20 dakika boyunca bu pozisyon bozulmamalıdır. Vücutta hareket yoksa zihinde de hareket yoktur. Meditasyona ilk başlandığında kaşıntıların ve sallanmaların olması gayet doğaldır. Zihin kurduğu düzenin bozulmaması adına bu tip oyunlar oynayacaktır. Aslolan bunlara takılıp kalmamak ve meditasyonunuzun 20 dakikadan önce bitmesine izin vermemektir. Meditasyon, vasıtasıyla alt bilincimize ulaşırız. Bu sayede bastırdığımız duygularımız, düşüncelerimiz ve streslerimiz birer birer yüzeye çıkarak kaybolurlar. Kendi iç yolculuğumuzda tüm hücrelerimizle ve dokularımızla iletişim kurabilir hale geliriz. Bu sayede hastalıklarımızın farkına varabilir ve içimizde var olan iyileştirme gücünü kullanabiliriz. Sağlıklı günler dilerim İclal.

Özgüven

Özgüven insanın zorluklar karşısında gösterdiği dirayettir. Özgüven önemli bir kişisel özelliktir; yaşamla baş etmemizi ve sorunlarla gerçekçi bir şekilde mücadele etmemizi sağlar ve zorluklara dayanmamızı kolaylaştırır. Özgüven kazanma süreci, yaşamın önemli zorlukları ile başa çıkma gücüne sahip ve mutlu olmaya layık bir kişi olma deneyimidir. Özgüven insana güç verir, enerjisini artırır ve daha fazla çaba göstermeye özendirir. Başarı için ilham kaynağıdır. Başarılarımızla gurur duymamızı ve onlardan keyif almamızı sağlar. Bizim yaklaşımımıza bağlı olarak başka insanlar ve dışımızdaki olaylar özgüvenimizi yükseltebilir ya da bitirebilirler. Yaşama özgüvenli bir şekilde yaklaşmak ve bunu sürdürmek önemlidir. Ancak, aşırı bir güven duygusu ile hareket ederek kendimizi ve diğer insanları tedirgin etme riskini de almamak gerekir. Özgüvenimiz olmadığında işleri yapabilme yeteneğimizden emin olamayız. Gerekli beceriye ve deneyime sahip olduğumuzu bildiğimiz halde daha önce hiç yapmadığımız bir işle karşılaştığımızda endişeleniriz. Birçok durumda, özellikle karar vermemiz, inisiyatif kullanmamız veya yeni insanları işin içine katmamız gereken durumlarda rahatsız ve huzursuz oluruz. Bazı insanlarda içine kapanık olmanın ve çevreden uzak yaşamanın sonucunda özgüven eksikliği görülebilmektedir. Bu durumun daha başka pek çok nedeni bulunur ve genel olarak yaşam biçiminden dolayı ortaya çıkan bir sorundur. Ayrıca yetiştirilme tarzı da kişilerin özgüvenini belirleyen temel faktörler arasındadır. Özgüven bir insanın kendi hayatıyla ilgili aldığı kararları gerçekleştirmek ve bunun arkasında durma konusunda kendine verdiği cesaret duygusudur. Özgüven duygusu kesinlikle küstahlık ve ukalalık ile karıştırılmamalıdır. Özgüven diye sahte narsist duygular ya da kibir sergileyen insanlar tanıyorum inanın insana hiç yakışmayan hareketler bunlar Aslı ( İstanbul travestileri ) ile ben de daha fazla özgüven sahibi olmak adına bir takım kişisel gelişim kurslarına yazılmıştık. İşe yaradı mı bilmiyorum çünkü özgüven gerçekten sadece kişinin kendisi ile ilgili dışarıdan müdahale pek işe yaramıyor. Bunun yanında özgüven kişinin, kendi aldığı kararların olumlu olduğunu düşünmesi, kendini sevmesi, yapabileceğine inanması, her konuda yeterli olduğunu bilmesi, kısaca kendini sevip inanması demektir. Bu duyguların eksikliği ise özgüven eksikliği dediğimiz psikolojik sorunu meydana getirmektedir. Bu sorunu yaşayan kişilerin kendisinden memnun olmadığı ve sürekli olarak sıkılgan bir ruh hali içerisinde bulunduğu gözlemlenmektedir. Eksikliği ve fazlası zararlı aman dikkatli olun özgüven patlaması da yaşamayın sevgiler İclal.

Doğru klima kullanımı

Havaların ısınmasıyla birlikte klimalara saldırdık. Doğrusu klima kullanmak konusunda da hep sınıfta kaldık. Doğru ve uygun kullanılmayan klimalar ve soğutma sistemlerinin riskleri vardır. Özellikle klima ve soğutma sistemleri gerektiği gibi temizlenmez ve bakımı yapılmazsa ölüme sebep verebilen mikropların ve mantarların üremesi söz konusu olabilir. Bununla beraber viral üst solunum yolu enfeksiyonları, yüz felci, kas tutulmaları ve ağrılar olabilir. Bağışıklık sistemi baskılanmış çeşitli hastalarda klima kaynaklı mikroplar nedeniyle sinüzit, bronşit, göz iltihabı, beyin iltihabı, zatürre olabilir.Klimalarla ilgili en önemli hastalığın “Lejyoner Hastalığı” da denilen bir çeşit zatürre olan “Legionella pneumophilia” isimli mikrobun yaptığı hastalık olduğunu söyleyen uzmanlar hastalıkla ilgili şöyle bilgilere yer veriyorlar.“Lejyon, eski Romalılar’da piyade ve süvarinin oluşturduğu askeri birliklere verilen isimdir. Bu birlikteki askerlere lejyoner denir. İlk kez 1976 yılında ABD’deki Pensilvanya lejyonerlerinin yaptıkları bir toplantıda salonda bulunan kişilerde görülmüştür. Bunun havalandırma sisteminden kaynaklandığı anlaşılmıştır. Hastalığın tanınması ile birlikte bu zatürre tipinin alışılagelmiş zatürre belirtilerini göstermediği fark edilmiştir. Hastalığa neden olan ise klima sistemindeki bir bakteridir. Bu bakteri klimaların filtre sistemlerinde uygun nem ve ısıda üremekte, buradan da ortam havasına dağılmaktadır. Hastalık insandan insana bulaşmaz. Bebekler, yaşlılar, erkekler, sigara içenler, alkolikler, kalp-damar hastaları, kronik bronşit hastaları, diyabet (şeker) hastaları, böbrek hastaları, bağışıklık sistemi baskılanmış olanlar, kortizon kullananlar artmış risk altındadırlar. Klimalar içinde üreyen çeşitli mantar ve bakteriler de solunum yolu enfeksiyonları ve zatürre gibi enfeksiyon hastalıklarına yol açabilir. Klima yüzünden mikrop kapan İstanbul travestilerinden Azra uzun süre enfeksiyon bölümünde izole bir biçimde kalmak zorunda kalınca çok sıkıntı çekti. Aman lütfen bu klima işine önem verin dikkat edin sağlık konusunda daha hassas olun. Özellikle bakımı yapılmamış büyük işyeri ve otel klimalarında bulunan mikroorganizmalar alerjik hastalıkları, astım ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı gibi hastalıkları tetikleyebilir. Klima kullanımını en çok araçlarda yapıyoruz ama araçlarımızın klimasını da hiç temizletmiyoruz araç içinde sürekli aynı mikroplar gezip dururken sağlıklı kalmak çok da mümkün olmuyor. Klima konusunda uzman bir kuruluştan yardım alabilirz sevgilerimle İclal.

Havalar nasıl biz öyle

Hava durumuna göre ruh durumuna giren bir nesiliz bakıyoruz hava güneşli bizim de yüzümüz güneşleniyor. Yok eğer yağmurlu kapalı bir güne uyanmışsak nemrut, aksi insanlar oluveriyoruz. Bunun nedeni çok basit aslında her insan yaşadığı iklime göre kişilik geliştirir. Bakın Akdeniz Ülkesi insanlarına hepsi sıcakkanlı, güler yüzlü oysa gidin Kuzey ülkelerine aksi, yüzü gülmeyen sert insanlar göreceksiniz. Serotonin eksiliğinde, yorgun ve sıkılgan ruh hali, kaygıların artması, mutsuzluk, uykuya dalmakta veya uykuya geçişlerde güçlük çekme gibi durumlar ortaya çıkabilir. Yapılan araştırmalarda hava sıcaklığının ve gün ışığının insan psikolojisine etkileri olduğu bilinmektedir. Peki hava durumuyla, insan psikoloji arasında nasıl bir ilişki vardır? Havalar güneşli ise insan vücudunda serotinin hormonu birden yükselir ve bu hormon bizim neşeli olmamızı sağlar. Muğla travestilerine bakıyorum mesela biz İstanbul travestilerine göre daha mutlular. Dünyanın en büyük enerji kaynağı olan güneş bizlerin de biyolojik ve ruhsal durumlarını etkilemektedir. Bu yüzden serotonin seviyesinin dengede olması psikolojik ve fizyolojik sağlık açısından önem taşımaktadır. Bu seviyeyi dengede tutabilmek için: egzersiz yapmak, gün ışığında zaman geçirmek, stres yaşadığınız durum ve olaylardan olabildiğince uzak kalmak, triptofan, B6, B9, B12 vitaminleri açısından zengin yiyecekler tüketmek, alkol ve kafein tüketimini minimum miktara indirmek seretonin düzeyinin korunmasına yardımcı olacaktır. Yaz geldi takvimler epeydir yaz aylarını gösteriyor ama biz bir türlü yazı yaşayamadık neredeyse her gün yağmurlu kapalı bir havaya uyanıyoruz. Bu da ruhsal olarak sinirli ve gergin bir yapıya bürünmemize neden oluyor. Havadaki ani değişimler sonucunda: depresyon, aşırı duygusallık, hassaslık veya çatışmaya meyilli olma durumu, yorgunluk hali, eklem ve baş ağrıları, uykuya dalmada problemler veya aşırı uyuma, yeme değişimleri gibi kişiden kişiye göre farklılık gösteren durumlar ortaya çıkabiliyor. Genelde yağmurlu, kapalı havalarda insanların enerjisinin azalmış, daha içe dönük ve karamsar bir ruh hali içerisinde olduklarını, aşırı sıcak havalarda da çatışma içerisine daha çabuk giren, sabırsız, halsiz ve yorgun bir ruh hali içerisinde olduklarını bilinmektedir. Mutlu, huzurlu, sağlıklı, serotoninizin bol olduğu bir yaz geçirmeniz dileğiyle. Havalar nasıl olursa olsun bizim havamız iyi olsun sevgilerimle İclal.

Bahar alerjisine dikkat

Bahar ayları havaların ısınması, çiçeklerin açması bakımından bakarsak harika gibi gözüküyor. İşlere böyle bakarsak çok güzel ama bir de bahar gelince alerjiden hasta olup baharın tadını çıkaramayanlar var. Polenler ve ev tozu akarlarına karşı alerjisi olanlar ve astım hastalarının geçiş mevsimlerinde çok daha dikkatli olması gerekiyor. Baharın yüzünü göstermesi ve havanın ısınmasıyla birlikte alerji mevsimi geldi. Ağırlıklı olarak mevsim geçişlerinde ortaya çıkan polenler, kimi zaman hayatımızı derinden etkileyen alerjinin baş aktörü olabiliyor. Böyle her bahar hastalanan pek çok travesti birey var. Bunların başında da Ankara travestilerinden bir dostum geliyor ondan biliyorum çok zor bir durum. Sürekli nezle gibi mendille dolaşmak, burun akıntısı, hapşırma, öksürük krizleri çekilecek bela değil ve maalesef tedavisi yok. Normalde vücudumuzu koruyan bağışıklık sisteminin, bazı insanlarda zararlı olmayan birtakım maddelere aşırı yanıt vermesi sonucunda ortaya çıkan reaksiyonlar alerji olarak nitelendiriliyor. Özellikle polenlerin açığa çıktığı sabahın erken saatlerinde yaşanabilecek alerji ve astım ataklarına dikkat etmek gerekiyor. Sabahtan öğleye kadar olan zaman içinde açık havada yapılan spor ve yürüyüş gibi aktivitelerden uzak durmak gerekiyor. Kısacası baharı evde geçirmek gerekiyor gibi oysa eriklerin çiçek açtığını görmek doğada piknikler yapmak vaktiydi. Alerjik olan kişiler ve astım hastaları açık havada yapacakları fiziksel aktivite için polenlerin daha az olduğu öğleden sonra saatlerini tercih etmeli. Özellikle plaza ve AVM gibi binaların yüzeyleri statik elektrik üretiyor ve polenler bu tip binaların olduğu bölgelerde daha yoğun olarak görülüyor. Kişinin hangi çeşit polene karşı alerjik olduğunu yapılacak basit bir alerji testi ile belirlemek mümkün. Ev tozu akarları sık rastlanan alerjenlerden biri. Evdeki halı boyutları küçültülmeli. Yatak odasında halı olmaması, ağır ve toz tutan perdeler yerine yıkanabilir perdeler kullanılması, çarşaf ve nevresim takımlarının haftada bir kez 60 derece ile yıkanması alerjiye karşı alınabilecek en temel önlemlerden. İstanbul travestilerinden de bu alerjiyle boğuşanlar olduğunu biliyorum en azından yazdığım kuralları uygularsanız biraz daha rahat bir bahar geçirebilirsiniz. Sabır arkadaşlar yaza az kaldı acısını çıkarırsınız. Sevgiler ve sağlıklı günler travesti İclal.

Aç kalırsak ölür müyüz?

Aç kalmak korkusu hepimizin içinde yer eder. Arasız kalınca aynı zamanda aç kalacağımızı da düşünerek daha bir hırslanır, daha çok çalışırız. Sırf aç kalmamak içindir bütün çabamız gayemiz ve dünyamızı bu düstur üzerine kurarız. Oysa aç kalmak lazım bazen de tıpkı oruç tutar gibi mideyi boş bırakmalıyız. Son yıllarda yapılan açlık, oruç, fasılalı orucun etkilerini inceleyen bilim adamları vücudun ve beynin aç kalma durumuna mükemmel adapte olduğunu gösteriyor. Örneğin oruç tutmak vücudun hücrelere “yenilenme” mesajı vermesini sağlıyor. Öncelikle vücut enerji tasarrufu yapma yönünde bazı hamleler yapıyor. Vücudumuz besin çokluğunda büyüme, besin azlığında veya yokluğunda ise büyümeyi durdurarak onarım moduna geçiyor. Mesela açlıkta, vücut hali hazırda bulunan zarar görmüş ve yaşlanmış bağışıklık sistemine ait hücreleri parçalıyor. Böylece buradan enerji elde ediliyor. Diğer bir yandan hücrelerimizde zarar görmüş DNA’lar onarılmaya başlıyor. Yılda bir kez oruç tutmamız gerekirken benim tanıdığım birkaç travesti birey her ay kendine açlık diyeti hazırlayıp bu diyete harfiyen uyuyorlar. Mesela Adana travestilerinden ve İstanbul travestilerinden bir grup bu şekilde bedenleri detoks yapıyorlarmış. Denemek lazım aslında bana çok mantıklı geldi. Beyinde ise, açlık yeni beyin hücrelerinin üremesine, protein sentezini arttırarak var olan beyin hücrelerinin büyümesine ve hücrelerin birbiri ile bağlantısının güçlenmesine sebep oluyor. Bunlar aslında hafızanın güçlenmesi ve yaşlılıkta ortaya çıkan beyin hastalıklarının ortaya çıkmasını engellemesi açısından önemli. Demek ki aç kalarak çağımızın en büyük sorunu olan unutkanlık hastalığını yenmek de elimizde. Otuz yaşını geçmiş, sportif bir yaşantısı olmayan kişiler için aslında iki öğün yeterlidir. Saat on birden sonra geç bir kahvaltı ya da direk öğlen yemeği, ardından da erken bir akşam yemeği şeklinde iki öğün yemek yenebilir. Akşam 7’den sabah 11’e kadar yaklaşık 16 saat vücuda besin girmemesinden dolayı oluşan açlık sayesinde vücuda “yenilenme” mesajı verilebilecektir. Aç kalmaktan değil aşırı yemek yemekten korkmak lazım bakınsanıza dünyanın neredeyse yarısı obez olmuş durumda obezite her türlü hastalığa da kapı aralamaktadır. Sevgilerimle travesti iclal.

Merak ve insan

Merak sanırım insanlar dünyada yaşamaya başladığından beri var. Bizim en kontrol edemediğimiz duygudur merak bazen sırf bir merakımızı gidermek için ne badireler atlatırız değil mi? Mesela bir kazaya şahit oluruz kazayı daha yakından görmek be olduğunun anlamak için kendi hayatımızı bile tehlikeye atarız. Hani eskiden mahallenin meraklı komşu teyzeleri vardı. Kafalarını camdan uzatır, gelene gidene karışır, her yerde karşınıza çıkar, dedikodu yapmaya bayılırlardı. Şimdi sosyal medyada hepimiz o teyzelere benzedik. Eskiden bu kadar merak etmezdik belki çünkü o zamanlar sosyal medyada bunlara ulaşmak mümkün değildi. Peki ya şimdi? Pek çoğumuz gün içinde en iyi tanıdıklarımızdan adını o an duyduğumuz insanlara kadar merak ederek, sosyal medya hesaplarına bakmadan duramıyor, adeta herkesle ilgili bir şeyler öğrenmek için yanıp tutuşuyoruz. Tabii bu durumdan takip ettiğimiz kişinin çoğu zaman haberi bile olmuyor. Her şey gizlice olup bitiyor. Merak edenler arasında tabi siz değerli travesti bireylerde var. Sosyal medya merakı tavan yaptı. Durup dururken tanıdıklarımız bir şey paylaştı mı acaba diye onların hesaplarına girip çıkarız. Onların bu durumdan haberi bile olmaz. Peki bu durumda size ne dendiğini biliyor musunuz? Stalker Yaptığınız işe de stalklamak deniyor. Sözlükte ‘sinsice izlemek’ olarak Türkçeye çevriliyor. Ama ‘stalk’ kelimesine artına alışmak gerekiyor. Sosyal medyanın hayatımıza kattığı bu meraklı komşu teyzenin güncellenmiş versiyonu halimiz, stalker kelimesini de hayatımızın içine dahil etti. Aslında biz sinsizce izlemiyoruz sadece basit bir meraka yenik düşüyoruz ama bu yabancılar bizi tanımadığından sinsi olduğumuzu düşünmüşler. Bu stalklama konusunda en başarılı olanlar İstanbul ve Ankara travestileri sanırım çünkü büyük şehirlerde yaşayanların sosyal medyada arkadaş sayısı daha fazla oluyor. Aslında, tüm stalklamaları aynı kefeye koymamak gerekiyor. Çünkü masum olanlar ve takıntı haline getirilenler farklı kulvarlarda yer alıyor. Eğer yeni tanıştığınız bir kişiyle ilgili temel bilgileri öğrenmek istiyor ve sosyal medyaya bakıyorsanız bu çok masum bir eylem. Gittiği okul veya yaşadığı şehri öğrenmek özel hayat kategorisine girmiyor. Ancak daha fazla bilginin peşindeyseniz hiç de masum sayılmıyorsunuz. Boş verin merak iyidir yoksa birbirimizi daha yakından nasıl tanıyacağız. Meraklı günler dilerim travesti iclal.

Hayata bakış

İnsan hayata nasıl bakarsa öyle yaşarmış. Senin penceren kiri ise beyazı değil sadece gri renkleri görebilirsin. Yıllar önce travesti bir dostumun anlattığı hikayeyi sizlere aynen aktarayım ve ne demek istediğime siz karar verin.

“Eski zamanların birinde bir adam hayatın anlamının ne olduğuna takmış kafayı. Bulduğu hiç bir cevap ona yeterli gelmemiş ve başkalarına sormaya karar vermiş… Ama aldığı cevaplar da ona yetmemiş. Fakat mutlaka bir cevabı olmalı diyormuş. Herkese bunu sormaya karar vermiş… Köy, kasaba, ülke dolaşmış bu arada zamanda durmuyor tabi ki. Tam umudunu yitirmişken Bursa yakınlarından konuştuğu bir travesti konuştuğu insanlar ona: ”Şu karşı ki dağları görüyor musun, orası Uludağ’dır. Uludağ ve Bursa travestileri ne yapacaklarını hep bu bilgeye danışırlarmış. Hatta yakın illerden İstanbul’dan Ankara travestileri bile buraya bu bilgeyi görmek için gelirlermiş. Orada yaşlı bir bilge yaşar, istersen ona git belki o sana aradığın cevabı verebilir” demişler. Çok zorlu bir yolculuk sonunda bilgenin yaşadığı eve ulaşmış adam. Kapıdan içeri girmiş ve bilgeye hayatın anlamının ne olduğunu sormuş. Bilge sana bunun cevabını söylerim ama önce bir sınavdan geçmen gerekiyor demiş. Bilge bir çay kaşığı vermiş adamın eline ve içine de silme bir şekilde zeytinyağı doldurmuş. “Şimdi çık ve bahçede bir tur at tekrar buraya gel… Yalnız dikkat et kaşıktaki zeytinyağı eksilmesin eğer bir damla eksilirse kaybedersin”. Adam gözü çay kaşığında bahçeyi turlayıp gelmiş. Bilge bakmış: ” Evet, demiş kaşıkta yağ eksilmemiş, peki bahçe nasıldı? Adam şaşkın… ”Ama demiş ben kaşıktan başka bir yere bakamadım ki“. Şimdi tekrar bahçeyi dolaşıyorsun kaşık yine elinde olacak ama bahçeyi inceleyip gel, demiş bilge. Adam tekrar bahçeye çıkmış gördüğü güzelliklerden büyülenmiş muhteşem bir bahçedeymiş. Geri geldiğinde bilge, adama bahçenin nasıl olduğunu sorunca gördüğü güzelliklerden büyülendiğini anlatmış adam. Bilge gülümsemiş , “ama kaşıkta hiç yağ kalmamış” demiş ve eklemiş: “Hayat senin bakışınla anlam kazanır. Sadece bir noktayı görürsen hayatın akıp gider sen farkına varmazsın.” Görebileceğin kadar güzelliği görmek için feda etmen gerekenler olacak bu hayatta önemli olan hangisinden karlı çıkacağındır. Sevgiyle kalın travesti İclal.